Posts Tagged: ‘adamotu bitkisi görsel’

Acıbakla Acıçiğdem Adaçayı Gece Terlemeleri Adamotu Ahlat Akdiken

28 Mayıs 2010 Posted by admin

Acıbakla

( Lupine / Lupin / Lupine )

10-100 cm yüksekliğinde, sık tüylü, bir senelik bitkidir. Yaprakları el şeklinde parçalı, uzun saplı, 5-9 yaprakçıklıdır. Çiçekleri dik salkım durumunda, beyaz veya mavimsi renkli, çiçek taç yaprağı kelebek şeklindedir. Yahudi baklası diye de tanınır.

Akdeniz bölgesi, Bursa, Antalya ve Konya çevrelerinde yetişir.

Türkiye’de üç türü bulunmaktadır.

Beyaz yahudi baklası: Beyaz çiçeklidir. 120 cm kadar yükseklikte, bir yıllık bir bitkidir.

Sarı çiçekli yahudi baklası: Vatanı, Orta ve Güney Avrupa’dır.

Mavi çiçekli yahudi baklası: Vatanı, Akdeniz çevresi memleketleridir.

Tohumlarının idrar söktürücü, kan temizleyici ve kurt düşürücü etkileri vardır. Bazı türlerinin kavrulmuş tohumları “sebze kahvesi” ismiyle kahve yerine kullanılmaktadır. Fakat alkaloit taşıyan türlerinin bu şekilde kullanılması tehlikelidir

Acıçiğdem

( Herbstzeitlose / Krokus / Colchique / Colchicum / Autumn crocuses )

Boyu 10-30 cm yüksekliğe ulaşan, otsu ve yumrulu bir bitki. Sonbaharda morumsu pembe renkli, 6 parçalı çiçekler açar. Yaprak ve meyvaları ise ilkbaharda ortaya çıkar. Sonbaharda çiçek açtığından dolayı halk arasında “güz çigdemi” olarak da bilinir.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Türkiye’de pek bulunmaz. Avrupa’nın sulak çayırlarında bol miktarda yetişir.

Kullanıldığı yerler: Tibbi önemi haiz bir bitkidir. Kullanılan kısmı yumru ve tohumlarıdır. Tohum ve yumruların idrar arttırıcı, terletici, müshil ve romatizma ağrılarını dindirici etkisi vardır. Alkaloitlerin çok yüksek zehirleyici özelliği olduğundan, bu droglar, dahilen ancak hekim kontrolünde kullanılabilir. Eskiden halk arasında romatizma ağrılarını dindirmek için haricen kullanılırdi. Bunun için bir tutam aci çiğdem tohumu, 2-3 dis sarmısak ile havanda iyice dövülür. Elde edilen sulu kısım da bir tülbente emdirilip, Ağrıyan kisma Sarılir. Bu pansuman birkaç gün arka arkaya tekrarlanır.

Adaçayı

Özellikle Akdeniz bölgemizde yetişen, aktarlarda kolayca bulabileceğiniz şifalı bir bitkidir.

Boğaz Ağıları, Gece Terlemeleri, Şeker Hastalarına

İlk önce bir avuç adaçayı ve yaklaşık 1 lt. suyu kaynatıp bu su ile güzelce bir gargara yapın, aralarda da balla tatlandırıp ılıktan biraz sıcak durumdayken bu çayı için.

Unutmadan, bu su ile yapacağınız gargara bademciklere iyi geldiği gibi diş eti iltihaplarına da fayda verir.

Gece Terlemeleri

Uyumadan önce içeceğiniz bir çay bardağı adaçayı, gece terlemelerini önler. Hem grip olanlar hem de nekahet dönemi geçiren hastalar bu yüzden adaçayından çok yararlanırlar.

Şeker Hastalarına

Adaçayı kan ve idrardaki şekeri düşürmek sureti ile şeker hastalarına büyük faydalar sağlar. Bununla beraber bağırsak ve midede oluşan gazları da giderir. Ancak emziren annelerde sütü azalttığı unutulmamalıdır.

Dıştan Kullanımı

Adaçayını yalnız gargara yaparak veya içerek değil aynı zamanda haricen de kullanabilirsiniz. Bir avuç adaçayını 4 su bardağı suda 10-15 dakika kaynatın. Elde ettiğiniz su mükemmel bir mikrop öldürücüdür. Bu su ile yaraları da temizleyebilirsiniz.

Yorgunluğa da

Banyo yaptığınızda kendinizi iyi hissedebilmeniz için bir çok bitkiden yararlanabilirsiniz. Bunlardan biri de adaçayıdır. Adaçayı katılmış bir miktar su ile durulanmak bile yorgunluğunuzu gidermeye yetecektir.

Bu arada dünyaya küsmüş, kendisini bedbin hisseden tanıdıklarınız varsa onlara bol bol adaçayı içmeyi telkin edin.

Adamotu

( Alraunwurzel / Mandragore / Mandrake )

Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yaprakli ve kazık köklü çok yıllık otsu bir bitki. Kökleri insana benzediği için, bu isim verilmiştir.

İlk yaratılan bitkilerden olduğu rivayet edilir. Araplar, İyonyalılar, Romalılar adamotunu bilirlerdi. Hatta Romalılar adamotu için “tıpkı insandır, bir soluğu eksiktir “demişlerdir. Tevrat’ta da zikredilen bir bitkidir. Eski kaynaklarda adamotunun tıpkı insan gibi olduğunu zikrettikten sonra biraz daha ileri gidilerek erkeği ve dişisi olduğundan da bahis edilir. Doğrusunu Allah (cc) bilir. Kökleri yere öyle tutunmuştur ki koparması zor olur. Dünyada bir çok bölgede büyücülükte kullanılan adamotu kuvvet macunlarının da baş aktörlerindendir.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Batı ve Güney Anadolu.

Kullanıldığı yerler: Kökleri % 0,3 oranında Hiyosiyaminlerle Skopolamin alkaloitlerini taşır. Bundan dolayı zehirli bir bitkidir. Ağrı kesici, yatıştırıcı, cinsel gücü arttırıcı etkileri vardır. Halen tedavide çeşitli preparatlarin terkibinde kullanılmaktadır. Rastgele kullanıldığında zararlı olur.

Adamotu zehirli olması sebebiyle dıştan kullanılması gereken ve dıştan kullanıldığında da çok etkili olan bir ottur.

Nasıl ve Nerede Kullanılır?

Adamotu bıçakla kazınarak kullanılır. Bu kazınan kısım merhem haline dönüşür. Elde edilen bu merhemi başınıza sürerseniz baş ağrınıza iyi gelecektir. Rivayet olunur ki adamotu insan vücudunu benzediği için onun insana benzeyen kısımlarından alınan merhemler insandaki o kısma konulursa daha etkili olur. Tabi ki ağrılarda .

Romatizmal ağrılara da bu merhemi tatbik ettiğinizde çok iyi sonuçlar alacaksınız.

Dişiniz Ağrıyorsa

Çok az miktarda adamotunu kaynatıp gargara yapın veya ağzınızı çalkalayın. Bu suyu yutmamaya özellikle dikkat edin, biliyorsunuz adam otu zehirlidir.

Adasoğanı

( Scille / Scillae bulbus / Sea onion / Urginea maritima )

Zambakgillerden bir çeşit bitkidir. Yaprakları uzun şerit şeklindedir. Çiçekleri yeşil ve beyaz damarlıdır. 2 kilogram kadar olan soğan kısmı, yapraklarının altındadır. Aci ve zehirlidir. 7,5 gram adasoğanı, bir insanı rahatça öldürebilir.Tazeyken kullanılmaz. Aksi halde zehirlenme ve kusmalara yol açar. Soğanın etli olan orta kısmı, dilimlenerek kurutulur. Sonra dövülüp toz haline getirilir. Çok iyi bilmeden kullanılmamalıdır.

Kullanıldığı yerler:Idrar söktürür. Kalp hastalarında vücudda biriken suyu boşaltır. Azotemiyi azaltır. Böbrek hastaları kullanmamalıdır.

Ahlat

( Yabanarmudu / Piraster / Pirus elaegrifolia / Wild pear-tree / Poirier sauvage )

Gülgillerden, kendi kendine yetişen ve üzerine armut aşılanan bir ağaçtır. Yemişi iyice olgunlaştıktan sonra yenir.

Kullanıldığı yerler: Meyveleri ishal keser. Zehirli hayvan sokmalarında, filizi ezilip yaraya sürülür.

Ahududu

( Himbeere / Framboise Common / Rasberry bush )

Ağaç çileği ve sultan böğürtleni olarak tanınır. Haziran-temmuz ayları arasında beyazımtrak renkli

çiçekler açan, 30-150 cm boyunda, çok senelik, dikenli, çalı görünüşünde bir bitkidir. Dağlık mintikalarin orman ve korularinda tesadüf edilir. Gövdesi dalli, dikenli ve yatiktir. Yaprakları 3-5 parçalı, sivri uçlu, yaprak sapı kıvrık dikenlidir. Çiçekler ekseriya dalların ucunda 5-10 çiçekli salkım halindedirler. Meyvesi etli ve birçok eriksi tipli meyvelerin biraraya gelmesi ile meydana gelmiş, küre biçiminde, kırmızı renkli ve güzel kokuludur. Meyveleri temmuz ve ağustos aylarında olgunlasir. Çogu çeşitleri bahçelerde yetiştirilir. Umumiyetle sonbaharda 1-1,5 m aralik bırakılmak suretiyle dikilir. Ahudutlari her 6-7 senede bir yenilenmelidir.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Ege, Marmara, Karadeniz bölgeleri.

Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısmı, meyve, çiçek ve yapraklarıdır. Meyveler tamamen olgunlaştıkları zaman toplanır. Yapraklarında tanen, meyvelerinde ise organik asitler (malik asit, sitrik asit vs.) şeker, pektin, uçucu ve sabit yağlar bulunmaktadır. Yaprakları boğaz hastalıklarında gargara için kullanılır. Çiçeklerinden romatizma ve nikris (gut) hastalıklarında faydalanılır. Taze olarak, şeker ve böbrek hastalıklarında perhiz yiyecegi olarak istifade edilir. Halk arasında ishal ve ateşli hastalıklara karşı tavsiye edilir.

Akasya

Siz hiç akasyayı çiçek açarken gördünüz mü? Yapraklarını döktüğünde “neredeyse kurumuş bu ağaç hiç bir şeye benzemiyor ” diye yüzüne bile bakmadığımız akasya, mevsimi geldiğinde o kadar güzel çiçek açar ki, o kadar güzel kokar ki.. Sadece akasya zamanları köylere gitmek bile büyük bir mutluluktur.

Güzel kokulu bu beyaz çiçek; bahçelerden ruhumuza salıverdiği hoş kokusuyla hem bizi mest etmiş, hem şarkılara konu, hem de gölgesinde dinlendiğimiz bir serinlik ve arılar için bal yatağı olmuştur.

Adı da ne kadar güzeldir akasyanın. Ve ayrıca şifa olarak da faydası vardır. Siz önce mevsimi geldiğinde hele bir köyünüze gidin ve çiçeklerini toplayıp gölgede kurutun akasyanın. Şöyle bir koklayın.

Keskin Gözler

·Akasya çiçeklerinden kaynatıp yapacağınız çay gözlerinizin keskin ve parlak olmasını sağlar.

·Diş eti iltihaplarında gargarası yapılabilir.

·Soğuk algınlığında da yalnızca bir tatlı kaşığı akasya çiçeğini ondan daha az kekik ve ıhlamurla kaynatıp içebilirsiniz.

Akdiken

( Gemeiner Kreuzdorn / Nerprun Alaterne / Common Buckthorn )

Mayıs-haziran aylarında, Sarı-yeşil renkli, küçük çiçekler açan bodur bir ağaçtır. Orman ve koru kenarlarında bulunur. Dalları karşılıklı, uçları diken halindedir. Yaprakları karşılıklı ve saplıdır. Çiçekler küçük demetler halinde bir araya toplanmıştır. Küre şeklinde ve bezelye büyüklügündeki meyvası evvela yeşil, olgunlukta morumsu-siyah renk alır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Bolu ve Trabzon civari.

Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısmı taze meyvalarıdır. Meyvelerinde yağ, renkli maddeler, şeker ve glikoz vardır. Iyi bir müshildir. Surubu yapılır. Müshil ilaci olarak kullanılır. Bunlardan başka meyvelerinen yeşil bir boya da hazırlanır. Memleketimizde yetismekte olan bir Akdiken çesidi de “Cehri” adıyla anilir. Bu cins sadece memleketimizde yetişir.

Alıç

Yüksek Tansiyon İçin Alıç Alın

Alıç yemek yüksek tansiyonu düşürür, asabiyetten mütevellit çarpıntıları ve sinir bozukluklarını geçirir.

Kalbinizde Alıca Yer Açın

Alıç damar sertliğine iyi geldiği gibi kalbi de kuvvetlendirir ve ayrıca uykusuzluk çeken kişilere de rahatlık vererek uyumalarına yardımcı olur.

Ağrı Kesici

Bir su bardağı suyun içine bir tatlı kaşığı kıyılmış alıç atın. Sabaha kadar bekletin. Birbirleriyle iyice hal oluncaya kadar (yarım saat kadar) kaynatın. İçmeden önce tatlandırmak için bal katın. Elde ettiğiniz bu alıç çayını baş ağrılarınızda kullanın. Çok iyi bir ağrı kesicidir. Bu çayı bir hafta içinde tüketmelisiniz.

Alıç Lapası

Alıcı lapa haline getirin. Sonra bu alıç lapasını şişlikler üzerine koyarsanız şişkinlikleri geçirir.

Depresyonda mısınız?

Bir tutam adaçayı ve alıcı bir bardak kaynamış suyun içine atın. Beş altı dakika demleyip bunu iki kerede bir kaç saat ara ile için. Bu çay depresyonunuza iyi gelecektir. Ayrıca alıç mide rahatsızlıklarında, idrar yolu rahatsızlıklarında ve spazmlar için de oldukça etkilidir.

Altınbaşak

( Solidago virgaurea )

Hendeklerde, orman kıyılarında, eğimli çayırlarda ve ağaçları kesilmiş orman bölgelerinde yetişir. Yöresel olarak yahudi otu ve altınasa adıyla da bilinir. Tüylü ve altın sarısı çiçeklerle bezeli sapı 80 cm kadar yükselebilir. Ağustos’da, çiçeklenme başlangıcında, bitki sapının orta bölümünden kesilir. Gölgelik ve havadar bir ortamda yüksek bir yere asılır ve iyice kurumaya bırakılır. Saplarla birlikte çok ince kıyılır ve hava almayan kaplarda saklanır.

Eterli uçucu yağlar, tanen, Saponin, flavonoids ve astringnet principle içerir. İdrar artırıcı, gaz söktürücü ve antiseptik özelliği vardır.

Böbrek hastalıklarına karşı

Altınbaşak, bağırsak hastalıklarında ve kanamalarında kullanılır. Ama, her şeyden önce böbrek hastalıklarına karşı olağanüstü bir şifalı bitki olarak övülür. Bitkinin çiçekleri ve yaprakları serinletici bir etkiye sahiptir. Bitki, bedendeki fazla sıvıyı atabilme yeteneğine sahip olduğu için, her tür böbrek ve mesane hastalığında önerilir.

Altınbaşak, böbrek büzülmelerinde ve yapay böbreğe bağlanma zorunluluklarında (Dializ makinesi) bile, yoğurtotu ve sarı ballıbaba ile birlikte etkilidir.

Ruhsal sıkıntılarda altınbaşak

Kişinin tüm ruhsal duyumları böbrekler tarafından karşılanır. Bu nedenle, örneğin, bir yakının ölümünde veya herhangi bir felaket karşısında, en fazla zarara uğrayan organ böbrektir. Altınbaşak, kişinin duygusal yaşamını en iyi düzenleyen bir şifalı bitki olarak kendini kanıtlamıştır. Bu nedenle, düş kırıklıklarında ve ruhsal sıkıntılarda altınbaşak çayı önemle tavsiye edilir.

Dikkat!

Bilinen hiç bir yan etkisi yoktur. Kronik böbrek hastalıklarında doktora danışılması doğru olur.

Altınbaşak çayı: Bir tatlı kaşığı kurutulmuş ve ince kıyılmış bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve üstü kapalı olarak 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak çay, aç karnına veya öğün aralarında, soğutulmadan içilir. Taze bitki kullanılması durumunda 4-5 dakika demleme süresi yeterlidir.

Üçlü Harmanı: Sarı ballıbaba, altınbaşak ve yoğurtotu eşit oranda karıştırılır. Bu karışımdan yarım tatlı kaşığı dolusu , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, 5-6 dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-4 bardak içilir

Anason

( Anis / Anis / Anise )

Maydanozgillerdendir. Kokulu, ince yapraklı, ince dallı narin bitkidir. Hem eczacılıkta hem de içki yapımında kullanıldığından hemen hepimiz biliriz onu. Haziran-ağustos aylarında, beyaz renkli çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliginde, bir senelik bitki. Gövde dik, silindir biçiminde, içi bos, çok dalli, tüylü ve üstü çizgilidir. Alt yaprakları uzun saplı, oval veya kalb biçimindedir. Çiçekler bileşik semsiyelerde toplanmışlardır. Meyveleri armut şeklinde küçük, üzeri tüylü, yeşilimsi Sarı renklidir.Basta Ege bölgesi olmak üzere bütün Anadolu’da bahçelerde yetiştirilir. Kültür anasonunun Vatanınin Anadolu olduğu tahmin edilmektedir.Meyvalarında nişasta, müsilaj, sabit ve uçucu yağ bulunmaktadır. Uçucu yağ miktarlari bitkinin cinsine ve yetiştiği yerin sartlarina bağlıdır. Uçucu yağın % 80-90’i anetoldür. Anetol, zehir etkili fakat bu etkisi çok olmayan bir maddedir. Meyvelerinden su buharı distilasyonu ile elde edilen anason yağı, hemen hemen renksiz ve karakteristik kokuludur.

Anason Tıpta midevi, bağırsak gazlarının teşekkülünü önleyici, hazmi kolaylaştırıcı ve göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Ayrıca nefes darlığı, öksürük ve kalb çarpintisi rahatsizliklarinda da etkilidir.

Dikkat

Anason yüksek dozda alındığında baş ağrısı, uyusukluk, görme zorluğu yapar. Daimi kullananlarda anisizm hastalığına sebeb olur. Bilhassa çocuklara uyku vermede, midede teşekkül eden gazlari gidermede çok faydalıdır. Bebekler için bir çay kaşığı tohum bir bardak suya olmak üzere çay olarak hazırlanır. Yemeklerden önce veya süte katılarak bir kaç çay kaşığı verilir. Büyükler % 1-2’lik çayini günde 2-3 bardak alabilir.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Bütün Anadolu

Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısmı, meyvaları ve yapraklarıdır. Meyveleri tamamen olgunlaştıktan sonra toplanır ve gölgede kurutulur. Hazmi kolaylaştırır. İstahsızlığı giderir. Mide ve barsak gazlarını söktürür. Idrar artırır. Migren ağrılarını keser. Astım, nefes darlığı ve bronşitte görülen şikayetleri giderir.

Regl sancılarında, karın ağrısı, hazımsızlık, mide ve bağırsak gazlarını gidermeye ve kalp çarpıntısına karşı etkilidir.

Bu şikayetler için bir bardak suya bir çay kaşığı anason tohumu konulup bir süre bekletilmesi kafidir. Yemeklerden sonra içerseniz daha iyi olur.

Bağırsak Koliki

Anason tohumunu kekikle beraber kaynatıp içildiğinde bağırsak koliklerine karşı etkilidir. Aynı formül öksürük ve uykusuzlukta da önerilir. Tatlandırmak için artık biliyorsunuz rafine beyaz şeker değil bal veya esmer şeker tercih edilir.

Ağız Kokularını Giderir

Ağız kokusu şikayetiniz mide rahatsızlığına bağlı değilse eğer, az bir miktar anason tohumu çiğnemek bu şikayetinizi giderir. Boğaz bölgesinde meydana gelen şişliklerde suyunu içmenin yarar verdiği rivayet edilmektedir.

