Posts Tagged: ‘safra kesesi sağdamı soldamı’

PROF.DR İBRAHİM SARAÇOĞLUN’DAN SİGARA İÇENLER ÖZEL FORMÜL

04 Ocak 2010 Posted by admin

İbrahim Saraçoğlundan Sigara içenlere özel formül

Malesef İnsaların çoğu sigara bağımlısı ve ne yazıkki , sigarayı bırakamıyorlar,En azından zararlarından kurtulabilmek için.
Prof.Dr İbrahi Saraçoğlunun özel formülü . Bu formül ile sigaranın vücudunuza verdiği tüm zararları elbette ortadan kaldırmak mümkün değil. Ancak önemli bir bölümünü en asgari düzeye indirebiliyorsunuz
Formülün temeli TERE OTU
Ayda 5 kez bunu yapacaksınız. 5 gün üst üste yaptıktan sonra diğer aya kadar bir daha tüketmeyeceksiniz. Yapmanız gereken şu; 5 gün boyunca her gün bir bağ tere otu yemek. Ancak salataya katmadan, saf olarak tüketeceksiniz. Öğlene kadar yarısını, öğleden sonra diğer yarısını yiyeceksiniz.Bu kürü uygularken idrara çıkıldığında yanma hissedilebilir. Bu zararlı bir şey değil. Bu ot aynı zamanda idrar yollarını da temizliyor. Formülü uygulamaya başladıktan sonra 2 veya 3. günde balgam çıkartmaya başlıyorsunuz. (Ayda 5 kez uygulanıp bırakılacak, unutmayın)
kaynak:netten

Apandisit belirtileri, apandis ameliyatı

26 Ekim 2009 Posted by admin

Körbağırsağın apandis denen solucansı uzantısının iltihaplanması apandisit
olarak bilinir. Çok sık rastlanan ve özellikle yetersiz tedavi sonucu yol
açacağı tehlikeli komplikasyonlardan ötürü korkulan bir hastalıktır. Günümüzdeki
antibiyotik olanaklarına karşın bu ikincil hastalıkların en ağın peritonit yani
karın zarı iltihabıdır.

Apandis içinden besinlerin geçmediği küçük bir bağırsak çıkıntısıdır. Hareketli
ve esnek bir boru biçiminde olan bu çıkıntı kalınbağırsağın başlangıç bölümü
olan körbağırsağa, incebağırsakla birleşme yerinin hemen gerisinde bağlanır.
Genellikle eğik biçimde gövde eksenine doğru uzanır. Bu normal konumunun dışında
leğen içine, karaciğer altına ya da sol böğüre doğru da yerleşebilir. Alışılmış
yerinin dışında bulunan apandisin iltihaplanması, belirtileri değerlendirmede ve
hastalığın tanısını koymada güçlükler yaratır.

Apandisin anatomik yapısında üç katman göze çarpar. Dış yüzeyi seröz (sıvı
içeren) bir zar örter.

Bunun altında kas katmanı ve en içte de lenf dokusunca zengin, girintili
çıkıntılı bir mukoza yer alır. Lenf dokusunun bolluğundan ötürü apandise
“bağırsak bademciği” de denir.

NEDENLERİ

Apandisin iç boşluğu çok dardır. Bağırsak florasında bulunan bütün
mikroorganizmalar burada da yaşar. Apandis genellikle bu mikroplara karşı
yeterince dirençlidir. Ama bazen çoğalan mikroplar hastalık yapıcı özellik
kazanır. Böylece apandisin iltihaplanma süreci başlar.

Mikropların hastalık yapıcı özellik kazanmalarını sağlayan en önemli olay,
apandis iç boşluğunun tıkanarak körbağırsakla bağlantısının zayıflamasıdır.
Mikropların burada durağan biçimde kalmasıyla apandis duyan iltihaplanır.
Tıkanmanın birçok nedeni vardır. Bunlar arasında yoğun mukus tıkaçları, bağırsak
solucanları, apandisin çok uzun olması, duvarlarında hareketi zorlaştıran
köşelerin bulunması ya da kiraz gibi meyvelerin takılı kalan çekirdekleri
sayılabilir.

GÖRÜLME SIKLIĞI

Antibiyotiklerin yaygın biçimde kullanıma girmesiyle apandisit olgularının
sayısı azalmıştır. Gene de bütün cerrahi girişimlerin yüzde 2 si apandisit
nedeniyle yapılmaktadır. Bebeklik çağında ender görülen apandisit, çocukluk ve
özellikle ergenlik çağında çok sık ortaya çıkar. Daha sonra görülme sıklığı
azalmakla birlikte her yaşta gelişebilir ve her iki cinste de eşit oranda
görülür. Bazı hastalarda akut apandisit kendiliğinden geriler. Ama olguların
yarısında bu krizler yineler ve kesin tedaviyi gerektirir.

Hastalığın akutla kronik arası ve kronik biçimlerinden de söz edilir. Akutla
kronik arası olgular çok ender değildir. Buna karşılık kronik apandisite
düşünüldüğünden çok daha az rastlanır; hatta kronik apandisit tamsının birçok
olguda sağlam bir temeli yoktur.