Bağırsak Şikayetlerinde

Bir miktar kekik ve anason tohumu beraber kaynatılarak balla tatlandırılıp içilir. Bu karışım mide ve bağırsak gazlarını çözer, idrarı artırır. Kusma ve ishali keser. ( Kusma ve ishalde biraz nane ve limon bu karışıma eklenmelidir.)

Anne Sütünü Çoğaltır

Anasonun tohumları kaynatılarak balla tatlandırılıp içildiğinde veya dövülmüş tohumları balla beraber hemhal edilip macun haline getirilip az miktarda ancak düzenli olarak yenildiğinde anne sütünü çoğaltmaktadır.

Anason aynı zamanda hanımların muayyen günlerini de düzene sokar. Ancak tam muayyen günlerinde ve hamilelikte kullanılmamalıdır.

Ayrıca Anason ; sinirleri yatıştırır. İltihap kurutucu özelliği vardır. Migren ağrılarını teskin eder. Kalbi kuvvetlendirir. Bebeklerin diş çıkarmalarını kolaylaştırır.

150 gram zeytinyağı ve 50 gram anason, 500 gram su katılarak kaynatılır. (Su tamamen uçuncaya kadar kaynama devam etmelidir.) Geriye kalan yağ süzülüp saklanır ve bebekler diş çıkartırlarken bir parmak yardımı ile bebeğin diş etlerine sürülürse hem bebeğin ıstırap azalır hem de kolay diş çıkarmasını sağlar.

Andızotu

( Atgözü / Kızılağaç / Inula / Inula helenium / Annuèe inule )

Bileşikgillerden, nemli yerlerde yetişen, 1 metre kadar sapı olan bir çeşit ottur. Yaprakları büyük, yumuşak ve yuvarlaktir. Çiçekleri sarı renkte olup, aci ve kokuludur. Kökü kalındır. Meyveleri küçük, fistık kozalağına benzer.

Kullanıldığı yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Balgam söker. Mikropları öldürür. Vücudda biriken tuzu atar. Üremi, nefrit, sistit, Idrar yollari hastalıklarında faydalıdır. Nefes darlığıni giderir. Karaciger hastalıklarını tedavi eder. Kaşıntıları keser.

Dikkat

Fazla kullanıldığı zaman, mide bulantısı yapar.

Antep fıstığı

Genellikle tatlılarınızın üstünü süslemek veya tatlı içi olarak kullandığımız Antep fıstığının vücut sağlığımızla da ilgili bir çok faydalı özelliği vardır.

Kalp İçin

Antep fıstığı kalp sağlığını korumada önemli bir ilaç vazifesi görür. Bunun yanı sıra fıstığı ceviz ve balla birlikte karıştırıp yerseniz bünyenize kuvvet verir.

Hastalıktan Sonra

Antep fıstığı nekahet dönemlerinde de vücudumuzun dostudur. Bir terkip içinde veya tek başına tüketilen fıstık, nekahet dönemin rahat ve kısa sürmesini sağlar, bünyeyi dirençli hale getirir.

Ayrıca Antep Fıstığı ; akciğer için iyi bir iltihap temizleyicidir. Göğsü yumuşatır, ağrılarını hafifletir, öksürüğün geçmesine yardımcı olur.

Ararot

( Maranta nişastasi / Arrow-root )

Sıcak iklimlerde yetişen “Maranta” adlı kamıştan veya ona benzer başka bitkilerin köklerinden çıkarılan beyaz bir tozdur. Nişastadan daha incedir. Kokusu ve tadı yoktur.

Kullanıldığı yerler: Çocuk maması yapımında kullanılır. Süt çocuklarına ve nekahat dönemindeki hastalara verilir. Hastalıklardan sonra görülen halsizlikleri giderir.

Arı sütü

Elimizdeki bilgilere göre bir kovanın hakimiyeti kraliçe arının elinde. Bir kovanda yaklaşık olarak 25.000 ila 100.000 arı yaşamaktadır.

İşçi arıların ortalama yaşama süreleri 5 – 6 hafta iken, kraliçe arı 3 ila 6 yıl arasında bir hayat sürebiliyor. Ancak kraliçe arı işçi arılar gibi ne yiyecek yapabilme ne de polen toplayabilme özelliğine sahiptir. Onun tek görevi vardır o da arıların soyunu devam ettirmektir.

Kraliçe Arının Uzun Yaşama Sırrı

Kraliçe arının metabolik olarak farklılığının ve uzun hayatının sırrı ise tek ve özel bir gıda ile beslenmesi; ARI SÜTÜ..

Bütün arılar hayatlarının ilk üç günü arı sütü ile beslenirler. Ancak kraliçe arı olmaya seçilen lavra, hayatı boyunca arı sütü ile beslenmeye devam eder ve bu faktör fiziki değişimlere sebep olur. Kraliçe her gün kendi ağırlığından fazlasını yumurtlar; günde 3.000 yumurta. Ve daha uzun yaşar.

Faydaları

Kraliçe arının temel güç kaynağı olan arı sütünün bileşimindeki vitaminler şaşırtıcı bir zenginlik gösterir.

22 amino asit, vitamin B1, B2, B3, B5, B6, B7, B8, B12, vitamin C ve 6 esas element.

Tamamı bu kadar değil ancak bilim adamları arı sütünün formülünün sadece %4 ünü tanımlayabiliyorlar.

Uzmanlar, asırlardır insanların hayatına canlılık, tazelik ve sağlık taşıyan arı sütünün sindirim ve sinir sistemi üzerindeki rahatlatıcı etkisinin yanı sıra cilt ve saç sağlığını desteklediğini belirtiyorlar.

Arı sütü vücutta protein, şeker ve nişastayı asimile eder. Enzimleri düzenler, damarları, kasları, kemikleri ve dişleri destekler ve vücuda canlılık kazandırır.

Arı sütünün biyolojik olarak etki ettiği ve yarar sağladığı bazı alanlar da şunlardır;

Antibakteriyel, kan şekerini kontrol edici, hipertansiyonu dengeleyici, romatizmal ağrıları azaltıcı, baş ağrısını giderici, yorgunluk alıcı, lohusalarda süt miktarını artırıcı, yaşlılarda görülen bazı yetersizlikleri azaltıcı, bahar nezlesi ve astım için iyileştirici, stresle savaşıcı.

Özellikle bu son madde üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü stres bağışıklık sistemini zayıflattığı için viral enfeksiyonlara ve soğuk algınlığına zemin hazırlamaktadır. Ayrıca aşırı stres kalp hastalıklarına neden olduğu gibi kansere kadar giden yolu da açıyor. Açık havada spor, dengeli beslenmek stres atmanın çarelerinden bazıları. Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde çok önemli bir rolü olan arı sütünün kıymeti burada ortaya çıkıyor. Çünkü yapılan çalışmalar arı sütünün insanın bağışıklık sistemini de güçlendirdiği ve hastalıklara karşı korunmayı artırdığını ortaya koyuyor.

Doğal yollarla tedavinin önemine ve hastalanmadan tedbir almanın gereğine inanan bir grup kimyacı, homeopat ve herbalist bir araya gelerek taze arı sütü, ginseng ve echinacea özünü balla harmanlayıp güçlü bir “karma ” hazırlamışlar.” Irena ” ismiyle piyasaya verilen bu karmada bulunan ginseng; canlılık, rahatlık ve dikkat sağlarken deprasyonu da azaltıyor.

Echinacea doğal bir antibiyotiktir. Meydana çıkabilecek bir iltahabı, bünye bundan zarar görmeden vücuttan atmaktadır. Irena’nın romatizma ve artrit ağrılarını alıdıktan çok kısa bir süre sonra ve yarı yarıya azalttığı tespit edilmiştir. Ayrıca bu karmanın kandaki kolestrol oranını düşürdüğü de tespit edilmiştir.

Arı Sütü Alırken Dikkat Edilecek Hususlar

Şu an piyasada çok çeşitli arı sütü bulunmaktadır. Bunların bir çoğu dondurulmuştur. Dondurma işlemi arı sütünün içinde bulunan amino asitleri azaltır. Dolayısıyla arı sütünün dondurulmamış olması ve bileşiminde neBatı yağ bulunmaması gerekmektedir.

Ardıç

( Wacholder / Geniévre / Juniper )

Kışın yapraklarını dökmeyen daimi yeşil ağaçlardan. Yaprakları küçük pulsu veya igne şeklinde olup 1-2 cm uzunlugundadır. Bir evcikli veya iki evcikli bitkilerdir. Ardıç Yemişi diye anilan kozalaklari Dişi ağaçlar üzerinde bulunur. Ardıç türleri kozalaklarinin büyüklügüne, rengine ve özellikle her kozalagin içinde bulunan tohumlarınin sayisina göre birbirinden ayırt edilir.

Çeşitleri ve Kullanıldığı yerler: Sıcak iklimlerde ve korunmuş alanlarda ağaç gibi büyümesine karşılık, soğuk bölgelerde çalı manzarasındadırlar. Genel olarak odunu yumuşak ve dayanıklıdır. Kursun kalem yapılır. Kerestesi de demiryolu traversi olarak kullanılır.

Bütün Kuzey Yarimküre’de yetişen 60 türü vardır. Memleketimizde 8 ardıç türü yetismekte olup önemlileri şunlardır:

Katran ardici (Juniperus oxycedrus): Trakya ve Anadolu’da yaygındır. Çalı veya küçük bir ağaç şeklindedir. Yaprakları üçlü ve Batıcidir. Kozalaklari kırmızımsı olup iki tohumludur. Dallarından elde edilen katranı cilt hastalıklarında kullanılır.

Adı ardıç (Juniperus communis): Memleketimizde Trakya bölgesinde tesadüf edilen çalımsı veya küçük ağaçlardandir, yaprakları Batıcidir. Kozalaklari mavimsi siyah renkli, üç tohumludur. Idrar söktürücü olarak kullanılır.

Bodur ardıç (Juniperus nana): Memleketimiz dağlarında, özellikle Kuzey Anadolu dağlarında geniş topluluklar meydana getirir. Kozalaklari mavimsi siyah renklidir. Yenir ve idrar söktürücü özelliktedir.

Kokar ardıç (Juniperus foetidissima): Dogu Akdeniz Bölgesi ağacıdır. Memleketimizin dağlık yerlerinde yetişir. Sürgünleri dört köşeli, kozalakları mavimsi siyah renkli, 1-2 tohumludur. Yapraklar ezildigi zaman fena kokular çıkarır.

Yüksek ardıç (Juniperus excelsa): Memleketimizin dağlık bölgelerinde yetişir. Sürgünleri dört köşeli degildir. Kozalakları mavimsi siyah renkli, 4-6 tohumludur.

Finike ardıcı (Juniperus phoenicea): Batı ve Güney Anadolu’da yetişen çalımsı, bodur ağaçlardandır. Kozalakları kızılımsı kahverengi, 4-9 tohumludur.

Armut

Armut susuzluğu giderdiği gibi organizmayı da temizler.

Bağırsak Kurtları İçin

Tazesi, kurusu, kabukları kullanılan armudun çekirdekleri de yabana atılacak gibi değildir. 10 gr. armut çekirdeğini üç bardak su ile kaynatıp suyunu içtiğinizde bağırsak kurtlarını düşürür. Bunun yanı sıra haftada üç dört defa armudu çekirdeği ile birlikte yerseniz o da aynı işlevi görecektir.

Yemekten Sonra

İçinde A, B1, B2, B3, B6, C, vitaminlerini barındıran armudu, yemeklerden sonra yediğinizde hazmı kolaylaştırır, mide ve bağırsak ifrazatını artırır ve bağırsaklara yumuşaklık verir.

Şekeri Ne Kadar?

Armutta %15′e kadar şeker bulunmaktadır. Bu kadar şekerin şeker hastalarına (doktorlarına danışmaları şartıyla) zararı yoktur ve bu hastalar günde 200 gr. armut yiyebilirler. Ancak ülseri olanların armudu çiğ olarak tüketmekten ziyade kompostosunu yaparak tüketmeleri tavsiye edilir.

Uykusuz mu Kaldınız?

Bu durumda gece yatmadan önce yiyeceğiniz bir armudun faydasını göreceksiniz.

Ağız Kokularına

İki litre su ile bir kilo armudu pekmez haline gelinceye kadar kaynatın, bir tülbentten geçirerek süzün, elde edeceğiniz şurubu özellikle aç karnına bol bol için. Bu şekilde hazırladığınız şurup hem ağız kokusunu giderecek hem de midenizi kuvvetlendirecektir.

Yüksek Tansiyonda

Armut bütün salgı bezlerini çalıştırır, kandaki üre asiti ve üre tuzlarını dışarı atar. Tansiyonun düşmesine de yardımcı olur. Ayrıca kansızlık şikayeti olanlara da armut bire birdir.

Hamileler

Hamilelik dönemindeki kusmalardan yakınanlar için de armut faydalıdır. Bu dönemde tüketilecek armut hanımların kusmalarını azaltır. Annenin ve bebeğin sağlıklı olmalarını sağlar.

Ağız Yaraları

Anadolu kültür mirasından bizlere ulaşan bilgilerde armut kompostosunun ağız yaralarına iyi geldiği belirtilir.

Diğer Faydaları

Armut ağacının yapraklarından yapılan çay idrar söktürücü olarak kullanılır. İdrardan kan gelmelerine karşı armut kabuğu şifalıdır. Armut suyu sinirlerin yatışmasını sağlar ve sinirleri yumuşatır. İhtiva ettiği besinler beynin daha iyi çalışmasını sağlar.

Bir litre suya katacağınız 50 gr. armut kurusunu kaynatın. İçine biraz bal ve limon katıp için. Hem serinlik hissedecek hem de idrar söktürücü olarak işe yarayacaktır.

Arslanpençesi

( Alchemilla vulgaris/arvensis )

Halk dilinde şebnemli ve arslanayağı adıyla da bilinir . Genelde , orman ve yol kıyılarında , bayırlarda , yüksek yörelerdeki nemli çayırlarda ,ve dağlık bölgelerde yetişir . Güzel bir görünümü olan , 7-9 parmaklı yapraklarının kenarları dişlidir . Oldukça sağlam olan sapı pek yüksek değildir ve pek dikkat çekmeyen sarımsı yeşil yaprakları özellikle Mayıs’tan Haziran’a kadar , ama daha sonraları da görülebilir . Bitkinin yaprakları bazen toprağın üstüne kapanırlar ve sabahleyin yaprağın ortasında bir çiğ damlası görülür . Bin metrenin üstündeki bölgelerde arslanpençesi daha çok gümüş rengindedir ve kireçli topraklarda olduğu kadar , ilk kütle zeminlerinde de yetişir . Her iki bitki cinsi de , çiçek açma zamanında tümüyle , daha sonra ise yalnızca yaprak olarak toplanır ve kurutulur .

Özellikle kadın hastalıklarına karşı kullanılır .

Arslanpençesi , yalnızca adet görme düzensizlikleri , dölyolları akıntısı , dölyatağı (rahim) şikayetleri ve menopoz çağındaki rahatsızlıklarda rahatlatıcı etkiler yapmakla kalmayıp , ergenliğe geçişte de , civanperçemi ile birlikte kullanıldığında , adet görmeyi düzene sokar . Bazı genç kızlarda adet hallerinin doktorların verdiği ilaçlarla bile başlamaması durumunda , arslanpençesi civanperçemi ile eşit karıştırılarak kullanılabilir.

Arslanpençesi , toplattırıcı olarak da çok etkilidir ve çabuk iyileştirir . Yara ateşlenmesine , apseli yaralara ve ihmal edilmiş çıbanlara karşı , su toplayıcı ve kalp güçlendirici ilaç olarak kullanılır. Diş çektirdikten sonra , arslanpençesi çayı, önerilebilecek ilaçların en başında gelir . Yinelenen gargaralar sayesinde , yara bir gün içinde kapanır . Ayrıca , kas ve organ yorgunluklarında ve kansızlık hallerinde de yardımcı olur. Zor doğum yapan ve düşük yapmaya yatkın kadınlarda , ceninin dölyatağındaki durumunu sağlamlaştırmakta , doğum yaralanmaları ve dölyatağı gevşekliğinde , dölyatağı kasları yorgunluğunda arslanpençesi en önde gelen yardımcıdır . Bu tür kadınlar , üçüncü aydan sonra bitki çayını içmelidirler . O , tüm kadın hastalıklarında kullanılabilen, her derde deva bir ilaçtır ve çobançantası ile birlikte kullanıldığında , dölyatağı sarkmasında (prolapsus ) ve fıtıklarda bile yardımcı olur . Bu son iki rahatsızlıkta , elden geldiğince , yeni toplanmış taze aslanpençesinin çayından günde 4 bardak içilmelidir.

Atalarımız bu bitkiyi yara otu olarak , sara ve kırıklarda , içten ve dıştan kullanırlarmış

Yüksek yerlerde yetişen bitkilerin yapraklarının altı parlak gümüş renginde olur . Bitkinin bu türü özellikle bedende yağ birikimine karşı başarıyla kullanılabilir . Günde 2-3 bardak çay uygundur .

Uyku düzensizliği çekenlere de çok yardımcı olur . Şeker hastaları ondan sık sık içmelidirler . Banyo sularına arslanpençesi kaynama suyu eklenen güçsüz çocuklar , kısa süre içinde güçlenmeye başlarlar . Bir banyo için 200g kuru bitki kullanılır . arslanpençesi , çobançantası ile birlikte , kas erimesi ve ağır , iyileştirilemez kan hastalıklarına karşı kullanılır . Skleroz’da (organ sertleşmesi ) da bu çok değerli bitki büyük yardımlar sağlar . arslanpençesi çayı , içilerek ve kalp banyolarında uygulanılarak , ağır kalp kası hastalıklarında çok kısa bir süre içinde önemli iyileşmeler sağlayabilir .

Arslanpençesi çayı : Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır ve demlenmesi için 5-6 dakika kadar beklendikten sonra süzülür

Banyo Katkısı : Bir tam banyo için 5-6 avuç dolusu taze bitki veya 200g kurutulmuş bitki , gece boyunca soğuk suda bekletilir. Ertesi gün , kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 5-6 dakika bekledikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir.

Lapa Kompresi : Yeterince taze bitki iyice yıkanır , bir tahta tablanın üstünde merdane ile iyice ezilir ve hasta bölgeye uygulanır

Aslanağazı

( Kurtağazı / Tavşandudağı / Anthirinum / Linaire / Muflier )

Türlü renklerde yetişen güzel görünümlü bir bitkidir. Kokusuzdur. Daha ziyade süs bitkisi olarak kullanılır.

Kullanıldığı yerler: Balgam söktürür. Bronşitte rahatlık verir.

Aslandişi

( Yabani acimarul / Karahindiba / Taraxacum officinalis / Dent de lion / Dandelion )

Bileşikgiller familyasından, yol kenarlarında, çayir ve hendeklerde yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları rozet şeklindedir. Çiçekleri Sarıdır. Taze yaprakları salata olarak yenilebilir. Kökünde, Teraxacin, Levulin, Inulin ve şeker vardır. Yaprakları ilkbahar, kökleri ise sonbahar aylarında toplanıp kurutulur.

Kullanıldığı yerler: Idrar söktürür. Mesane ve kalınbağırsak iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır, öksürügü keser. Balgamli ishalleri keser. Karaciger siskinligini indirir. Böbrek ve safra taşlarıni düşürür. Sarılikta faydalıdır. Anne sütünü artırır. Taze filizleri kirildigi zaman akan sütü de dişleri temizler. Ögütülen kökü, kahveye de katılır.

Ayrıkotu

( Gemeine Qecke / Chiendent commun / Common Couch Grass / Scutch / Twitch )

Temmuz-ağustos ayları arasında yeşil veya morumsu-yeşil renkli basaklar veren, 30-100 cm boyunda, çok senelik otsu bir bitki. Toprak altında çok fazla yayılmış olan ana kökleri bulunur. Bilhassa kumlu toprakları sever. Gövdeleri dik, tüysüz ve içi bostur. Yaprakları dar, uzun, ince, paralel damarli, sivri uçlu, koyu yeşil renklidir. Çiçekler gövdenin ucunda ve yassi bir basak durumunda toplanmışlardır. Meyve sarımsı renkli uzuncadır. Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacidir. Kökler mesane ve böbrek iltihaplari dahil, mesanedeki tas ve kumlari düsürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür. Idrar arttırıcı olarak mısır püskülü, arpa ile beraber kaynatılarak kullanılır. Hatta köpekler bile ağız ve barsaklarıni temizlemek için bitkinin yapraklarını büyük bir zevkle yedikleri için bitki “köpekçimeni” olarak da bilinir. Tarlalarda belirtilen türden başka, buna çok benzeyen büyük ayrikotu (cynadan dactylon) olarak bilinen çeşidinin daha kalın kökleri olup, nişasta da taşımasıyla ayrılır ve Diğeri gibi kullanılır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Istanbul, Trakya, Muğla, Anadolu.

Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısımları kökleridir. Köklerinde triticin, uçucu yağ, müsilaj ve potasyum bulunur.

At kestanesi

Nisan ve temmuz ayı arasında çiçek açan at kestanesini kestaneye benzeyen ancak dikenleriyle ondan ayrılan ve gölgesinden yararlanılan bir ağaç olarak tanıyoruz.

Cildinizdeki Lekelere Artık Son

Bir avuç kadar at kestanesin mutfak robotunda un haline gelinceye kadar çekin, daha sonra içine bir miktar badem yağı ekleyin. Bu şekilde tam bir krem elde etmiş olacaksınız. Uyumadan önce bu kremi yüzünüze sürün ve yarım saat kadar bekletin. Sonra yüzünüzü ılık su ile durulayın. Ortalama iki hafta içinde yüzünüzdeki bütün kırmızı lekelerin geçtiğini göreceksiniz.

Hemoroit İçin

Yaklaşık bir kilo kadar at kestanesini robotla veya bıçakla küçük parçalara ayırın ve iki litre kadar suda pişirin. Bu su ile basurlu yerleri günde iki üç kez yıkayın.

Ayrıca kestane yağı romatizmal rahatsızlıklarda da rahatlıkla kullanılır. Kimileri üzerlerinde taşıdıkları birkaç at kestanesinden sonra romatizmal rahatsızlıklarının azaldığını ifade etmişlerdir.

Atkuyruğu

( Equisetum arvense )

Kırkilitotu veya zemberekotu olarak da tanınır . İlkbahar başlangıcında , derinlere kök salmış olan köksaptan , önce spor taşıyıcı kahverengi başak sapları çıkar . Düzgün yapılı küçük çam ağaçlarını andıran 40-50cm boyundaki yeşil yaz kuyruğu ise daha sonra çıkar .Çok yıllık , otsu ve çiçeksiz bitkilerdir . Gövdesi silindir biçiminde , dallı veya dalsız , yeşil veya esmer-yeşil renkli , sert ve içi boştur . Yaprakları çok küçük , pul biçiminde ve sivri uçludur . Spor ile çoğalırlar .Spor keseleri verimli gövdelerinin uçlarında başak şeklinde toplanmışlardır . Türkiye’de 7 kadar türü yetişmektedir .Saponin , silisilik asit , tanen ve az miktarda alkaloitler (palustrin , nikotin ve diğerleri) içerirler .

Atkuyruğu, tarlalarda, dere kıyılarında ve eğimli arazilerde yetişir. Balçıklı toprakta yetişenleri en şifalı olanlarıdır.

Yetiştiği yere göre %3-16 silisik asit içerir ve bu oran onun şifalı etkinliğini arttırır.Doğal olarak, yapay gübre kullanılan tarlalardan toplanılmaması gerekir. Dalları en ince olan atkuyruğu cinsi genellikle ormanlarda ve orman kıyılarında yetişir. Bu cins de şifalıdır. Bataklık, karasuluk yerlerde ve dağlık meralarda yetişen, parmak kalınlığında saplı ve yüksek boylu bitki ise yalnızca dıştan, banyo katkısı (oturma banyosu) olarak kullanılmalıdır! Çayı yapılacak bitkilerin, tarlalardan, orman kıyılarından ve dere kıyılarından toplanması gerekir. Genç sürgünleri yiyen hayvanlarda , kan işemesi ile belirlenen zehirlenmeler görülür . Özellikle sığır ve atlar bu bitkiye karşı duyarlıdır . Kurutma ile zehirlilik etkisi azalmaz . İnsanlarda da aynı şekilde zehirlenme belirtileri görülmektedir . Bu nedenle dikkatle kullanılması ve belirtilen miktarların üzerinde kullanılmaması gereken bir drogdur .

Bu bitki , özellikle kanama durdurucu özelliği ve ağır mesane ve böbrek hastalıklarında sağladığı başarılar sayesinde eski çağlardan beri tanınmaktaydı . Atkuyruğu , kanamalarda , kan kusmalarda , mesane ve böbrek rahatsızlıklarında , taş ve kum rahatsızlıklarında , benzeri bulunamaz ve yeri doldurulamaz bir şifalı bitkidir . Eski rahatsızlıklarda , çürüyen yaralarda ve hatta kanser türü çıbanlarda bile atkuyruğu alışılmamış hizmetler sağlar . Genellikle , ıslak ve sıcak bitki nemli bezlere yatırılarak , hasta bölgeye kompres (bitki lapası) olarak uygulanır . ilerleyen yaşlarda sürekli olarak atkuyruğu çayı içmek oldukça yararlıdır . Tüm romatizma , gut ve nevraljik ağrılar böylece yok olur ve sağlıklı bir yaşlılık devresi yaşanabilir . En ağır kanamalar veya kan kusmaları , atkuyruğu çayı içilerek en kısa sürede iyileştiği de rivayet edilir. Ağrılı mesane üşütmeleri ve kramplara karşı , kaynatılmış bitkinin buğusu 10 dakika kadar mesane bölgesine uygulanır . Bu tedavi biçimi birkaç kere yinelendiğinde hastalık tümüyle atlatılır . Birdenbire işeyememe başlayarak ağrılar içinde kıvranan yaşlı kişiler , doktor tarafından idrar bir hortum aracılığı ile boşaltılmadan , buğu kompresleri sayesinde ağrılardan kurtulabilirler. Böbrek kumu , böbrek ve mesane taşlarında , sıcak atkuyruğu tam banyoları alınır ve aynı zamanda da atkuyruğu çayı içilir ve basınçlı bir biçimde boşaltabilmek için , idrar elden geldiğince tutulur . Taş, bu durumda genellikle düşürülür. Sıvı dışkılayıcı ilaçlar yetersiz kaldığında , atkuyruğu yardımcı olur . Örneğin , kalp dış zarında ve akciğer zarında su toplanması veya kızıl hastalığından sonraki böbrek düzensizliklerinde ve sıvı dışkılama düzenini bozan mikroplu hastalıklardan sonra . Sonuç olarak , onun böbrek ve mesane sistemi için dıştan ve içten kullanılabilen seçkin bir bitki olduğu söylenebilir . Böbrek çanağı iltihaplarında bir tek atkuyruğu katkılı banyo oldukça etkilidir . Bu durumda (yani yalnızca dıştan kullanmak için ) , parmak kalınlığında sapı olan uzun boylu atkuyruğu, bataklık ve karasuluk bölgelerden toplanır ve böbrek çanağı iltihaplarında , dıştan kullanılarak , hemen etkisini gösterir.

Zor bir doğum sonrasında , genç annelerde bazen , görme bozukluklarına rastlanır ;çünkü doğum sırasında annenin böbrekleri bir hayli zorlanır . Atkuyruğu oturma banyoları , dıştan yaptığı etki ile böbreklerin kan dolaşımını yoğunlaştırarak , onların gözler üstündeki basınçların azalmasını ve böylece görme bozukluklarının giderek düzelmesini sağlar. Atkuyruğu , bir yandan kanama durdurucu özelliğe sahipken , öte yandan da , çok önemli bir böbrek ilacıdır . Atkuyruğu çayı içildikten sonra , bol miktarda koyu renkli idrar dışarı atılacaktır . Ödemlerde de etkisi çok çabuk görülen bir bitkidir .” Ödemi iyileştirecek ilaçlardan olumlu sonuç alındığında , tüm öteki bitki çayları bir tarafa bırakılarak günde 2-3 bardak atkuyruğu çayı gün boyuna yayılarak , yudumlanarak içilmelidir . Edinilmiş deneyimlere göre , ödem gerileyecektir . Kaşıntılı egzamalarda , kabuklu , iltihaplı , kılları dökülmüş olsa bile , atkuyruğu kaynama suyu ile yapılan banyolar veya kompresler büyük yardım sağlar . Kaynama suyu ile yapılan yıkamalar ve banyolar , dolamalara , bacaktaki açık yaralara , işleyen eski yaralara , kanser türü çıbanlara , fistüllere , kıl dibi iltihaplarına ve deri tüberkülozuna karşı başarılıdır . Dinmeyen burun kanamalarında , bitki kaynama suyu soğutulduktan sonra , kompres biçiminde buruna uygulanır . Kan dindirici olarak , akciğer , dölyatağı (rahim) , basur ve mide kanamalarında , içten çay biçiminde kullanılır . Bu tür olaylarda doğal olarak , bitkinin uzun süre kaynatılması gerekir .

Atkuyruğu çıban otu ile eşit karıştırılarak kullanıldığında , kan temizleyici özelliği sayesinde , atardamar sertliğine ve unutkanlığa karşı başarılı olacaktır . Kepekli saçlar , atkuyruğu kaynama suyu ile her gün yıkanır ve saç diplerine zeytinyağı ile friksiyon (ovarak sürme) yapılır . Kepekler kısa sürede yok olacaktır . Binbirdelikotu ile eşit oranda karıştırılarak demlenen atkuyruğu çayı günde 1-2 bardak içilip , akşamları da kuru yemek yendiğinde , yatağa işeme olayı önlenebilir .Bu çay aynı zamanda , bademcik iltihabı , ağız boşluğu ve dişeti kanamalarında ve iltihaplarında , fistüllerde ve polüplerde gargara biçiminde kullanılır . Kadınların beyaz akıntılarında , atkuyruğu oturma banyoları alınmalıdır . Bitkinin , kronik bronşit ve akciğer tüberkülozuna karşı oldukça etkili olduğu da hiçbir zaman unutulmamalıdır ! Düzenli çay içimi ile silisik asit alımı sayesinde akciğer tüberkülozu iyileşirken , bir yandan da , hastalığın yaratmış olduğu genel güçsüzlük durumu sona erer . Yeni bazı araştırma sonuçlarında , uzun süre düzenli biçimde atkuyruğu çayı içildiğinde , kötü karakterli şişliklerin (tümörlerin) büyümelerinin durduğu ve sonunda yok oldukları söyleniyor . Dölyatağındaki ve anüsteki polipler ve eklem sıvı kesesi iltihapları bile bu yöntemle geçirilebilir . Bu tür olaylarda atkuyruğu buğu kompresi ve oturma banyoları yardımcı olarak uygulanmalıdır . Bu buğu kompresleri , kramplı mide rahatsızlıkları , karaciğer ve safra kesesi düzensizliklerinde ve yukarı doğru oluşturdukları basınçla kalp çalışmasını etkileyen ağrılı birikimlerde yardımcı olur . En ağır bel kemiği sakatlıkları bile , eğer bir sinirin sıkışması sonucunda oluşmamışlarsa , atkuyruğu oturma banyoları ile iyileştirebilirler . Röntgen filminde , yaşlılık nedeniyle aşınmış eklemler saptanmış olsa bile , bu durum ağrı çekmeyi gerektirmez ! Hastalığında yukarı doğru basınç yapmaya başlayan bir böbreğin , bel kemiği boyunca uzanan sinirlere dayanması sonucu bu tür ağrılar oluşabilir . Bir atkuyruğu oturma banyosu , böbreklere derinlemesine yaptığı etki ile , onların yukarı doğru olan basınçlarını yok eder .

Atkuyruğu çayı :

Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış bitki , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır , 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür . Günde 2-3 bardak içilir .

Oturma banyoları: En iyisi , bataklık ve karasuluk yerlerde yetişen kalın saplı ve uzun boylu bitkinin kullanılmasıdır. Bir banyo için , beş litrelik bir kova dolusu bitki gerekmektedir . Oturma banyolarında , böbrekler suyun içinde kalmalıdır . Banyo süresi 20 dakikadır . Banyodan sonra kurulanılmaz ve bir bornoza sarınarak bir saat kadar yatakta terlendikten sonra kurulanılarak , kuru iç çamaşırı giyilir. Oturma banyosu suyu , sonradan ısıtılarak , iki kere daha kullanılabilir. 4-5 litrelik bir kova dolusu taze bitki veya 100g kurutulmuş bitki , akşamdan 3-4 litre suya yatırılır. Ertesi gün kaynama derecisine kadar ısıtılır ve süzüldükten sonra küvet içindeki banyo suyuna eklenir

Buğu Kompresi : İki avuç dolusu ince kıyılmış bitki bir süzgece koyularak , içinde su kaynamakta olan bir kabın üstüne yerleştirilir ve üstü kapatılır. Kompresin soğumamasına özen göstermek gerekir! Birkaç saat veya gece boyunca etkilememeye bırakılır.

Lapa kompresi: Taze bitki iyice yıkanır ve bir tahta tablanın üstünde lapa haline gelene kadar ezilir .

Avokado

İçinde A, B, D, E vitaminleri, tanen, lesitin bulunan avokado zayıflama rejimlerinde faydalanabileceğiniz hoş bir meyvedir.

Cildimize Avokado

Avokado da en az havuç veya gül yaprakları kadar cildimiz için etkili bir gıdadır. Avokado yağını zeytinyağı ile karıştırıp cildinize periyodik olarak tatbik edin faydasını göreceksiniz.

Tansiyon Şikayetlerinde

Avokado yapraklarını bir miktar su ile kaynatıp balla tatlandırıp içerseniz tansiyon düşürücü etkisini göreceksiniz. Avokadonun meyvesi de aynı etkiye sahiptir.

Mesane Yolları Problemleri

Avokadonun meyvesi kaynatılıp içilmeye devam edildiğinde hem mesane yollarını yumuşatır, hem de kumların dökülmesine yardımcı olur.

Kolesterol

Avokadoda doymamış yağlar bulunmaktadır. Kalorisi olmasına rağmen kolesterolü bulunmamaktadır.

Ay çiçeği

Peru’lu Bir Dost

Ayçiçeğinin PERU’lu olduğunu biliyor muydunuz? Peru’lu dostumuz önce İspanya’ya oradan da bütün dünyaya yayılmış, ancak bu sırada çiçek olarak büyüsünü kaybedip zeytin, mısır ve susam gibi yağı çıkarılarak kullanılmaya başlanmış.

İçinde Ne Var?

Tohumunda doymamış yağlar, kalsiyum, iyot fosfor, lesitin, vitamin E, albümin ve karotinoid bulunan ayçiçeğinin çiçek kısmında da kıymetli yağlar bulunmaktadır.

Bir İpucu

Eğer ciddi bir hastalığa bağlı olmaksızın baş ağrısından mustaripseniz başınızda ağrı başladığını hissettiğiniz an hemen ağrı kesici ilaçlara koşmak yerine bir avuç ayçiçeği “çıtlatın” faydasını göreceksiniz. Ancak fazla tüketilen ayçiçeğinin yağlı ciltlerde sivilceleri artıracağı unutulmamalıdır.

Ateş Düşürücü

Ayçiçeğinin yaprakları kaynatılıp az balla tatlandırılarak içilirse ateşin düşmesinde yardımcı olur.

Eklem Sancıları

Ay çiçek yağı ile sancılanan eklemlerinize masaj yaparsanız eklemlerinizdeki sancının kesildiğini göreceksiniz.

Tohumu

Ay çiçek tohumlarının ezilmesiyle elde edilecek merhem kurdeşen hastalığına karşı uygulanır, yaraları iyileştirir.

Ayısarımsağı

( Allium ursinum )

İlkbahar müjdecilerinin en başta gelenlerinden biridir . Ayısarımsakları , inci çiçeğininkini andıran , neşter biçimindeki cilalanmış gibi parlayan taze yeşil yaprakları , saydam bir beyaz tabaka ile örtülü , uzunca bir soğandan çıkarlar . Üstünde beyaz çiçek yuvarlakları olan açık yeşil ve pürüzsüz sapı 30 cm kadar uzar .

Ayısarımsağı , yalnızca bitkisel topraklı , nemli çayırlarda , gölgeli ve nemli dere kıyılarında , çalılıkların altında , yapraklı ağaç ormanlarına yetişir .Bitki daha görülmeden , keskin sarımsak kokusu çevreye yayılır . Bu koku ona yabani sarımsak adını da kazandırmıştır ve gerek inci çiçeğinin yaprakları , gerekse zehirli güzçiğdemi veya acıçiğdem ile karıştırılmasını kesinlikle önlemiştir . İlkbaharda , tabanı nemli ormanlıklar ayısarımsağının taze ve yeşil yaprakları ile kaplanır . Nisanda , Mayısta ve bazen daha da erken yeşermeye başlar . Çiçekleri ise , ancak mayıs ortasında veya haziranda görülür .

Bu bitkide çok büyük tedavi etme gücü gizlidir ve hatta kış uykusundan uyanan ayıların , mide , bağırsak ve kanlarını temizlemek için onu aradıkları da söylenir . Bitki , genellikle bizim sarımsağımızın özelliklerini paylaşır , ancak çok daha güçlüdür. Bu nedenle o , doku yaşlanmasını yavaşlatma kürü için vazgeçilemez bir bitkidir ve kronik deri hastalıklarına karşı da çok başarılıdır . Yapraklar kuruduklarında şifalı güçlerini yitirdikleri için , taze bitki kullanımına önem verilmelidir . İnce kıyılarak , tereyağlı ekmeğin üstüne serpiştirilip yenebilir . Ayrıca , yine ince kıyılarak , aroma katkısı için çorbalara (kaynatılmadan ) , haşlanmış patAteşin üstüne ve maydanozla tamamlanan daha başka yemeklere kullanılabilir . Yapraklar , ıspanak veya salata gibi de hazırlanabilir . Fakat , miktar fazla tutulduğunda rahatsız edici bir tat oluşturduğu için , ıspanak gibi pişirilmek istenildiğinde ısırganotu ile karıştırılarak kullanılmalıdır Bitkinin genç yaprakları nisan ve mayısta , yani çiçeklenmeden önce, soğanı ise yaz sonunda veya sonbaharda toplanır . Ayısarımsağı soğanı , aynen sarımsak gibi kullanılabilir . Mideleri duyarlı olan kişiler , yaprakları ve soğanı ince doğrayıp üstüne sıcak süt dökmeli , 1-2 saat beklettikten sonra , bu sıvıyı içmelidirler . Bitkinin iyileştirici gücüne bütün bir yıl boyunca sahip olmak isteyenler ise , bir ayısarımsağı tentürü hazırlayabilirler. Bu tentürden her gün 10-12 damla , biraz suya karıştırılarak alınır . Bu damlalar , kusursuz bir zihin açıklığı kazanılmasına yardım eder , atardamar sertliğine karşı önlem yerine geçer ve daha pek çok şikayetlere son verir . Ayısarımsağı , sindirim sistemini çok olumlu etkiler . Aşırı ve kronik ishallerde , bunlar gaz ve kolik eşliğinde olsalar bile , oldukça etkilidir . Ayrıca , eğer bağırsak krampı veya yorgunluğu nedeniyle oluşmuşsa , kabızlıkta da çok başarılı sonuçlar verebilir . Kurtlar ve hatta bağırsak solucanları , bir süre ayısarımsağı kullandıktan sonra yok olurlar . Bağırsakların çalışma randımanı artınca , yaşlı kişilerde görülen , hareketsizlikten veya bağırsakların doluluğundan kaynaklanan rahatsızlıklar da sona erer . Mideden kaynaklanan kalp düzensizlikleri , uykusuzluk , aynı zamanda , atardamar sertliklerinin veya yüksek olan kan basıncının yol açtığı baş dönmesi , kafada basınç ve soluk alma düzensizlikleri de azalır , basınç fazlalığı zamanla normalleşir . Ayısarımsağı şurubu , sürekli balgam çıkaran ve bu nedenle soluk alma zorluğu çeken yaşlı kişiler için de şifalı bir iksirdir . Kronikleşmiş öksürüklerde bile göğsü yumuşatabilir ve böylece , soluk alma zorluklarını ortadan kaldırır . Genellikle yaşlı kişilerde oluşan ödemlerde ve akciğer rahatsızlıklarında bu iyileştirici şurup başarıyla kullanılabilir . Kullanılan taze yapraklar böbrekleri ve mesaneyi temizleyerek , idrar söktürür . Zor iyileşen yaralar , üstlerine taze bitki özsuyu sürüldüğünde hızla iyileşir . Bitki , kendisini özellikle sivilceli ciltlerde kanıtlamış bir kan temizleyicidir .