Belirtileri

Apandisitin belirtileri deneyimli bir hekimi bile tanı koymada zora sokabilir.
Akut apandisit özellikle çocuklarda iştah kaybı, bulantı ve kusmayla başlar.
Ateş hastalığın tipik bir belirtisi değildir. Koltuk altından ölçüldüğünde
hiçbir zaman çok yüksek çıkmaz. Ama makattan alınan vücut sıcaklığı her zaman
daha yüksektir. Ağrı en önemli belirtidir. Birkaç kez kusmayla birlikte sancı
biçiminde ortaya çıkar. Önceleri aralıklı gelen ağrı gittikçe şiddetlenir ve
süreklilik kazanır. Apandisit ağrısı göbek çevresi ve karın üstü bölgelerinde
başlar; daha ender olarak bütün karında duyulur. Daha sonra karnın sağ alt
bölgesine kayar. Ağrının göbek ile böğür kemiği ön dikeni arasındaki bu yeri çok
tipiktir. Bazen şiddetle başlayan ağrı daha sonra hafifler. Bu durum
yanıltıcıdır; hastaya rahatsızlığının bittiği duygusunu verir.

Oysa ağrı azalırken akut krizin öbür belirtilerinde gerileme görülmezse,
örneğin, hızlı olan kalp atışları yavaşlamaz, kas sertliği çözülmezse bu durum
apandisitin en korkulu komplikasyonu olan karın zan iltihabının geliştiğini
gösterir.

Hastanın muayenesi sırasında kolayca akut apandisit tanısına varılabilir. Karnın
sağ alt bölgesinin elle muayenesinde kasların korunma amacıyla kasılması sonucu
sertlik görülür. Belirli noktalara bastırılması şiddetli ağrı verir.

Apandisit tipleri

Belirtilerin şiddeti ve hastalığın ağırlığı yalnız apandis iltihabının
niteliğine bağlıdır. Akut apandisitin başlıca üç tipi vardır: Mukuslu, irinli ve
kangrenli. Cerrahi uygulamada en sık mukuslu apandisite rastlanır. Mukus
salgısının arttığı bu tipte apandis iyice iltihaplanmış, gergin ve büyümüştür.
Üzerindeki periton ise alışılmış parlaklığını yitirerek hafif matlaşmıştır.
Mukuslu apandisit hastalığın en hafif tipi olmasına karşın, zamanında müdahale
edilmezse irinli apandisite dönüşebilir. İrinli apandisitte, apandis iç
boşluğunda ve duvarında biriken irin birçok apse odağı oluşturur. Bu apselerin
ülserleşerek apandis dışına açılmasıyla kaçınılmaz olarak periton iltihabı
gelişir. Akut apandisitin irinli tipinde körbağırsak ve incebağırsak bağlantı
bölgesi gibi apandis yakınındaki bağırsak bölümleri de iltihaplanır. Son olarak,
apandis damarlarının pıhtıyla (tromboz) tıkanması sonucunda kangrenli apandisit
gelişir.

Başka bir deyişle, apandise gelen kanın ve dolayısıyla oksijenin azalması, doku
ölümüne (nekroz) ve apandisin bağırsaktan kopmasına yol açar. Kopan apandisin ve
körbağırsağın içindekiler kayın zarı boşluğuna yayılınca çok ağır bir peritonit
oluşur.

GİDİŞİ

Hastalık gidişine bırakılırsa, yani tanısı konmaz ya da hasta ameliyata izin
vermezse nasıl bir gelişme gösterir? Bazı iyi huylu olgularda ağrı, kusma ve
ateş birkaç gün içinde kendiliğinden azalır ve hasta o an için kendini
“iyileşmiş” hisseder. Ama “o an” geçicidir, çünkü kolayca atlatılan bu ilk krizi
kaçınılmaz olarak ikincisi izler. İkinci krizin ortaya çıkış zamanı değişkendir
ve arada geçen süre hastalığın kronikleşmesine yol açacak ölçüde uzayabilir.

Bu iyi huylu olguların dışında bazen de 3. ve 4. günlerde periton tepkisi
gelişir. Bunun sonucu olarak böğür çukurunda elle hissedilen, sınırları
belirsiz, oval bir kütle belirir (plastron). Yatakta dinlenme, karna buz koyma
ve antibiyotik tedavisiyle plastron birkaç haftada geriler.

Bir başka olasılık da apandisitin yaygın peritonit gibi ağır hastalık durumuna
doğru gelişmesidir. Yaygın karın zarı iltihabında belirtiler çok şiddetlidir;
ağrı bütün karında duyulur, kusma sıklaşır, hıçkırma belirir ve ateş 400C ye
kadar çıkar. Hasta endişeli, sıkıntılı, solgun, yüz hatları gerilmiş görünür;
dudaklar ve özellikle dil kurumuştur. Acil girişimde bulunulmazsa hasta ölür.