Aroma : Taze bitki yaprakları , maydanoz gibi doğranarak , tereyağlı ekmeğin , çorbaların , salataların ve et yemeklerinin üstüne serpiştirilir.

Ayısarımsağı Tentürü : İnce doğranmış yapraklar veya soğanlar , bir şişenin boğazına kadar gevşekçe doldurulur , üstüne , bitkileri aşacak miktarda , iyi kaliteli konyak eklenir ve 14 gün güneşte veya sıcak bir ortamda , arada bir çalkalanarak bekletilir ve sonunda süzülür . Günde 4 kere , biraz suyun içine 10-12 damla karıştırılarak alınır .

Ayısarımsağı Şurubu : Bir avuç dolusu ince kıyılmış bitki yaprağı , iki bardak dolusu beyaz şarap içinde kısaca kaynatılır , isteğe göre , bal veya reçelle tatlandırılır ve gün boyunca yudumlanarak içilir .

Aynısafa

( Calendula officinalis , altıncık , ölüçiçeği , tıbbi öküzgözü , nergis , tıbbi nerkis , susi )

Kansere ve kanser türü çıbanlara karşı kullanılan bitkilerdendir . Bir bahçe çiçeğidir o . 50cm kadar uzar , çiçek renkleri sarıdan portakal rengine kadar değişir , sapı ve yaprakları etlidir ve tutulduğunda , sanki yapışkanmış gibi hissedilir . Bazı değişik türleri de vardır , ama hepsinin şifalı özelliği eşittir . Sabahları saat 7’den sonra da çiçekleri kapalı kalmayı sürdürdüklerinde , o gün yağmur yağacak demektir . Bu yüzden bitki , eski çağlarda yağmur göstergesi olarak bilinirdi . Bitki , çiçekleri , yaprakları ve sapları ile toplanır ve kullanılır . Fakat , güneşin en yakıcı olduğu zamanda toplanması gerekir , çünkü , bitkinin şifalı gücü ancak o sırada doruğa ulaşmış olur . Kırağı düşene kadar , yani sonbahar sonlarına kadar bahçeden taze olarak toplanabilir .

Aynısafa çayı , kan temizleyici bir bitki çayı olarak , mikroplu sarılıkta en önemli yardımcımızdır . Günde 1-2 bardak çay içildiğinde , mucizeler yaratır . Aynısafa , temizleyici , dolaşım uyarıcı etkilere sahiptir ve yaraların kapanmasının çabuklaştırır .

Damar iltihapları , iyileşemeyen varis çıbanları , fistüller , donuk kabarcıkları ve yanık yaralarında da bu merhem çok çabuk yardımcı olur . Meme çıbanlarında , merhem ve merhemin posası , hastalık kötü karakterli (kanser ) olsa bile kullanılmalıdır .

Varis tedavisinde 4 hafta kadar her gün , bir keten bezin üstüne bıçak sırtı kalınlığında aynısafa merhemi sürülerek varisli bölgeye bağlanır. Aynısafa merhemi , aynı zamanda kaşıntılı ayak mantarına karşı da güçlü bir yardımcıdır . Kullanılan tüm ilaçların başarılı olamadığı durumlarda bile başarı sağlayabilir. Bu rahatsızlıkta , taze bitkinin kaynama suyu da başarıyla kullanılabilir . Vajinal mantar hastalıklarında da yıkama ve oturma banyoları uygulanmalıdır . 50 g kurutulmuş veya iki avuç dolusu taze bitki bir banyo için yeterlidir . Merhemin yanı sıra , bir aynısafa tentürü de hazırlamak gerekir . Bu tentür, kaynatılmış suyla inceltildiğinde, özellikle yaralar , ezikler , hematom , kas yırtılmaları ve hatta iltihaplı veya habis çıbanlarda , uzun süre yatmaktan oluşan yaralarda , tümörlerde ve şişliklerde kompres olarak kullanılır.

Bitkinin taze sıkılmış özsuyu , deri kanserine karşı kullanılmaktadır . Uzunca bir süre , günde 5-6 kez bitki özsuyu sürüldüğünde , hemangiom (damar yumrusu ) , pigmen lekeleri ve yaşlılık lekeleri de kaybolur . Bu yöntemle , kanser türü lekeler de tedavi edilebilir . Aynısafa çayı , mide ve bağırsak hastalıklarında , mide krampı ve mide ülserinde olduğu kadar , kalın bağırsak iltihabında , ödem ve kan işemeye karşı da kullanılır. Mikroplu hastalıklarda ve bakteri dışkılama hallerinde bu çay büyük başarı sağlar. Aynısafa , mikroplu sarılıkta hatırı sayılır başarılar elde ettiği için , karaciğer hastalıklarında da çok etkilidir . Çiçek , sap ve yapraklar kısaca haşlanır ve şekersiz içilir . Yukarıda belirtilen hastalıklarda günde 3-4 bardak olmak üzere , her 15 dakikada 1 yemek kaşığı içilir . Çeyrek litre kaynar suya 1 yemek kaşığı çiçekle hazırlanan çay , kurt düşürmede kullanılır . Taze sapların özsuyu , siğillere ve uyuza karşı kullanılabilir . Bitki haşlanmayıp , kaynatıldığında , bu suyla banyo yaptırılan temriye ve beze şişkinlikleri iyileşir . Sürekli içilen çay , kan temizleyici olarak etkilidir . Ilık çayla göz banyosu yapıldığında , görme gücü artar . Kanser türü çıbanlar ve tümörler , bacaklardaki açık yaralar , bacak çıbanları ve kapanmak bilmeyen inatçı yaralar , aynısafa ve atkuyruğu eşit karışımdan hazırlanan çayla yıkandığında iyi sonuçlar alınır . Bu karışımdan bir yemek kaşığı dolusu bitki , yarım litre suyla haşlanarak hazırlanmalıdır .

Burun içindeki kabuklanmalar , aynısafa merhemi ile kısa sürede iyileşir .

Bir tatlı kaşığı dolusu çiçek , bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanıp , 6-8 dakika demlendikten sonra süzüldüğünde , hafif etkili bir müshil ilacı elde edilir .

Aynısafa Çayı: Yarım tatlı kaşığı dolusu bitki , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır , 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür .

Aynısafa Tentürü : İki avuç dolusu ince kıyılmış bitki ( sap , yaprak , çiçek ) 1 litre konyağın içinde 14 gün boyunca güneşte veya sıcak bir ortamda , arada bir çalkalanarak bekletilir . Süre sonunda tülbentten geçirilerek süzülür ve koyu renkli bir şişede saklanır .

Oturma Banyosu : İki avuç dolusu taze veya 100g kurutulmuş bitki , geceden 2 litre suya yatırılır . Ertesi gün ,kaynama derecesine kadar ısıtılır , 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir .

Aynısafa Merhemi : İki avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki (sap , yaprak , çiçek ) hazırlanır . 500g içyağı veya margarin , kızartma yapılacakmış gibi kızdırılır ve içine bitkiler dökülür . Çıtırdaması beklenir, karıştırılır ve ateşten çekilir . Üstü kapatılarak , serin bir yerde gece boyunca bekletilir . Ertesi gün hafifçe ısıtılır , bir tülbentten geçirilerek süzülür ve merhem kaplarına aktarılır . Serin bir ortamda saklanmalıdır .

Özsu çıkarma :Yaprak , sap ve çiçekler iyice yıkanır , ince doğranır ve henüz nemliyken , mutfak robotunda suyu sıkılır .

Kompres : Kompres yapılacak bölgeye önceden yağlı bir krem sürülür , uygun büyüklükte bir pamuk veya bez parçası inceltilmiş tentür ile ıslatılır , sıvının fazlası sıkılır ve nemli pamuk veya bez hasta bölgeye konur ve yayılır , üstü bir naylon parçası ile örtülür ve hepsi büyük bir bez veya sargı bezi ile sarılır . Kompres süresi 2-4 saat olabilir , ama gece boyunca da sürebilir . Önemli olan kişinin kendisini rahat hissetmesidir .

Kaynama Suyu (Yıkamalar) : Çeyrek litre suya bir yemek kaşığı dolusu bitki kullanılır .

Ayrık otu

Kökü kullanılan ayrık otu demir, A ve B vitaminleri, karbonhidrat, potasyum tuzu, madeni tuzlar ve organik asitler ihtiva etmektedir.

Mesane Nezlesi

Yaklaşık 20 gram kadar ayrık otu kökü beş su bardağı suda haşlanıp günlük yarımşar çay bardağı içilirse mesane nezlesini, böbrek ve sidik torbalarında oluşan taşları ve iltihapları giderir.

Yazın Kullanın

Ayrık otunu kaynatıp limon ekleyerek yaz ayları için hoş bir içecek elde etmiş olursunuz. Bu içecek harareti keser ve susuzluğu giderir.

Mide Rahatsızlıkları

Yine kökünden yapacağınız çay düzenli olarak içilirse ülser başlangıcı ve diğer mide rahatsızlıklarında büyük yarar sağlar.

Ve Ayrık Otu; karaciğer ve dalak tıkanıklıklarında, romatizmal rahatsızlıklarda, balgamı kesmede, kekikle beraber kanı toksinlerden temizlemede, sarılıkta, zayıflama rejiminde etkin bir ilaçtır. Bütün bunlar için ayrık otunun kökünü kaynatıp bal ve limonla birlikte çay olarak tüketilmelidir.

Ayva

Bir gün Lokman Hekim yakınlarından birinin kızının sayrı olduğunu öğrenir. Otlardan bütün dertlerin şifasını öğrenmiş olan Lokman, bu kızın derdine çare bulamaz. Bir zaman sonra kızın iyileştiğini öğrenince, nasıl şifa bulduğunu sorar; “ayvanın suyundan şifa buldu” derler. Lokman Hekim, ayvanın kendisinden sırrını saklamasına kızıp “suyun kurusun” der. O gün bu gündür ayva susuz ve kurudur. Evet ayvanın bir de böyle hikayesi vardır.

Ayva Çekirdeği

En iyisi ekşi olan ayvanın çekirdeğidir. Boğaz ağrılarını, gıcık ve kızarıkları giderir. Ciğere çok faydalıdır.

Yemekten Önce ve Sonra Ayva

Ayva yemekten önce yenilirse kabızlık yapar. Yemekten sonra ise tabiatı yumuşatır. Posaların mideden inmesini kolaylaştırır ve hızlandırır. Çok fazla ayva yemek sinirlere zararlıdır.

Güzel Bebekler İçin

Hamileliğin üçüncü ayından itibaren düzenli olarak ayva yenilirse doğacak çocuğun güzelliğine etkisi olduğu söylenir.

Kokusu

Ayva kokusu dimağı ve kalbi takviye eder, ruha kuvvet verir. Çiçeği de aynıdır. Balla karıştırılıp yenilen ayva idrarı söktürür. Ayrıca emzikli kadınların göğsündeki ağrıları yatıştırır, teskin eder.

Enfes Bir Tatlıdır

Evet dört kişilik ayva tatlısı hem sağlıklı hem de lezizdir. İki ayvayı ortadan ikiye bölüp çekirdeklerini çıkartın. Derin bir tencereye iki çay bardağı su, 4 karanfil tanesi ve ayvaları koyun. Yumuşayıncaya kadar kısık ateşte pişirin. Üç kaşık bal veya biraz toz şekeri eritip ayvanın üzerine dökün. Kapağı kapalı halde beş dakika daha kaynatıp soğuttuktan sonra üzerine dövülmüş ceviz ekleyebilirsiniz.

İbni Sina’dan:”Ayva yüreği kuvvetlendirir, kokusu içimize ferahlık verir.”

Badem(tatlı badem)

Yumuşatıcı, balgam söktürücü, sakinleştirici özellikleri olan badem de ev eczanemizin vazgeçilmezlerindendir.

Akciğer Hastalığında

20 gram meyan kökü, 30 gram badem ve 10 gram çam sakızını toz haline getirin. Ardından balla beraber bir macun yapın. Bu macundan günde 3 kez 1 çay kaşığı yerseniz akciğer hastalığına karşı tedavide önemli bir yardımcı bulmuş olacaksınız ve etkili bir sonuç alacaksınız.

Bir Diğer Tarif

250 gram keten tohumu, 250 gram pamuk tohumu, 300 gram meyan balı, 125 gram burçak ve 500 gram çemeni bir miktar badem yağı ile macun haline getirip, sabah uyanınca ve gece uyumadan önce birer çay kaşığı yenilirse faydası görülecektir.

Nekahet Dönemlerinde

Nekahet dönemlerinde de yukarıda tarifleri verilen ilaçlar faydalıdır. Nekahet dönemi, hastalığın iyileşmeye başladığı ve vücudun güçlenmesi için istirahata ve ekstra beslenmeye ihtiyaç duyduğu bir dönemdir. Bu dönemi en iyi ve en çabuk atlatmanın yolu bu iki şeye dikkat etmektir.

Badem, Böbrek Hastalarının Hizmetinde

20 gram badem, 20 gram fındık, 20 gram fıstık, 10 gram nohut, 10 gram Hindistan cevizi ve 30 gram esmer şeker karıştırılıp toz haline gelinceye kadar dövülür. Elde edilen karışım günde üç kere birer kaşık yenilirse böbrek hastalarına iyi gelecektir inşaallah.

Bir Başka Tarif

30 gram badem, 30 gram fındık, 30 gram fıstık, 20 gram ceviz, 50 gram esmer şeker toz haline gelinceye kadar dövülür ve günde üç kez birer kaşık yenilir.

Sürekli Halsizlik, Bitkinlik Şikayeti Olanlar İçin de Badem

50 gram bademi ezip 50 gram bal ve 100 gram sütle karıştırıp sabah akşam birer kaşık aç karnına yerseniz, bu şikayetlerinizin azaldığını göreceksiniz.

İkinci Tarif

50 gram incir, 100 gram badem, 50 gram ceviz, 20 gram dut kurusunu iyice dövün ve balla macun haline getirin. Bu karışımı günde üç/dört defa, bir/iki kaşık yediğinizde de halsizlik ve bitkinlikten kurtulabilirsiniz.

Nefes Darlığında

150 gram tatlı badem, 150 gram keten tohumu, 100 gram kuru üzümü balla karıştırıp macun haline getirin günde üç kere birer kaşık yiyin.

Burun Kuruluğunun Tedavisinde Badem Yağı

Çocuklarınız veya siz bu rahatsızlıktan kurtulmak için günde iki /üç kere bir/iki damla badem yağını burunlarınıza damlatarak bu problemden kurtulabilirsiniz.

Baş Ağrılarınız İçin

10 gram kişniş, 10 gram badem yağını gül suyu ile beraber lapa yapıp başınızın ağrıyan kısımlarına koymalısınız. Ayrıca bir çay kaşığı tatlı badem yağı da içebilirsiniz.

Göğüs Nezlesi İçin

10 gram badem yağı, 20 gram nişasta, 10 gram şekeri salep haline gelinceye kadar su koyup kaynatarak sıcak olarak içtiğinizde göğüs nezlesine iyi gelecektir.

Kum Sancısı, Böbrek ve Mesane Taşı

Yarım kilo nohudu pişirin ve 250 gram badem yağı, 250 gram turpla günde iki üç kez yiyin.

Badem yağı ayrıca müsil olarak da kullanılır.

Sık sık dudaklarının çatlamasından rahatsız olanlar da gün içinde bir iki damla badem yağı kullanmalıdırlar.

Ve Son Olarak Bademin

· 10 bin yıl önce ilk kez Anadolu’da yetiştiğini,

· Fransız rahipleri tarafından 18. yüzyılda Amerika’ya götürülüp günümüzde badem üretim rekorunun maalesef Amerika’da olduğunu, ayrıca bademleri Serin bir yerde ve kapalı dolaplarda hava almayacak şekilde torba veya kavanozlarda saklamanın gerektiğini, doğrudan gün ışığı gören bademlerin ısındıkları zaman doğal yağlarını salmaya ve besin değerini kaybetmeye başladıklarını da hatırlatmış olalım.

Bakla

İdrar yollarını da temizleyen bakla, kolay hazım edilebilen besleyici bir sebzedir.

Cildiniz İçin

Havuç, badem, salatalık, şeftali gibi sebze ve meyvelerin yanı sıra bakla da iyi bir cilt toniği ve losyonudur. Bunun için mutfak robotunda çıkaracağınız baklanın suyunu cildinize kompres yapmanız yeterlidir.

Sizin de Parmağınızda Dolama Çıkabilir

Bu durumda yalnızca bir çay bardağı kadar suya bir miktar kuru veya yaş bakla yaprağını koyup kaynatın. Su ılıdıktan sonra ara sıra parmağınızı bu suya sokun. İyi gelecektir.

Böbrekte Kum veya Yüksek Albümin

Taze baklaların tanelerini çıkartın. Kalan kapçıklarını kurutup ufalayın ve bir litre suya 25 gram kadar koyup kaynatın. 10 dakika kaynadıktan sonra ocaktan alın ve gün boyunca balla tatlandırarak ara ara için. İyi gelecektir inşallah.

Baş Ağrısı

Bunun için bakla unu ve bir miktar zeytinyağı yeterlidir. Bakla ununu yağ ile karıştırıp başınıza sürün . Ağrınız geçecektir veya en azından hafifleyecektir.

Ayrıca Bakla ; ishale iyi gelir. Vücudun A, C, B, B2 vitaminleri ile mineral ihtiyaçlarını giderir. Romatizma ve siyatikte faydalıdır.

Zor Olmayan Bir Bakla Yemeği Tarifi

Bunun için 1 kilo bakla, 5 kaşık zeytinyağı, 1 soğan, 1 demet dereotu, nane, 1 tatlı kaşığı toz şeker, iki bardak su, yarım limon ve tuza ihtiyacınız olacak.

· Ayıkladığınız baklaları kararmaması için limonlu suya atın.

· Daha sonra süzün ve üzerine isterseniz taze soğan isterseniz bir kuru soğan doğrayın. Yarım limon suyu, şeker ve tuzla iyice karıştırın.

· Tavaya yağı koyup karışımı üzerine boşaltın. Baklalar biraz ölünce dereotu ve naneyi kıyıp üzerine koyun. Üzerine iki bardak sıcak su ekleyip kısık ateşte iyice pişirin.

Sarımsaklı yoğurt baklanın yanına iyi gider.

Not : Zeytinyağlı yemeklerin hepsini lütfen zeytinyağı ile yapın, ay çiçek yağı kullanmayın. Ayrıca zeytinyağlı yemekler bir tatlı kaşığı toz şeker ister unutmayın.

Baklagiller gerçekten etin yerini tutar mı?

Bünyemiz yalnızca bitkisel proteinlerle yetinmez. Et, yumurta, süt gibi ürünlere de ihtiyaç duyar. Çünkü hayvanlardan elde edilen proteinlerin biyolojik değeri daha yüksektir. Ve etin içindeki B12 vitamini ve demir, kuru baklagilleri göre daha iyi ve kolay kullanılır.

Taze Bakla mı, Kuru mu?

Taze baklagiller daha az kalori içerir, buna karşılık vitamin ve protein açısından kurusuna oranla daha fakirdir. Mesela 100 gram taze fasulyenin kalori miktarı 105, kuru fasulyeninki ise 310 dur. Buna karşılık içerdiği protein miktarı 6.4 gramdır. Halbuki aynı miktar kuru fasulye tam 23.6 gram protein içerir. Aynı durum vitamin ve mineraller için de geçerlidir.

Bal

Arıların, çiçeklerin bal özünü emerek hazırladıkları tatlı harika bir madde. Çok eskiden beri hekimlikte baldan faydalanılmaktadır. Aynı zamanda o, kuvvetli bir besin maddesidir. % 70-80 i şekerdir. Güzel çiçeklerden topladığı madensel tuzları ve azotlu maddeleri de bünyesinde barındırır.

Balın kendisine has bir kokusu ve tadı vardır ve bir kaç değişik cinsi. Her bir balın lezzeti ve kullanıldığı tedavi alanları farklıdır. Ancak genel olarak balın işlevini her biri yerine getirir ki biz bu yazıda bunu dikkate alarak, genel olarak ülkemizde üretilen ve her yerde ulaşılabilen baldan bahsettik.

Balın kendisine geçmeden önce, arının bal yapmak için kendisine Allah cc tarafından verilen özellikleri etrafında tefekkür etmek gerekecektir, ki nimetin şükrü gerekir ve yerine getirilmelidir. Arılar çiçeği nasıl bulurlar, geriye kovanlarına hiç şaşırmadan nasıl dönerler, her seferlerinde ne kadar bal getirebilirler, bir kilo bal için kaç arı kaç kez çiçeğe gitmek zorundadır? Soruları uzatmak mümkün. Cevap ise ;” Rabbin bal arısına: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar ) edin. Sonra meyvelerin her birinden ye. Ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet /bal/ çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır.” (Nahl Suresi 68-69 .ayet)

Bal Bozulmaz

Evet bal bozulmaz, tabi balı insan yaptığı hilelerle bozmazsa. Ancak bilin ki bal kendisine yapılan hileyi hemen açığa vurur ve bunu siz de anlayabilirsiniz. Mısır piramitlerinde üç bin yılı aşkın süredir saklanan bir miktar bal bulunduğundan ve bu balın bozulmamış olduğundan haberiniz var mı? Çünkü balın içinde karınca asiti türünden her türlü mikrobun üremesini engelleyen maddeler bulunmaktadır.

Ülser İçin Bal, Yine Bal

Bal midenin asit üretimini regule eder, ülser dediğimiz mide yaralarını hemen kapatır. On iki parmak bağırsakları ülserinde de aynı şifayı verir. Bunun için şöyle bir formülü siz de deneyin: Sabahları ılık ıhlamurun içine sadece bir tatlı kaşığı bal koyup için. Bundan başka hiç bir şey yemeyin. Sadece sabah kahvaltısı olarak tabi, diğer öğünlerden vaz geçmek yok. Bal miktarını yavaş yavaş artırın, sabah bir tatlı kaşığı, akşam bir tatlı kaşığı ıhlamurla beraber. Daha sonra miktarı bir yemek kaşığına çıkarın ve bu küre bir müddet devam edin. İlk alınışta balın fazla alınmaması gerekir, bünye bala yavaş yavaş alıştırılır.

Diş Macununuz Bal

Bazı tatlı besinlerin aksine bal diş ve diş etleri için gerçekten çift korumalı bir ilaçtır. Bal ağzı mikroplardan korur ve ağız yaralarını tedavi eder. Diş temizliği için rahatlıkla bal ve yoğurdu karıştırıp mükemmel bir diş macununa kavuşabilirsiniz.

Cildinizi Balla Güzelleştirin

Bakın ne yapmanız gerekiyor bunun için; önce bir çay kaşığı bala bir çay kaşığı zeytinyağı ve bir yumurtanın sarısını ve bir çay kaşığı saf zeytinyağını ekleyip çok iyi bir şekilde çırpın. Bu karışımı cildinize hafif masajlarla yayın ve yarım saat kadar bekletin. Daha sonra içine karbonat katarak hazırlayacağınız ılık bir su ile durulayın. Bu uygulamayı haftalık olarak yaparsanız cildiniz iyi bir bakıma kavuşmuş olacaktır.

Farklı Bir Ağrı Kesici

Balın farkı, ısıtılıp buharı buruna çekildiğinde ağrı ve sızıyı çok çabuk geçirmesindedir. Bu yöntem tarafımızdan da defalarca denenmiş olup Allah’ın c.c izni ile olumlu sonuç alınmıştır.

Alerjide de Balı Deneyin

Özellikle polen alerjisi olanlar ve bu mevsim değişikliklerinde bu allerjiden yakınanlar, şayet kendilerine zarar veren çiçeklerin hangileri olduğunu bilip öncelikle o çiçeğin polenlerinden elde edilen baldan azar azar yemek sureti ile adeta aşılanmış gibi olurlar. Kullanılacak bal doğru tespit edilirse olumlu sonuç alınacaktır. Ancak bunu bir de doktorunuza danışmakta fayda vardır, unutmayın.

Romatizmal Şikayetleri Olanlar

Mutlaka balı denemelidirler. Bu hastalıkta gerçek bal mumunu (arının bizzat kendisinin yaptığı) temin edip hasta bölgenize yakı gibi uyguladığınızda ağrıları bertaraf etmiş olursunuz. Bahsedilen özellikte bal mumu bulunamadığı takdirde içine katkı maddesi katılmadan elde edilen bal da aynı işi görür.

Göz Hastalığı Olanlara

Hakiki bir bal mumu, içerdiği A vitamini sayesinde göze kuvvet verir. Bunun için bal mumunu çiğnemek yeterlidir.

Kansızlık Şikayetinde de Bal

Balın düzenli tüketimi kansızlıkta oldukça gerekli ve faydalıdır. Bunun yanı sıra nekahet döneminde bulunan hastalar bir an evvel iyileşip ayağa kalkmak istiyorlarsa, onlara bu kuvveti sağlayacak olan bal kürüne başlamaları yararlarına olacaktır.

Balın Diğer Önemli Özellikleri

· Karın ağrısında bal şerbetini denemelisiniz.

· Kekik balı temin eder ve günde iki kez ılık bal şerbeti içerseniz etkili bir zayıflama programı uygulamış olacaksınız.

· Bal kürü yatağını ıslatan çocuklar için de yararladır.

· Boğaz iltihaplarında bal şerbetiyle gargara yapıp aynı zamanda da hem tere yağ – bal, hem de tek başına bal yemeye devam ederseniz bu iltihabın geçtiğini göreceksiniz.

Balı Saklamak

Bal rutubetten etkilenebilir. Bunun için balı kapalı kaplarda ve mutlaka kuru bir yerde muhafaza etmelisiniz.

Kalbinizi Balla Destekleyin

24 saat hiç duraksamadan çalışan ve yorulan kalbimiz için bal tam bir destek unsurudur. Bal kalbi kuvvetlendirip , rahatsızlık verici çarpıntıları geçirir,

Yanıklar İçin

Balı bir miktar zeytinyağı ile karıştırıp yanıkların üzerine uygularsanız yanıkların iz bırakmadan iyileşmelerini sağlar.

Nezle Olduysanız

Sütle beraber alacağınız bir miktar bal hem nezleye hem de öksürüğe karşı faydalıdır.

Varis ve Bal

Varis bulunan bölgelere bal sürer ve bu bal masajına devam ederseniz sonuçtan memnun kalacaksınız.

Kolesterolünüz mü Var?

Kekik balı bulun ve günlük bir kür uygulayın: Kekik balını bir su bardağı ılık su ile şerbet yapıp devam edebildiğiniz kadar devam ederek içiniz. Ara sıra kolesterolünüzü ölçtürerek durumunuzu kontrol edin.

Bal Ayrıca ; Düzenli olarak tükettiğinizde ciltte oluşan kepekleri temizler ve cildi yumuşatır. İdrar söktürerek mesane yollarını temizler. Karaciğer için de çok faydalı bir gıdadır.

Balık

Günümüzde artık beyaz etin kırmızı etten daha üstün özellikleri olduğunu bilmeyenimiz kalmadı. Ancak yine de balığın özellikleri ile ilgili tam bir bilgiye sahip değiliz. Bu bilgiye sahip olarak balık tüketirsek daha sağlıklı bir beslenme tablosuna sahip olabileceğiz ve sağlığımızı koruma açısından daha bilinçli hareket edebileceğiz.

Biliyor musunuz?

Dünya Sağlık Örgütü sağlık için günlük 400 – 500 miligram kalsiyum ve fosfor minerali almamızı tavsiye etmiştir. Bu oran;

A vitamini için 700 mikrogram, D vitamini için 10 mikrogram, Demir minerali için 10 miligramdir.

Hayatımız için gerekli bir çok vitamin ve minerali en uygun oranda ihtiva eden balık etindeki demirin vücuttaki emilimi, diğer gıdalardan çok daha kolay ve yüksek orandadır.

Hastalıkların Sebebi

Vitamin ve mineral eksikliği vücut gelişimi ve sağlığı için ciddi tehdit oluşturmakta ve bir çok hastalığın da sebebini teşkil etmektedir. Bu sebeple bu vitamin ve mineraller mutlaka yediğimiz yiyecekler yardımı ile alınmalıdır. Hatta kimi vitamin ve minerallerin hiç alınmaması ölüme bile sebebiyet verebilir.

Demir eksikliği kansızlığa, kalsiyum, fosfor eksikliği kemik ve diş hastalıklarının ortaya çıkmasına, vitamin eksikliği ise deri, sinir ve kalp hastalıkları, büyümenin durması, sindirim ve dolaşım sistemi hastalıklarına sebebiyet verir.

Balıklarda bulunan vitaminler diğer vitaminlerle birleşerek daha çok yararlı hale gelir.

Balıklarda

· Diğer etlerden daha çok fosfor ve iyot bulunur. Bol B1, B2 ve PP vitaminleri bulunur.

Kalsiyum ve Fosforu Balıktan Alın

Kalsiyum minerali kemiğe sertlik kazandırır ve özellikle gelişme çağında bol bol yenilmelidir.

Ancak Kalsiyum , fosfor ve D vitamini ile beraber alınmalıdır, şayet D vitamini olmazsa ne kadar çok kalsiyum ve fosfor alınırsa alınsın bu mineraller vücut tarafından emilmezler,

· Özellikle hamsi gibi küçük balıklar kılçığı ile birlikte yenilirse bol miktarda kalsiyum ve fosfor alınmış olur,

· Balık eti demir, kükürt ve klor minerallerince de oldukça zengindir. (balık ciğeri de her türlü vitamin ve mineral ihtiva etmektedir)

Dikkat

· Mide, bağırsak ve karaciğeri hassas olanlar yağsız balıkları tercih etmelidirler.

· Balık taze iken tüketilmelidir.

· Su içerisinde fazla bekletilmemelidir.

· Çok yüksek sıcaklıkta pişirilmemelidir.

Aksi taktirde temizleme ve pişirme esnasında vitaminler suda eriyip kaybolabilmektedir.

Kışın mutlaka balık yağı

Balık ve balık yağı vücudumuzun ihtiyacı olan bir çok hayati fonksiyonu yerine getirirken koruyucu bir rol oynamaktadırlar. Balık yağı A ve D vitaminleri bakımından çok zengindir.

Kanser Olmayan Tek Canlı Köpek balığı

Evet, köpek balığı diyebiliriz ki yeryüzünde kanser olmayan tek canlıdır. Son zamanlarda köpek balığının kıkırdağından alınan bir ekstra kür olarak bu hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır.

Balık Yağı Neden Kışın

Yaz mevsiminde güneşten alabildiğimiz D vitamini ihtiyacımız kış mevsiminde de devam eder. Ancak bu mevsimde güneşten aynı derece yararlanamadığımız için kış hastalıklarına karşı mukavemetimiz alt seviyelerde seyreder.

İşte balık yağı tam bu esnada imdadımıza yetişir.

Eskimolar, şaşırtıcı olmakla beraber kolesterol bakımından zengin olan balina ve fok yağı ile beslenirler ve ancak paradoksal olarak kalp hastalıklarına çok nadir yakalanırlar.

Buradaki sır balıklarda bulunan yağ asitleridir.

Omega -3

Genellikle somon, ringa ve uskumru gibi balıklarda bulunan bu asitleri balıklar denizin derinliklerindeki yosun ve planktonlardan elde ederler. Bunun yanı sıra Omega – 3 ve doymamış yağlar açısından zengin diğer balıklar arsında sardalye, taze ton balığı ve alabalık da sayılabilir.

Bebeklerini Düşünen Anneler

Bebeklerin gelişimi için hem Omega – 3, hem de bitkisel yağlarda olan Omega – 6 gereklidir. Yapılan en kapsamlı araştırmalarda doğum ağırlığı düşük bebeklerde temel yağ asidi noksanlığı olduğunu ve bu durumun bebeklerin zeka düzeyini olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Balık yağı bu aşamada ihtiyacınız olan en önemli besinlerden birisidir. Bunun yanı sıra çocukluk çağı kemik hastalıklarından raşitizmin iyileştirilmesinde önemli katkı sağladığı ilmi olarak ispat edilmiş ve özellikle morina balığı yağının çocukların büyüme ve gelişmelerinde tartışmasız önemli bir yere sahip olduğu ittifakla kabul edilmiştir. Kışın soğuk günlerinde haftada bir kaç kez hem sizin hem çocuklarınızın alacağı balık yağı, mevsimin getirdiği pek çok hastalıktan korunmanıza yardımcı olacak ve dayanıklılığınızı artıracaktır.

Ballıbaba

Yaprakları ısırgan otuna benzeyen ballıbaba, mayıs ve haziran aylarında toplanıp hem taze hem de kurutulmuş olarak kullanılır.

Ballıbabayı Şurup Yapın

Ballıbabayı kaynatarak elde edeceğiniz şurup hanımların muayyen ağrılarına ve boğaz rahatsızlıklarına çok iyi gelir.

Kan Yapar

Ballıbabayı, bir miktar kuru üzümle kaynatıp içiniz. Kansızlık şikayetleriniz varsa eğer bu şurup size iyi gelecektir.

Rahim İltihaplarında

Ballıbaba yaprakları ezilip suyu çıkarılır veya bir miktar suda kaynatılır. Hem içilerek hem de iltihapların üzerine tatbik ederek kullanılır.

Bu şurup beyaz akıntılar için de çok iyi gelir.

Ballıbaba Kanı Arındırır

Ballıbabayı ısırgan otu ve kekikle beraber kaynatın ve elde ettiğiniz bu içecekten zaman zaman içiniz. Ancak tatlandırmak için her zaman olduğu gibi esmer şeker veya bal kullanmalısınız. Kanınızın temizlenmesine yardımcı olacaktır.

Ayrıca Ballıbaba

· Kanda akyuvarların çoğalmasını sağlar. Sistit ve variste etkilidir. Nefes açıcıdır. Mesane yolları iltihaplarında biberiye ile beraber kaynatılıp içilirse faydalıdır.

· İltihap önleyicidir.
Bamya

Gereğinden fazla tüketilmediği takdirde yan tesiri olmayan bamya besleyici bir yemek ve ilaç olarak kullanılabilecek bir şifa bitkisidir.

Sivilceler

Bamyayı kaynatıp çıkan sümüksü maddeyi ayırın. Bu kısmıyla sivilcelerin üzerine kompres uygulayın. Fayda elde edeceksiniz.

Cilt Lekeleri ve Kırışıklık

Bamyayı ve bamya çiçeğini kaynatıp sıkın. Çıkan bu yapışkanımsı madde ile cildinize hafifçe masaj yaparsanız hem cilt lekelerine hem de kırışıklıklara iyi gelir.

Bamya Çiçeği

Bamya çiçeği, kıyılmış kuşburnu ile karıştırılıp kaynatılır ve çayı yapılırsa hem vitamin değeri artar, hem de güzel renkli bir içecek elde etmiş olursunuz.

Yemeği

Bamyayı salçasız pişirip belli bir süre yemeye devam ederseniz mide yaralarına iyi geldiği gibi bağırsakların düzenli çalışmasında da yardımcı olur.

Göğüs Yumuşatıcı Olarak

Bamya çiçeğini kaynatıp balla karıştırarak içmeye devam ederseniz göğsünüz yumuşayacak ve rahatlık hissedeceksiniz.

Yaralara

Bamyayı lapa hale getirip üzeri açık olmayan yaralar ve şişkinliklerde haricen kullanabilirsiniz.

Barut ağacı

Ülkemizin Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinde yetişen barut ağacının taze kabukları tahriş edici etkiye sahiptir. Bu sebeple kusmaya yol açar. Yine bu sebeple barut ağacının kullanılacak kabukları en az bir yıllık olmalıdır.

Müshil

Barut ağcının yıllanmış kabukları taşıdıkları antrakinon türevleri nedeniyle kalın bağırsakta su emilimini engelleyip müshil olarak kuvvetli bir etki yapar. Ancak bütün müshillerde olduğu gibi bir hafta , on günden fazla kullanımı doğru değildir.

Bezelye

Bezelyede Neler Var

Bezelyede C, E, B1, B2, B3, B6 vitaminleri, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum ve protein bulunur.

Dostumuz Bezelye

Bezelye kolay hazım olunan, bağırsakları çalıştırıp pekliği gideren ve gıda değeri açısından fasulyeden daha üstün olan bir sebzedir.

Taze bezelye sahip olduğu vitaminler, mineraller ve bilhassa özel bir alkaloidi ile kansızlığa karşı çok faydalıdır.

En Önemlisi

Bezelyenin lösemiden koruyucu özelliği olduğu bilinmelidir. Herhangi bir sebeple kan yapıcı organları çalışmayan (dalak ve kemik iliği) ve bu sebeple çok üst düzeyde kansızlık çekenler için taze bezelye oldukça faydalıdır. Bezelyeyi toprak güveçte pişirmeniz önerilir.

Biber

Bu yeşil dostumuzun çok nadır gıdalarda bulunan P ve K vitaminlerini içerdiğini biliyor musunuz ? Ayrıca A, B, ve C vitaminlerine de sahiptir biber.

Biber Kanamaları Önler

Biber P vitamini ile damarların yumuşamasını sağlayıp kanamaları önleme özelliğine sahiptir. K vitamini ile de kanın pıhtılaşma kabiliyetini artırıp kanamaları durdurur.

Diğer Marifetleri

Biber yemek aralarında yenildiğinde gaz söktürücüdür. Yemeklerde iştah açıcıdır. Hazmı kolaylaştırır. Biber yemekle birlikte yenildiğinde ise vücuda kuvvet verip bünyeyi ısıtır. Dalak rahatsızlıklarında ise bir miktar biber balla tatlandırılıp içilirse bu rahatsızlığa şifa vermesi beklenir.

Dikkat!

Biber aşırı tüketildiğinde böbrek ve karaciğer rahatsızlığına yol açıp halsizliğe sebep olabilir. En doğrusu biber yemek hususunda da mutedil olmaktır.

Biberiye

Rosmarin / Romarin / Rosemary / Kuşdili otu / Rosmarinus officinalis

Eski asırlarda kutsal bir bitki olarak kabul edilen biberiye 16. yüzyılda “Macaristan Kraliçesinin Suyu” adıyla meşhur olmuştur. Gut ve romatizma hastalığında acı çeken 70 yaşındaki Macaristan Kraliçesi Elizabeth, bu su ile yeniden sağlığına kavuşmuştur.

Bütün ilkbahar ve yaz boyunca soluk-mavi renkli çiçekler açan, 1-2 m yüksekliğinde, Kışın yapraklarını dökmeyen bir bitkidir. Gövdeleri dik ve çok dallıdır. Yaprakları mızrak gibi, etli ve yeşil renklidir. Çiçekleri dalların uçlarında, yaprakların tabanlarında bulunur. Meyveleri esmer renkli ve fındıksıdır. Kuşdili olarak da bilinir.

İstanbul, Ege ve Akdeniz bölgelerinde bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir.

İyi bir uyarıcı olan biberiye kansızlıkta, hastalıktan yeni kalkanların nekahet devrelerinde, sürmenaj geçirmekte olanlarda, sinir bozukluğu olanlarda, depresyon geçirenlerde demlenmek suretiyle kullanılırdı. Bunun için 1 – 2 çay kaşığı dolusu incecik kıyılmış biberiyeyi bir su bardağı kaynar su ile haşlayıp 10 dakika kadar demlemek gerekir. Bu çaydan günde iki , üç bardak içebilirsiniz.

Biberiye Ayrıca ; kasılmalarda, astım, boğmaca, öksürük, kalp çarpıntıları, migren ağlarında da etkilidir. Sindirim sistemini, safra kesesi salgılarını uyarır, karaciğerin çalışmasını destekler. Kurtçuk düşürücü etkisi vardır Ödemler, çarpmadan kaynaklanan yaralar, kesikler, burkulmalar ve eziklerde dıştan uygulanır. Yaraların kabuk bağlamasını çabuklaştırır.

Gargara

Biberiye gargara olarak kullanıldığında ağızdaki mikropları öldürür. Kan dolaşımını olumlu etkiler.

Kepekten Arının

Biberiye saçlardaki kepeği yok eder, saçlara canlılık ve parlaklık kazandırır. Saç uzamasını hızlandırır. Soğuk biberiye losyonu cansız ciltlere sürülür veya püskürtülürse cilti diriltir, tazelik verir.

Banyoda

Banyoda kullanılan biberiye suyu bedene canlılık kazandırır. Bu banyo suyuna biraz lavanta ve kekik de atılabilir. (Bu suları kaynatarak elde edebilirsiniz.)

Ödem

Ayak bileklerindeki ödemlere iyi gelen biberiye, yüze uygulanan buhar banyolarına da kullanılabilinir.

Tonik Olarak

Biberiye, gözenekleri sıkıştırıcı olarak kullanılacağı zaman biraz kekikle beraber kaynatılıp cilde tampon yapılabilir. Bu tonik buzdolabında bir hafta süre ile saklanabilir. (losyonu bir müddet devamlı kullanmalısınız.)

Romatizmalılar Biberiyeyi Nasıl Kullanmalı

Bir litre suyu kaynatın. Beş dakika bekletin. Su ılıyınca içine iki büyük avuç biberiyenin çiçekli dalını atın. Bu karışımı tozdan korunaklı bir yerde beş saat kadar bekletin. Daha sonra iki litre su kaynatıp daha önce hazırladığınız karışıma ilave edin. Bu suyu sekiz gün kullanabilirsiniz. Ancak yeniden ısıtmadan ve içine başka bir bitki eklemeden. Banyo suyunuz dayanabildiğiniz kadar sıcak ama asla kaynar olmamalıdır. El ve ayak banyoları aç karnına ve sekiz dakika süreyle yapılır.

Astım Krizlerine Önlem

Bir tutam biberiye, bir tutam portakal ağacı çiçeği, bir tutam kekik ve bir tutam da yabani kekik bir bardak kaynamış suyun içine atılır. Beş dakika kadar dinlendirilip içilir. Her sabah aynı karışımdan içebilirsiniz.

Böğürtlen

( Brombeerstrauch, Brombeere, Mure sauvage, muron, Ing. Bramble, blackberry )

Haziran-eylül ayları arasında, beyazımsı veya pembemsi renkli çiçekler açan, yüksek boylu, çok senelik, dikenli ve çalı görünümünde bir bitki. Ekilmemiş yerlerde, çit, yol ve hendek kenarlarında çok bulunur. Gövdeleri silindir şekilli, içi dolu, odunlu ve dikenli dallar, önce dik, sonra aşağı doğru kıvrık. Yapraklar saplı, kenarları dişli, alt yüzeyleri tüylüdür. Yaprak sapında, uçları geriye doğru kıvrık dikenler bulunur. Çiçekler dalların ucunda toplanmıştır. Meyve; birçok kısmı, meyvelerin bir araya gelmesiyle meydana gelmiş küre biçiminde bir birleşik meyvedir. Rengi önce yeşil, sonra kırmızı ve daha sonra olgunlukta siyahımsıdır.

Diken çiçeği ya da yabani üzüm olarak da bilinen böğürtlen iyi bir ev ilacıdır.

Bünyesinde A, C, E, K, PP vitaminleri, şeker, iyot ve magnezyum bulunan böğürtlenin faydalarından da mutlaka istifade etmelisiniz.

Baharın Müjdecisi

Baharın hoş müjdecilerinden biri de böğürtlendir. Bu sevimli bitkiyi toplamak hiç de kolay değildir. Çünkü her tarafı dikenlerle doludur. Ancak hepsi bu kadar. Gerçekten bu leziz meyve için bu kadar zahmete değer.

Yüksek Tansiyon İçin

Evet, yüksek tansiyon hastaları, mevsiminde mutlaka bolca böğürtlen yemelidirler.

Romatizmada

Böğürtlen romatizmal hastalıklar için de oldukça etkili bir ev ilacıdır. Hem yiyerek hem de şurubu içilerek kullanılabilir.

Böğürtlen Yaprakları

Böğürtlenin taze yapraklarını çiğneyerek dişlerinizi kuvvetlendirebilirsiniz. Ayrıca diş eti iltihapları ve tahrişlerinde böğürtlen gargarası çok iyi gelir.

Kan Şekerinizi Düşürür

Böğürtlen meyvesi kan şekerinin düşmesine yardımcı olur.

Böğürtlenin genç sürgünlerini ve yapraklarını çiçek açma zamanlarında toplayıp gölgede kurutmak gerekmektedir. Meyvelerini ise pembe kırmızı ve siyaha yakın mor renkte iken toplamak gerekir.

Böğürtlen Çayı İçin

Çiçek açmadan toplanan böğürtlen yapraklarını iki üç gün gölgede kurutup ince bir şekilde kıyın. Bir litre suya bu kıyılmış yapraklardan iki avuç atıp on beş dakika kadar kaynatın. Bu çaya bir miktar ada çayı, ıhlamur,tarçın, kekik atıp o şekilde de demleyebilirsiniz, bu keyfinize kalmıştır. Bu çay; kışın sıcak, yazın soğuk olarak kullanabileceğiniz harika bir içecek olacaktır.

Baldıran

( Ağuotu / Conium maculatum / Ciques / Hemlock )

Nemli yerlerde yetişen, 1-2 metre boyunda zehirli bir bitkidir. Gövdesi kalındır. Saplarının alt kısmı erguvani renktedir. Yaprakları büyük, çiçekleri yayvan ve küçüktür.

Ev ilaçlarında kullanılmaz. Tıpta, özellikle dişçilik alanında kullanılır. Ağrı kesici, spazm giderici ve siyatik, tetanos ile epilepsi hastalıklarının tedavisinde kullanılır.

Baldırıkara

( Venushaar / Frauenhaar / Capillaire / Maidenhair )

Rutubetli ve serin yerlerde, akarsu kenarlarında, kuyu duvarlarında ve mağara ağızlarında tesadüf edilen 20-40 cm yüksekliğinde otsu bir bitki. Venüssaçı da denilmektedir. Yaprakları uzun, ince, parlak, siyah veya kırmızımsı-siyah saplıdır. Yaprak parçaları açık yeşil renkli ve böbrek şeklinde olup, uç tarafları loplara ayrılmıştır.

Marmara, Karadeniz, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişir.

baldırıkara Yaprakları bütün yaz boyunca toplanabilir, taze olarak veya gölgede kurutulduktan sonra kullanılır. Tıpta çok eskiden beri yumuşatıcı ve balgam söktürücü özelliğinden dolayı öksürük ve bronşitlerde kullanılır. Baldırıkara şurubu da yapılır. Şurup, balgam söktürücü olarak faydalıdır. Kabız edici etkisi de vardır.

Banotu

( Bilsenkraut / Jusquame / Herbane / Konca / Bangootu / Hyoscyamus niger )

Gavurhaşhaşı adıyla da anılan banotu yumuşak tüylü, otsu bir bitkidir. Yaprakları yumuşak, saplı veya sapsızdır. Çiçekleri sapsız veya kısa saplıdır. Taç yaprakları alt tarafta tüp şeklinde, üst tarafta biraz eğri olarak genişlemiş ve yayılmış olup, tepede beş lopludur. Meyve çok tohumlu ve bir kapakla açılıp tohumlarını saçan bir kapsüldür. Hemen hemen her yöremizde, tarla ve yol kenarlarında bu bitkiye rastlanabilir. Ülkemizde bilinen altı tür banotu yetişir, ancak bu türlerden yalnız Hyoscyamus niger (Siyah banotu) ile H.muticus (Mısır banotu) tedavi edici olarak kullanılmaktadır. Mısır banotu ülkemizde Malatya civarında bulunur. Özellikle alkaloit endüstrisi için önemlidir. Siyah banotu hemen hemen bütün Anadolu ve Trakya’da bulunur. Tıbbi amaçlar için kullanılır.

Hyoscyamus niger (Siyah banotu): Mayıs-eylül ayları arasında sarımsı renkli çiçekler açan, 30-80 cm boylarında, 2 senelik, otsu ve özel kokulu bir bitkidir. Gövdeleri dik, basit veya dallanmış ve yapışkan tüylüdür. Yaprakları, donuk yeşil renkli, kenarları girintilidir. Çiçekler çok kısa saplıdır. Çanak yaprakları tüp şeklinde, üzeri damarlıdır. Taç yaprakları huni şeklinde, beş parçalı, kirli sarı renkli ve mor damarlıdır. Meyveleri çanak yapraklar tarafından sarılan, kapak ile açılan bir kapsüldür. Bu kapsül içinde gri esmer renkli, oval veya böbrek şeklinde, üzerinde küçük çukurcuklar bulunan çok miktarda tohum bulunur.

Kullanıldığı yerler

Bitkinin yaprakları, kökü ve tohumları tedavi amacıyla kullanılır. Yapraklar, bitki çiçekli iken toplanır ve kurutulur. Tohumlar tamamen olgunlaştıktan sonra alınır, güneşte veya daha iyisi 40-50 derecelik fırınlarda kurutulur. Yaprak, tohum ve bilhassa köklerde alkaloitler bulunmaktadır. Kuvvetli bir uyuşturucu ve ağrı kesicidir. Bazı müshillerin tesir edebilmesini kolaylaştırır. Çeşitli merhemlerin terkibinde kullanılmaktadır.

Dikkat

Bilmeden kullanıldığında zehirlenmelere sebep olabilir.

Behmen

( Kavza kökü / Centaurea behen / Parsnip / Panais )

Turpa benzer otsu bir bitkidir. 20 Ocak ile 20 Şubat arasında çiçek açar. Çiçeğinin rengine göre, Kızıllbehmen ve Akbehmen adlarında iki türü vardır. Basur memelerinden doğan şikayetlerde kullanılır.

Bergamot

( Bergamot Orange / Bergamote / Bergamot / Citrus Bergamia )

Ortalama 4 m boyunda bir ağaç olan bergamotun asıl vatanı batı Hindistan’dır. Yaprakları uzun ve koyu yeşil, çiçekleri beyaz ve küçük, meyveleri küre veya armut biçiminde, 5-7 cm çapında etli kısmı ekşi lezzetli, kabuk kısmı limon sarısı rengindedir. Eskiden Antalya bölgesinde geniş çapta yetiştirilmekteydi. Zamanla bu bölgede Bergamotun yerini diğer turunçgiller aldı. Bununla beraber halen Antalya civarında bu tür az miktarda bulunmakta ve meyvelerinden reçel yapılmaktadır. Bergamot esansının sanayideki önemi sebebiyle yer yer tekrar yetiştirilmeye başlanmıştır.

Kullanıldığı yerler

Meyve kabukları sıkılarak bergamot esansı elde edilir. Yeşilimsi Sarı renkli, hoş kokulu ve acı lezzetli bir sıvıdır. Parfümeri (ıtriyat) sanayiinde kullanılmaktadır. Usaresinden kalsiyum sitrat ve sitrik asit elde edilir. Koku vermesi için bazen çaylara da karıştırılır. Ayrıca çeşitli yörelerimizde reçeli yapılarak Kışın yenilir.

Brokoli

Yaklaşık 30 yıldır yurt dışında ve yurt içinde araştırmalar yapan Prof. Dr. İbrahim Adnan Saracoğlu Brokoli’nin prostat ve üriner sistem hastalıklarının tedavisinde kullanılabileceğini savunuyor.Tıbbın gücüne inanan ve bu gücün yeni buluşlarla güçlenip, insanlığa yeni hizmetlerle gelineceğini bilen bir düşünceyle Brokoli araştırmalarına başlayan Saracoğlu 11 yıldır üzerinde çalıştığı Brokoli gerçeğine kendisini bitkilerin şifalı gücüne inanması ve Avrupa’da bu tür çalışmalara daha fazla önem verilmesinin ulaştırdığını vurguluyor. Prof. Dr. İbrahim Adnan Saracoğlu’nun İngilizce ve Almanca olarak yayınlanan aşağıda özetini alıntıladığımız makalesini konuyla ilgilenenleri aydınlatacağı düşüncesindeyiz

Brokoli Gerçeği

İyi huylu prostat büyümesi (BPH), prostatitis (prostat) ve kronik idrar yolları enfeksiyonu, bugün dünya insanlarının (1.350.000.000) büyük bir problemidir.

Böylesine bir problemin kimyasal (ilaç) yöntemleriyle veya ameliyat yaklaşımıyla çözülemeyeceği inancında değilim.Bu yöntemlerin yetersiz veya etkisiz kaldığı durumlarda Brokoliyi mutfağımızdan sağlığımıza taşımayı amaçladım. Brokoli üzerine araştırmalarımı bazı televizyon kanallarında ve yazılı basında açıkladım. İnsanların bu konuya sahip çıkacağını ve pek çoğunun şifa bulacağını bilmekteyim. Görsel ve yazılı medya insanların hayatının bir parçası olmuştur. Ben 11 yıllık çalışmamı açıklarken bunun laboratuarlardan ve üniversitelerden insanlara ne kadar ulaşacağından endişeliyim. Bu düşüncelerime ve bilimsel görüşlerime sahip çıkan Almanya ve Amerika , Medikal Forumlarında Brokoli tedavisi üzerine Web sayfası açarak kendilerine yardımcı olmamı talep etmişlerdir. Bu taleplerini gerek bilim adına gerekse de insanlığa hizmet adına kabul ettim. Almanya Medikal Forumda ve Amerikada Prostatitis Foundation Forumda adıma Web sayfası açıldı. Dünyada, brokoliyi prostat tedavisinde ilk uygulayan bir bilim adamı olarak ülkem adına gurur duymaktayım.

Brokoli ülkemize son bir kaç yıldan beri girmiş bir sebzedir. Roma imparatorluğu döneminde esas yetiştirildiği bölgelerden bir tanesi de Akdeniz sahilleri idi. Özellikle Amerika ve Avrupa’da en çok tüketilen sebzeler arasındadır. Amerika’da brokoli tabletleri satılmaktadır. Ancak, bu tabletler Prostat şikayetlerine karşı etkin değildir. Bu tabletler, 3-4 günlük brokoli tohumlarının filizlerinden elde edilmektedir. Brokoli sebzesinden elde edilmemektedir.

Brokoli her insanın mutfağından sağlığına taşıyabileceği ve hazırlanması en kolay sebzelerden biridir.

Brokoli içerdiği maddeler açısından insan sağlığı üzerinde çok faydalıdır. Vitamin değerleri açısından; A,E ve C vitaminlerini içermektedir. İçerdiği flavonoidler bakımından bağışıklık sistemimizi güçlendiren bir özelliğe sahiptir. Antibiyotik özelliğe sahip olan brokoli , bu yönüyle prostatitis’e (prostat enfeksiyonu) karşı çok etkindir. Hiç bir antibiyotik yoktur ki bağışıklık sistemimizi zayıflatmasın. İşte brokolinin önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır; aynı zamanda hem bağışıklık sistemimizi güçlendirmekte hemde antibiotik vazifesi görmektedir.

Brokoli , meme, prostat, bağırsak ve idrar kesesi kanserlerine karşı güçlü bir koruyucudur. Amerikada özellikle bu kanser türlerine karşı brokolinin içerdiği bazı maddeler (sulforafen vs) zenginleştirilerek kanser tedavisinde başarı ile kullanılmaktadır. Brokoli içerdiği bazı indol ve indol türevleri (bitkisel hormonlar) açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Bu sayede vücudumuzdaki hormon dengesini ayarlayıcı özelliğe sahiptir. Yine Amerika’da bazı klinikler menopoz dönemindeki bayanlar için östrogen hormonunun düzenli çalışması için brokolideki bitkisel hormonlardan yararlanmaktadırlar.

Brokolinin kendine özgü olan selülozik yapısı (lifli yapı) bağırsaklarda oluşan toksinlerin (toksin atıcı) uzaklaştırılmasında ve alınmış olan ağır metallerin emilmesinde büyük rol oynamaktadır. Brokolinin bu lifli yapısı dışkının düzenli bir şekilde dışarı atılmasını sağlar. Kabızlığı önleyicidir.

Bugün dünyada üzerinde en çok araştırma yapılan sebzelerde ; beyaz lahana, turp, domates, brokoli ve havuç en ön sırayı almaktadır.

Brokolinin gücü

Brokoli , prostatitis, iyi huylu prostat büyümesi (BPH) ve idrar yolları enfeksiyonuna karşı önleyici ve tedavi edici güce sahiptir. Brokolinin şifalı gücünden istifade edebilmek için mutlaka kullanma şekline uymak zorundayız. Kullanma şekli bir KÜR olarak yapılmalıdır. Aksi taktirde haftada bir kaç defa tüketmenin sadece besin değerleri açısından faydası vardır.

Sebze olarak Brokoli ; A, C, E ve Karotin vitaminleri bakımından oldukça zengindir . Demir, selen, bakır ve potasyum kaynağıdır. Brokoli, klinik deneylerle (Almanca , İngilizce ) kanıtlanmış özellikle prostat ve meme kanserine karşı etkin 5 farklı koruyucu madde içermektedir. Bunlardan en güçlü olanı sulforafen dir. Prostat rahatsızlıklarının kansere dönüşmesinde brokoli güçlü bir önleyicidir. Bu görevini içerdiği myrosinaz enzimi yardımıyla sağlamaktadır. Brokoli indol bakımından oldukça zengindir. İndoller bitkisel hormonlardır. Brokolide bulunan bazı indollerin özelliği , hormon dengesini sağlamaktır. Meme kanserinin oluşumunda hormon dengesizliğinin rol oynadığı gerçeği klinik deneylerle kanıtlanmıştır. Brokoli bağışıklık sistemimizi güçlendiren 5 etkin madde içermektedir. Brokoli bununla da kalmayıp aynı zamanda antioksidan dır. Yani hücre zarlarına (membran) ve hücre DNA sına zarar veren serbest radıkalleri nötralize (zararsız hale getirmek) etmektedir. Hücre DNA sını bozabilen serbest radıkaller bu özelliklerinden dolayı kanserojendirler. Brokoliye antioksidan olma özelliğini kazandıran quercetin ve kaempherol maddelerini içermesidir. Quercetin, Prostatitis tedavisinde kullanılan ve bitkilerden elde edilen bir maddedir. Brokoli lifli bir yapıya sahip olduğundan, bağırsaklardaki ağır metalleri, safra asidi fazlasını sünger gibi emerek oldukça hızlı bir biçimde dışarıya atılmasını sağlar. Brokoli , bu özelliğinden dolayı hem toksin atıcı hem de bağırsak sistemini düzenleyicidir.

Çimlenmiş Brokoli Tohumları: Çimlendirilmiş Brokoli tohumları sebze olarak kullanılan Brokoliye göre ; ortalama 50 kat daha fazla sulforafen içerirler ve Sulforafen Phase II enzimlerini aktive ederek kansere, mutasyona ve serbest radıkallere karşı harekete geçirirler. Amerikada, çimlendirilmiş Brokoli filizlerinden (broccoli sprouts) tabletler yapılmakta ve satılmaktadır.

Prostatitis (Prostat Enfeksiyonu)

Prostat enfeksiyonunun iki şekli olduğu tıp otoriteleri tarafından savunulmaktadır. Bunlardan birincisi bakteriyel Prostatitis (bakteriyel prostat enfeksiyonu), ikincisi ise non-bakteriyel prostatitis (bakteriyel olmayan prostat enfeksiyonu) dur. 1998 yılında bir grup Amerikalı ve Kanadalı bilim adamı , 1 Aralık 1998 tarihinde Journal of infectious Urology dergisinde yayınladıkları makale de bakteriyel olmayan prostat enfeksiyonunun gerçekte bakteriyel prostat enfeksiyonu olduğunu kanıtlamışlardır. Bakteriyel-Biyofilm teorisi ile açıkladıkları bu prostat enfeksiyonunu tedavi etmek daha da zor görünmektedir. Genel olarak prostat enfeksiyonunu Antibiyotiklerle tedavi etmek çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Bunun nedeni de antibiyotiklerin , prostatın içine kadar girememesidir. Genel olarak bir enfeksiyonun başarı ile tedavi edilebilmesi için bağışıklık sisteminin de güçlü olması veya güçlendirilmesi gerekmektedir.

Prostatis de Brokolinin Fonksiyonu

Brokoli aynı anda iki özellik birden göstermektedir. Birincisi bağışıklık sistemini güçlendirmesi, ikincisi ise antibiyotik (anti-inflammatory effects of antibiotics)) özelliğe sahip olmasıdır . Güçlü bir bağışıklık sistemi enfeksiyonlara karşı daha güçlü demektir. Halbuki antibiyotikler bağışıklık sistemimizi zayıflatırlar. Bu nedenle antibiyotik kullananlar beraberinde çoğu kez vitamin alarak veya sağlıklı ve dengeli beslenerek bağışıklık sistemilerini güçlendirmeye çalışırlar. Ancak, alınan antibiyotiklerin çoğu bağırsak florasını etkilediklerinden, vitaminlerin, kofaktörlerin, minerallerin ve besinlerden gelen bazı etkin maddelerin emilmesine engel olabilmektedirler. Brokoli giriş kısmında bahsedildiği gibi bağışıklık sistemini güçlendirmekte ve içerdiği pseudoantibiyotik özellikli etkin maddelerle prostatitis’ e karşı etkin rol oynamaktadır.

İyi huylu Prostat büyümesi (Benigne ProstateHyperPlasie) = BPH

Genel olarak prostat , 40-50 yaşları arasındaki erkeklerin % 43 ‘ünde görülmekte , 50 yaş ve yukarısında %60 lara kadar çıkmaktadır. Dünya sağlık teşkilatının verilerine göre 185.000.000 erkek bu rahatsızlıktan şikayet etmektedir. Prostat büyümesin sebebi olarak bir çok teori öne sürülmektedir. Bunlardan en önemli iki tanesi beslenme ve hormonal düzenle ilgilidir. Beslenme her ne kadar önemli bir sav ise de , Testosteron hormonunun bu rahatsızlığa neden olduğu teorisi ağırlık kazanmaktadır. Erkeklerin testişlerinde (haya) oluşan Testosteron hormonu (TH), belirli yaşlardan sonra prostat bezine (kestanecik) ulaşamamaktadır. Prostatı bezinin salgılama görevini yapabilmesi için TH ‘na ihtiyacı vardır. TH ‘nun prostat bezine ulaşamaması sonucunda prostat bezi büyümeye başlamaktadır. Bu büyüme sonucunda prostat bezi idrar kanallarına baskı oluşturarak belirli şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bunlar ; sık sık idrara çıkma (geceleri dahil) , idrarını tutamama, idrar yaparken zorlanma idrar yaparken çatallanma , idrar yaparken yanma , idrar torbasını tamamen boşaltamama (miksiyon) , idrar yaptıktan sonra damlama

gibi şikayetlerdir. Bu şikayetler doğrultusunda idrar kesesi her defasında tam boşalamadığından bakteriyel enfeksiyonlara da neden olabilmektedir. Bunun sonucunda da idrar yolları enfeksiyonları bu rahatsızlığa paralel olarak gelişmektedir . Prostat büyümesinin neden olduğu olumsuz etkilerden bir tanesi de erkekte cinsel isteksizliğe ve iktidarsızlığa neden olmasıdır. Cinsel isteksizlik , Prostatitis hastalarında da ortak bir olgudur.

BPH de Brokolinin fonksiyonu

Brokoli , içerdiği bazı indol derivatları ve mediyatörler vasıtasıyla biyosentez mekanizmasını harekete geçirerek Testosteron Hormonunun Prostata ulaşmasını sağlamaktadır. Böylece Prostat normal salgılama fonksiyonlarını yavaş yavaş yerine getirmeye başlamaktadır. 21 günlük Brokoli Kürü neticesinde BPH (İyi huylu prostat) hastaları daha 2-3 gün içerisinde idrara bağlı şikayetlerinin nasıl azaldığını görebilmektedirler. Brokoli Kürünü yapan erkeklerin hemen hemen hepsi cinsel isteksizliklerinin önemli ölçüde ortadan kalktığını söylemektedirler. Tabi ki hastalığın seyrine göre 21 günlük başlangıç kürü yeterli olmayabilir. Uzun yıllardır iyi huylu prostat büyümesi rahatsızlığı olanlar ( 6-7 yıl) bir kaç ay sonra şikayetlerinin tekrar başladığını göreceklerdir. Bu durumda sadece bir haftalık Brokoli Kürü nün uygulanması yeterli olabilmektedir. Kısaca her BPH hastası kendisini bilir. İyi huylu Prostat büyümesine yeni yakalanmış olanlar 21 günlük Brokoli Kürü ile enaz 10 – 11 ay rahat edebilmektedirler. Daha sonra bir haftalık kür ile tekrar uzun zaman rahat edebilmektedirler.

Prostatitis ve BPH hastalarının , kür boyunca kesinlikle acı biber, alkol ve kahve tüketmemeye (nescafe ve türk kahvesi) ve de hayvansal yağlardan uzak durmaya özen göstermeleri gerekmektedir. Beslenmede BPH ya neden olan etkenlerin başında hayvansal yağlar gelmektedir. BPH hastalarının genelde gün boyu bol su tüketmeleri hekimlerin önerileri arasındadır.

Hazırlanması ve Kullanılması :

Bu yardımcı tedavi şekline başlamadan önce mutlaka bir hekime gittiğinizi kabul ediyorum. Kesinlikle bir hekime gitmeden prostat şikayetlerine iyi geliyormuş düşüncesiyle hareket ederek, brokoli kür tedavisini uygulamayınız. Mutlaka hekime gidiniz ve teşhisinizi koydurunuz. Eğer konulan teşhis; Prostatitis veya BPH ( iyi huylu Prostat büyümesi) veya idrar yolları enfeksiyonu ise bu taktirde brokoli kür tedavisini çekinmeden bir yardımcı tedavi olarak uygulaya bilirsiniz. Brokoli’nin yan tesiri yoktur ve ilaçlarla da etkileşmesi söz konusu değildir. Ancak brokoliye karşı alerjisi olanların bu tedaviyi uygulamamaları gerekir. Genel bir kural olmamakla beraber, süte karşı alerjisi olanların % 25 oranındada brokoliye karşıda alerjileri olduğu gözlenmiştir. Hekiminizin size verdiği ilaçları alarak , Brokoli tedavisini de bir yardımcı ve önleyici tedavi olarak uygulayabilirsiniz.

Brokoliyi pazarlarda , manavlarda ve bazı süper marketlerde taze veya dondurulmuş olarak bulabilirsiniz. Brokoliyi alırken taze ve sararmamış olduğuna dikkat ediniz. Eğer Brokoloyi fazla miktarda aldıysanız, 250 gramlık porsiyonlar halinde yıkamadan mutlaka buzdolabınızın buzluk kısmında saklayınız. Günlük ihtiyacınızı hergün buzluktan alıp, yıkayıp hazırlayınız.

Bitkinin hem odunsu saplarını hem de çiçekli bölümlerini kullanabilirsiniz . En az 250 gr , en fazla 500 gr brokoli 1 litre suyla agzı kapalı bir kapta 5 dakika kaynatılır (1 lt su için 250 gr.dan fazla kullanılan brokolinin etkisi artar fakat 500 gr.dan fazlası da gerekmez ) Süzülüp bir başka kaba alınan brokoli suyunun yarısı sabahları aç karnına Diğer yarısı da aksamları yine aç karnına ılık veya soğuk olarak içilmelidir. Hazırlanan 1 lt su aynı gün tüketilmeli ve ertesi gün için yenisi hazırlanmalıdır .Brokoli suyu içildikten sonraki 20 dakika boyunca su hariç hiç bir şey yenilip içilmemelidir . Pişirdiğiniz brokoliyi de öğleyin yemeğinizin yanında salata olarak yenmelidir. Bu uygulama 1 hafta boyunca her gün yapılcaktır . Her 7 günden sonra 3 günlük bir ara verilmelidir . Bu işleme 3 defa (3 ‘er günlük aralar hariç 21 gün) devam edilmelidir.

Centiyane
( Centiyana / Yılan otu / Eşek turpu / Gentina lutea / Gentina radıx )

Doğu Karadeniz Bölgesi ve Uludağ’da yetişen, 1 metre kadar yüksekliğinde, geniş yapraklı, kalın köklü bir bitkidir. Kökü acıdır. İçi Sarı, dışı esmerdir. Kökü şifalıdır. Sarı ve mavi türü vardır.
İştah artırır, hazmı kolaylaştırır, ateşi düşürür,vücuda kuvvet verir, mide zafiyeti ve ekşimelerini giderir. Kansızlıkta da faydalıdır

Ceviz

Mayıs ve haziran ayında çiçek açan ceviz ağacı bünyesinde yağ, tuz, albümin, karbonhidratlar, gümüş iyonu, sodyum, potasyum, B1, B2, B3, B6 ve E vitamini barındırır.

Bakımlı Saçlar

Badem yağı, çörek otu ve ceviz yağını aynı oranlarda karıştırın ve haftada bir kez bu karışımla saç diplerinize masaj yapıp yarım saat kadar bekletin. Daha sonra doğal bir sabunla yıkayıp durulayın. Saçlarınızın hiç olmadığı kadar parlak, canlı ve kuvvetli olduğunu göreceksiniz.

İçi Başkalarının Olsun

Bırakın cevizin içini başkaları yesin, hiç önemli değil. Ama siz de bu arada boş durmayın ve cevizin kırılan kabuklarını toplayıp muhafaza edin. Siz bu ceviz kabuklarıyla kendinize bir çay demleyeceksiniz. Kayserinin bazı yörelerinde kullanılır.

Kanınız Temizlensin

Bunun için bir miktar ceviz yaprağını ve kekiği beraberce kaynatın. Balla tatlandırarak içeceğiniz bu karışım iyi bir kan temizleyicidir. Aynı zamanda kansızlık şikayeti olanlara da ceviz iyi bir şifa kaynağıdır. Yine yukarıda tarif edilen karışımı hazırlayarak haftada birkaç kez içiniz.

Ceviz Yaprakları

Eklem ağrılarında ceviz yapraklarından yararlanabilirsiniz. Ayrıca ceviz yaprakları evinizin muhtelif yerlerine koyulursa sinek ve böcekleri o bölgelerden uzak tutmaya yarar.

Sivilcelerde

Cevizin dışındaki yeşil kabuklarının suyunu çıkartın ve sivilceli yerle bu sudan sürünüz. Rivayet olunur ki birkaç günde sivilceler iyileşecektir.

Dikkat

Ateşli mizacı olan kişilere ceviz zararlıdır. Baş ağrısı yapar. Ayrıca ceviz ciğere, mideye ve dimağa kuvvet verip ağız kokusunu da giderir. Basur için faydalı olduğu rivayet edilmekte ve bunun için balla karıştırılarak yenilmesi tavsiye edilmektedir.

Diğer Etkileri

Aromatik kokulu yaprakları kabızlığa, iştahsızlığa, kan temizlenmesine ve hazımsızlığa karşı yararlıdır.

Dıştan Kullanım

Ceviz yapraklarının suyu banyo suyuna ilave edilirse kemiklerdeki zafiyetlere karşı yararlıdır. El ve ayak tırnaklarındaki iltihaplarda, egzamalarda, apselerde, hanımların akıntılarında dıştan kullanımı çok olumlu sonuçlar verir.

Ve Yine Yaprakları

Gırtlak, diş etleri ve boğaz hastalıklarında gargara yapılarak veya ağız çalkalanarak kullanılmalıdır. Tabi ki yapraklarının suyunu kullanacaksınız.

Saç Dökülmelerinde

Saç bakım reçetemizden sonra bir de saç dökülmesi şikayeti olanlar için önerimiz olacak; eğer ceviz yapraklarını banyo suyuna karıştırıp yıkanırsanız saç dökülmenizi önler. Bunun için başa banyo suyu ile çok iyi masaj yapmak gerekir.

Demleme Yöntemi

İki büyük taze veya kuru ceviz yaprağının bir litre suda demlenmesiyle hazırlanır. Kurt ve solucan düşürücü olarak günde iki fincan içilmelidir.

Kanamalara, hemoroite karşı lavman biçiminde dıştan kullanmak üzere iki avuç başak bir litre suda demlendirilerek kullanılır.

İki avuç taze veya kuru ceviz kabuğunun bir litre su ile kaynatılmasıyla hazırlanan sıvı, kurt düşürücü olarak günde iki fincan içimi kullanılmalıdır.

Raşitizm İçin

Raşitizme, şeker hastalığına, lenf hastalığına karşı sekiz-on yaprak ceviz kabuğu bir litre suda kaynatılır ve günde iki çay bardağı içilir.

Banyo, kompres ve losyon için 15 adet yaprak bir litre suda kaynatılarak dıştan kullanılır.

Toz Halinde

Güçlendirici, mikrop öldürücü ve yara kapatıcı olarak iki kahve kaşığı ceviz kabuğu tozu herhangi bir çay çeşidinin içinde demlenirken atılıp günde iki fincan kadar içilir.

Ayrıca dört kahve kaşığı ceviz kabuğu tozu kaynatılmış civan perçemi ya da öküz gözüne katılıp losyon ya da kompres şeklinde haricen kullanılır.

Ciğerotu

( Pulmonaria officinalis )

Hodangiller familyasından, 10-15 cm boyunda, uzun ömürlü otsu bur bitkidir. Çiçekleri önce kırmızımtıraktir. Sonra mor ve mavimsi bir renk alır. Gövdesi dik ve tüylüdür. Tanen, müsilaj, şekerler, reçine ve sabit yağ içerir. Tedavi için yaprakları kullanılır.

Kullanıldığı yerler: Göğsü yumsatir. Öksürügü keser. Akciger hastalıklarında faydalıdır. Idrar söktürür.

Civanperçemi

( Binbiryaprak otu / Kandilçiçegi / Schafgarbe / Milliefeuille / Herbeaux charpentiers / Yarrow)

Haziran-eylül aylarında, beyaz veya pembemsi renkli çiçekler açan, yol kenarlarında, tarlalarda ve kurak topraklarda yetişen 20-100 cm yüksekliginde, kokulu, çok senelik ve otsu bir bitki. Binbiryaprak otu veya kandilçiçegi olarak da anilmaktadır. Gövdeleri dik, dalsiz ve yumuşak tüylüdür. Yaprakları sapsız ve koyu yeşil renklidir. Çiçekleri, küçük tepecik (kapitulum) halinde bir araya toplanmis olup, yalanci bir semsiye durumunu meydana getirirler. Bu kapitilumun dis tarafinda 5-6 tane dil şeklinde beyaz renkli Dişi çiçekleri, orta kısmında ise tüp şeklinde, kirli-beyaz renkli erdişi çiçekleri vardır. Meyveleri gri renkli ve tüysüzdür.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Kuzey ve Dogu Anadolu.

Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısmı, yaprakli ve çiçekli dallarıdir. Dallar ve çiçekler henüz tamamen açilmadan toplanır ve gölgede kurutulur. Bitkinin bu kısımları uçucu yağ, sabit yağ ve acı glikozit maddelerini ihtiva ederler. Kuvvet verici, uyarici, idrar ve gaz söktürücüdür. Içerisindeki Sincolden dolayı antiseptik, balgam söktürücü ve midevidir. Yara iyi edici bir özelliği vardır. Basurda sulu hulasasi fitil halinde verilir. Memleketimizde 20 kadar binbiryaprak otu türü tespit edilmistir. Bunlarin ekserisi halk arasında yukarıdaki tür gibi kullanılmaktadır.

Civanperçemi sinirleri güçlendirir, kimyasal değişimleri hızlandırır. Gözenekleri açıp toksinlerin dışarı atılmasını, kanın temizlenmesini sağlar. Bu özellikleri ile civanperçemi, soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklara iyi gelir.

Yirmi dört Saatte Sağlık

Üşütme başlangıcında civanperçemi içildiğinde bir günde insanı tekrar sağlığına kavuşturabilir. Aynı zamanda idrar söktürücüdür.

Dezenfekten Olarak Civanperçemi

Dıştan kullanıldığında civanperçemi bölgesel uyuşturucu ve dezenfekten edici yerine geçer. Bir böcek ya da sivrisinek sokmasında civanperçeminin yaprağı, ağızda çiğnenip hasar gören yere konulursa acı ve kaşınma duygusunun kısa sürede kaybolduğu görülür. Aynı yöntemle ani olarak yakalandığınız diş ağrılarından da kurtulabilirsiniz.

Bilinen hiç bir yan etkisi olmayan civanperçemi genel menopoz sıkıntıları, kadınların muayyen gün rahatsızlıkları, zona çıbanları. iltihaplı yaralar ve çocuklarda yatağa işemelerde oldukça yararlıdır.

Böbrek Rahatsızlıklarına

Kurutulmuş civanperçeminden, bir litre kaynar suya 20 gr. koyup 15 dakika süreyle demlemeye bırakın. Bu çaydan günde iki büyük fincan ya da yemek arası saatlerde günde üç bardak içerseniz böbrek ve mesane rahatsızlıklarınıza iyi geldiğini göreceksiniz.

Cildinizde Bozukluk Var mı?

Bir çay bardağı sıcak suya bir tatlı kaşığı civanperçemini koyup 20 dakika demledikten sonra süzün. Uyumadan hemen önce temizlenmiş cildinize pamukla sürün, kurusun; bir kez daha sürüp yatın. Eğer cildinizde çöküntüler varsa zamanla düzeldiğini göreceksiniz.

Egzama İçin

Bir avuç civanperçemini dört bardak suyla kaynatıp egzama bulunan yerleri bu su ile yıkayın.

Çakalerigi

( Pflaume / Prune / Plum )

Gülgillerden, Nisan-Mayıs ayları arasında, beyaz renkli çiçekler açan, 1-3 m yüksekliginde, dikenli bir ağaçtır. Ormanlarda, çit kenarlarında ve kirlarda rastlanir. Gövdeleri silindirik, kabugu koyu gri renkli ve çok sık dallıdır. Küçük dalların ucu dikenlidir. Çiçekleri beyaz renklidir. Meyveleri sonbahar veya kışa doğru olgunlaşan mâvimsi siyah renkli, küremsi şekilli ve eksi lezzetlidir.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Marmara, Ege ve Karadeniz bölgesi.

Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısmı, çiçekleri ve Kurutulmuş meyveleridir. Çiçekler kuru bir havada toplanır ve derhal kurutulur. Çiçekleri hafif müleyyin ve kan temizleyicidir. Meyvelerinde şekerler ve organik asitler vardır. Ishali keser. Mide ve barsakların düzenli çalışmasını saglar. Terletir ve vücudda biriken zararlı maddelerin atilmasini saglar. Boğaz ve bademcik iltihabini giderir. Anne sütünü artırır.

Çamfıstığı

( Pinus pinea )

Çam kozalaklarinin içinden çıkartilir. Kuvvetli bir besindir. Günde 2 çorba kaşığından fazla yenmemelidir.

Kullanıldığı yerler: Bronşit verem ve akciger hastalıklarının çabuk isilesmesine yardımcı olur. Afrodizyak (Cinsel istekleri artırıcı) özelliği vardır.

Çay

Toplum olarak bütün toplantı ve dinlenme zamanlarımızın vazgeçilmez içeceği çay aynı zamanda ilaç olarak ta kullanılır. İçinde bulunan kafeinin uyarıcı özelliği sebebiyle uyku kaçırır. Gece geç saatlere kadar oturmak isteyenler akşam yemeğinden bir kaç saat sonra üç dört bardak biraz demli çay içerlerse istediklerine kavuşabilirler

Damar Sertliği

Taze olarak demlenip hemen tüketildiğinde çayın, damar sertliğine iyi geldiği bilinmektedir.

Kemik Erimesi

Kemik erimesi hastalığında (osteoporoz ) son yapılan araştırmalarda günde içilen üç dört bardak yeni demlenmiş bakır renginde çayın kemik erimesine karşı iyi geldiği tespit edilmiştir. Bu hastalığın tedavisinde uygun zamanlarda ve uygun demle içilen çay tavsiye edilmiştir. Ancak unutmayın çay içmek için en uygun zaman yemeklerden en az iki saat sonrasıdır.

Gözler İçin Çay

Gözlerinizde arpacık çıktıysa veya herhangi bir sebeple gözünüz kızardıysa bayat çay ve bir parça pamukla gözünüze kompres yaparsanız kısa sürede kızarıklığın geçtiğini göreceksiniz.

Ayrıca ; çay hafif yanıklarda kompres yapılarak kullanılır.

Bayatlamadan tüketilen çay kalbinizi de korur.

İçinde bulunan tein maddesinin sinirleri yatıştırıcı özelliği vardır. Kendinizi asabi hissettiğinizde veya sıkıntılı olduğunuz zamanlarda çay demleyin ve fazla bekletmeden için.

Unutmayın iyi bir çay içmek istiyorsanız veya kendinizi çay tiryakisi olarak görüyorsanız bilin ki çay demlemek için en ideal demlik hakiki porselen demliktir.

Çay Demleyelim

Çay suyunu en fazla 10 (on ) saniye kadar kaynatın. Asla fazla değil. Beklemeden hemen çayınızı demleyin. Ve demlediğiniz çayı 15 dakika içinde tüketmeye bakın.

Yeşil çay

Çin çayı olarak da bilinen yeşil çayın sahip olduğu vitaminler açışından siyah çaya oranla daha değerli olduğu yönünde uzmanlar hemfikirdirler.

Yeşil Çay Hapı

Amerikalı bilim adamlarının yaptıkları araştırmalar sonucunda içinde bulunan extract maddesi nedeniyle kanser tümörlerini oluşmadan yok ettiği ileri sürülerek hap şeklinde piyasaya verildi. 500 miligramlık kapsüller halinde satılan yeşil çay hapları yemekle birlikte günde bir veya iki kapsül alınabiliyor. Yeşil çayın halen Amerika’da ünlü Maya Kliniğinde kan kanseri hastalarına verildiği biliniyor.

Çemen

( Wärmflasche / Fenugrec / Fenugreek / Buy otu )

Nisan-haziran aylarında, sarımsı-beyaz renkli çiçekler açan 20-40 cm yüksekliginde, bir senelik, otsu bir bitki. Buy otu, hulbe otu olarak da bilinmektedir. Gövdeleri dik, silindir biçiminde, içi bos ve oldukça dallidir. yaprakları saplı ve 3 yaprakçiklidir.

Çiçekler teker teker veya 2 tânesi bir arada olmak üzere bir yaprağın koltuğundan çıkar. Meyveleri düz veya az çok kivrilmis olup, fasulye meyvesine benzer. Içinde esmer-Sarı veya kırmızımsı 6-20 tohum taşır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Trakya, Marmara, Orta, Güney ve Güneydogu Anadolu.

Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısımları tohumlarıdır. Olgun meyveler toplanır, güneşte kurutulduktan sonra, sopa ile dövülerek tohumlar meyvelerden dışarı çıkarilir. Tohumlarında müsilaj, uçucu yağ ve sâbit yağ, alkaloit, kolin, rutin gibi maddeler vardır. Eski devirlerde Asya memleketlerinde sehvet arttırıcı ve harplerde cesâret verici olarak çok kullanılırdi. Bugün tasidigi müsilajdan dolayı, yumuşatıcı ve balgam söktürücü olarak kullanılmaktadır. Kuvvet verici ve istah açici olarak, rasitizm, diabet, tüberküloz ve kansizliklarda da kullanılmaktadır. Unu, pastirmanin üzerini örten ve “çemen” ismi verilen karışimi (Bu karışim Sarımsak, kırmızı biber ve çemen tohumu unundan ibârettir.) hazirlamak için kullanılır.

Çıbanotu
( Binbiryaprak otu / Kandil çiçeği / Schafgarbe / Milliefeuille / Herbeaux charpentiers / Yarrow/ Veronica officinalis )

Yavşanotu diye de anılan çıbanotu , kuru toprağı sever . Ormanlarda , ağaçların kesilmiş olduğu yerlerde , çitlerin diplerinde , hendeklerde , yol ve orman kıyılarında yetişir . Toprağın üstünde yatan tüylü ve sürüngen sapındaki , kenarları dişli yaprakları gümüş gibi parlar . Başını yukarı doğru kaldırmış olan çiçek başağındaki çiçekler , açık mavi-menekşe rengidir . Yapraklar , dokunulduğunda , saptan kolayca ayrılırlar . Çiçeklenme zamanı Mayıstan Ağustos’ a kadardır . Üstünde çiçeklerin açmış olduğu , sap bölümü toplanır . En etkili olan bitkiler , orman kıyılarında ve meşe ağaçlarının altında yetişenleridir .
Bu geleneksel bitki , kan temizleyici olarak çok aranır ve taze ısırgan otu yaprakları ile birlikte kullanıldığında , kronik egzamaları iyileştirir . Rahatsız edici yaşlılık kaşıntılarında , çıbanotu hararetle önerilir . Zayıf ve duyarlı kişiler , sindirimi de uyaran bitkiyi , hafif bir mide ilacı olarak rahatlıkla kullanabilirler . Mide de sümüksel salgı birikimi ve bağırsak rahatsızlıkları da onunla tedavi edilebilir.
Ruhsal sürmenajlardan kaynaklanan sinirlilik halleri tedavisinde bitki olağanüstü iyileştirici güçlere sahiptir . Geceleri yatmadan önce içilen bir bardak bitki çayı oldukça şifalıdır. Özellikle , yoğun beyinsel çalışma yapmak zorunda olanlara , uykudan önce bu yatıştırıcı çaydan bir bardak içmelerini öneriyoruz . bu çay belleğinizi güçlendirecek ve baş dönmelerini yok edecektir .
Kereviz kökü ile karıştırılarak alındığında , sinir yorgunluklarını ve melankoliyi ortadan kaldırır . Hatta mesane kumu , romatizma ve gut ile ilgili organ ağrılarını , çıbanotu büyük bir başarıyla tedavi edebilir.
unutkanlıktan şikayeti olanlar çıbanotu ve atkuyruğunu eşit oranda karıştırarak ve günde iki bardak içebilirler.

Çıbanotunun eskimiş kuru bronşiyal nezlelerde de sonuç verdiği görülecektir.

Ciğerotu , öksürükotu yaprakları , dar yapraklı sinirli ot ve çıbanotundan eşit oranda harmanlanarak hazırlanan çay göğüs hastalıklarına karşı kullanılabilir. Bu çay , bal ile veya haşlama suyunda eritilmiş nöbet şekeri ile tatlandırılabilir .

50g hindiba kökü , 25g hindiba yaprağı , 25g asperül (inci çiçeği) , ve 50g çıbanotu harmanıyla hazırlanan çay da sarılık , karaciğer ve dalak hastalıkları için şifalıdır. Bu bitkiler ince kıyılarak iyice harman edilir. Bir bardak suya yarım tatlı kaşığı bitki katılır ve gün boyunca 2 bardak , tatlandırılmadan içilir .
Çiçeklenme zamanında da , kronik deri hastalıklarında ve her şeyden önce egzamada önerilen , taze bitki özsuyu hazırlanabilir . Bu sudan günde yarım tatlı kaşığı alınır .

Çıbanotunun , iltihaplı ve zor iyileşen yaraları iyileştirmedeki başarısı , eski bitki kitaplarında da önemle öne çıkarılır . özellikle baldır kemiği üstündeki inatçı yaralar için de iyileştiricidir . Yaralar , önce , bitkinin kaynama suyuyla iyice yıkanıp temizlenir . Daha sonra, gece için , taze demlenmiş çaya batırılmış bir kompres yaranın üstüne uygulanır ve yara sıcak kalacak biçimde örtülüdür . Romatizma ve gut hastası olanlar da , kendileri kolayca hazırlayabilecekleri , etkili çıbanotu tentürünü denemelidirler. Bu tentür dıştan ovarak sürülür, içten ise günde 15 damla , biraz suyla inceltilerek kullanılır .

Her yıl , taze toplanmış çıbanotu çayını mutlaka içiniz ! Yalnızca atardamar sertliklerini azaltmakla kalmayıp , sizi daha başka rahatsızlıklardan korur ve kan temizleyici etkisi sayesinde , bedeninize yepyeni bir esneklik kazandırır .

Çıbanotu Çayı : Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır , 10 dakika demlendikten sonra süzülür .

Bitki özsuyu : Çiçek salkımlarının sapları yıkanıp , kurumadan mutfak robotu ile sıkılır . Elde edilen özsu küçük şişelere koyularak buzdolabında saklanır .

Bitki tentürü : İki avuç dolusu , ince kıyılmış çiçekli bitkinin üstüne 1 litre konyak eklenir . Konyak bitkilerin üstüne çıkmalıdır . Tentür şişesi , arada bir çalkalanarak , 14 gün boyunca güneşte veya sıcak bir ortamda bekletilir ve süre sonunda süzülerek , koyu renkli şişelere aktarılır . Serin bir ortamda saklanmalıdır .

Çifitotu
( Kokar sedef otu / Sezab / Rue )

Sedefotgillerden, çayırlarda ve hendek kenarlarında yetişen, zehirli bir bitkidir. Yaprakları geniş, çiçekleri küçük ve Sarı renklidir. Çiçekleri dalların dışına taşmış demetler halindedir. Keskin bir kokusu vardır.

Dikkat!
Zehirli olduğundan kesinlikle bir uzmana danışılmadan kullanılmamalıdır. Kullanirken kesinlikle tavsiye edilen doz asilmamalidir.

Kullanıldığı yerler: Kalp çarpintilarini giderir. Mide ağrılarını dindirir. Zeytinyağı ile kavrulduktan sonra çibanin üzerine konulursa, çibani olgunlastirir.

Çiğdem

( Krokus / Colchique / Crocus / Lahlah / Mahmurçiçegi / Colchicum )

Toprak altında, üzeri ince veya zarimsi birkaç pul ile örtülü, bir yumru tasiyan çok senelik bir bitki. Yaprakları çimen yaprağına benzer. Çiçekler genellikle 1-3 tâne veya türüne göre daha fazla olup, mor, beyaz-pembe Sarımtrak renklerdedir. Çiçek taç yaprakları tüpsü olup, uç kısmında huni şeklinde genişlemis ve 6 parçalıdır. Meyveleri çok tohumludur. Avrupa ve Akdeniz bölgesine yayılmış, 40 civârinda türü vardır. Bunun da 20 kadari Türkiye’de bulunur. Genel olarak zehirli alkaloitler tasiyan bitkilerdir. Çigdem türlerinin bir kısmı ilkbaharda, Diğer bir kısmı ise sonbaharda çiçek açmaktadır. Çok güzel olan çiçeklerinden dolayı da bir süs bitkisidirler. Daha çok kullanılani ve tibbî olarak bilineni sonbahar veya güz çigdemi (Colchicum autumnale)dir. Bu da ağustos-ekim ayları arasında çiçek açan yumrulu bir bitkidir. Yaprakları ilkbaharda meydana gelir. Çiçekleri ise sonbaharda olup, pembemsi-mor veya beyazdır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Farklı türlerde Türkiye’nin hemen hemen her tarafinda.

Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısmı tohumları ve yumrusudur. Tohumlarında sâbit yağ, sakkaroz ve kolsisin isimli bir alkaloit bulunur.

Yumrularında da kolsisin, inulin, yağ, nişasta, sakkaroz bulunmaktadır. Idrar söktürür, Kabızlığı giderir. Kesinlikle tavsiye edilen miktardan fazla kullanılmamalıdır. Çigdem tohumu ve yumrusundan hazirlanan preparatlar uzun zamandan beri damla hastalığına karşı kullanılmaktadır. Kolsisin bir ara kansere karşı kullanilmissa da, hayvansal hücreler için çok zehirli olduğundan hâlen terk edilmistir. Kolsisinin hücre bölünmesini durdurmasi etkisinden faydalanilarak, poliploit mutasyonlar elde etmek için zirâatte kullanılmaktadır. Poliploit organizmalar genellikle normalden daha fazla olan büyüklükleri ile göze çarparlar. Bu metod sâyesinde ekonomik deger tasiyan bu bitkilerin yaprak veya meyve ürünlerini arttirmak mümkün olmaktadır.

Dikkat!
Zehirli olduğundan kesinlikle bir uzmana danışılmadan kullanılmamalıdır.

Çilek

( Kocayemiş / Fragaria / Strawberry / Fraisier / Erdbeere / Fraise )

Gülgillerden, sapları sürünge, çiçekleri beyaz bir bitkidir. Yemişi (Çilek) ilk zamanlar pembe olup, gelistikçe koyu bir renk ve güzel kokulu bir hal alır.

Türkiye’de yetiştiği bölgeler: Ege, Marmara, Karadeniz bölgesi.

Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Hasta olmayi önler. Idrar söktürür. Böbrek ve mesane hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olur. Mide ve barsak tembelligini giderir. Sinirleri kuvvetlendirir. Hasta olmayi önler. Barsak kurtlarını döker. Ateşi düşürür. Cilde tazelik ve güzellik verir. Diş taşlarını eritir. Midesi zayıf olanlar suyunu içmelidir.

Dikkat!
Bazı kimselerde alerji yapabilir

Çitlembik

( Maranta nişastasi / Arrow-root / Terpentinpistazie / Térébinthe / Terebinth tree )

Sıcak iklimlerde yetişen “Maranta” adlı kamıştan veya ona benzer başka bitkilerin köklerinden çıkarılan beyaz bir tozdur. Nişastadan daha incedir. Kokusu ve tadı yoktur.

Kullanıldığı yerler: Çocuk mamasi yapımında kullanılır. Süt çocuklarına ve nekahat dönemindeki hastalara verilir. Hastalıklardan sonra görülen halsizlikleri giderir.

Nisan-haziran ayları arasında, yeşilimsi renkte çiçekler açan, 2-6 m yüksekliğinde, kışın yaprağını döken ağaçlar. Menengiç olarak da bilinir. Meyveleri önce kırmızımsı olup, daha sonra kahverengine döner. Ağacın dallarına yapılan yaralamalarla yahut da kendiliğinden sızmayla sakız elde edilir. Bu sakız, bal kıvamında, sarımsı veya grimsi renkli ve hoş kokulu olup menengiç sakızı adını alır. Batı Anadolu’da yabânî menengiçleri aşılamak sûretiyle antepfıstığı elde edilmektedir.

Menengiç sakızı dahilen, idrar ve solunum yolları antiseptiği olarak kullanıldığı gibi, göğüs yumuşatıcı ve balgam söktürücü olarak da kullanılır. Meyveleri resin, uçucu yağ, palmitik, oleik, stearik asit gibi yağ asitlerini ihtivâ eder. Meyveleri idrar söktürücü etkiye sâhiptir. Gaziantep yöresinde meyveleri kavrularak menengiç kahvesi olarak kullanılır.

Çobançantası
( Çoban kesesi / Çoban torbası / Capsella bursa pastoris )

Medik ve Çıngıldaklı Ot olarak da anılır . Düzensiz dişli yapraklar , Kara Hindiba da olduğu gibi, açılmış bir gülü andırırlar. Bitkinin boyu 40cm kadar uzayabilir . Çiçeklenme zamanı , Marttan Kasıma kadardır . Küçücük kirli beyaz çiçekleri önce bir üzüm salkımı biçimindeyken , daha sonra uzun bir meyve salkımına dönüşür . İncecik saplarının ucunda , dokunulduğunda deri hissini veren , küçük kalp biçiminde meyveler yetişir.

Çobançantası çayı , her tür kanamalarda , günde 2-3 bardak içildiğinde büyük başarılar sağlar . Bir türlü durdurulamayan yara kanamalarında, burun , mide , bağırsak , ve düzensiz döl yatağı (rahim) kanamalarında şaşırtıcı bir etkiye sahiptir. Şiddetli adet kanamalarında , alışılmış tarihten 8-10 gün önceden başlayarak , günde 2 bardak bitki çayı içilir . Bu çay, ergenlik çağındaki adet kanamalarını düzenlemek için de kullanılır . Menopoz dönemindeki her kadın , 4 hafta boyunca günde 2 bardak içmeli , 3 hafta ara verdikten sonra devre devre tekrarlamalıdır . Bebek emziren genç anneler , memeleri şiştiğinde bir süzgecin içinde buğuda pişirdikleri bitkiyi iki bez arasına yerleştirerek , kompres biçiminde uygulamalıdır . Çobançantası ve atkuyruğu eşit karışımından hazırlanan ve günde 2 bardak içilen çay da , Böbrek kanamalarında özellikle önerilir.

Çobançantası, kan dolaşımını da düzenleyen bir bitkidir ve alçak tansiyonda olduğu kadar yüksek tansiyonda da önerilir.

Çobançantası çayı haşlanarak demlenir . Tansiyon normale dönene kadar , günde 2 bardak çay içilir . Çobançantası dölyatağı (rahim) kanamalarında da etkili bir iyileştirme gücüne sahiptir . Bu tür hastalıklarda da çay , rahatsızlık sona erdiğinde bırakılmalıdır .
Bu çok değerli bitki , yüzeysel kas yapısı hastalıklarının tedavisinde çok önemli bir yardımcıdır.

Çobançantası Çayı : Yarım veya bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış bitki , orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır , 10 dakika demlendikten sonra süzülür .
Buhar Kompresi : İki avuç dolusu ince kıyılmış taze bitki , içine su kaynayan bir kabın üstündeki süzgece koyulur ve kapağı kapatılır . Buğuda yumuşayan bitkiler bir bezin arasına yerleştirilerek , hasta bölgeye uygulanır .

Turpgillerden bir çeşit yaban bitkisidir. Meyveleri torbaya benzer. Yaprakları rozet şeklinde olup, demet görünümündedir.Çiçekleri beyazdır. Yaz aylarında toplanıp kurutulur.

Kullanıldığı yerler: Böbrek ve kum taşlarınin düşürülmesine yardımcı olur. Ağrıları giderip, vücuda rahatlık verir. Burun kanamalarini durdurur.

Çobanpüskülü

(Stechpalme / Houx / Holly / Houx commun / Ilex aquifolium)

Çogunlukla çalı, bâzan da, 10-15 metreye kadar boyu uzayabilen bir ağaç. Yapraklar kalici, derimsi, oval, kenarları geniş disli ve dişlerin tepesi dikenlidir. Çiçekler iki evcikli olup, kurullar hâlinde bulunur. Meyvesi yuvarlak ve parlak kırmızıdir. Kuzey Afrika, Batı ve Güney Avrupa ve Batı Asya’dan Çin’e kadar olan bölgelerde yetişir.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Trakya ve Kuzey Anadolu.

Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, terletir ve vücuda rahatlık verir. Meyvenin iç kabuğu ökse yapımında kullanılır. Odunu çok sert, ağır ve koyu renktedir. Çok iyi cilâ tutar. Tornacılıkta, kaplamacılıkta, çark dişi yapımında kullanılır. Körpe dalları kamçı sapı yapmaya yarar. Süs bitkisi olarak da yetiştirilir.

Çörekotu
( Çöreotu / Siyah susam / Sevkerak / Nigella / Schwarz-küemmel / Nigelle / Black cumin )

Haziran-temmuz ayları arasında yeşille karışık açık mâvi renkli çiçekler açan, 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitki. Yol kenarları ve bilhassa ekin tarlalari içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri sapsızdir. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç yaprakları iki loplu ve bal özü bezleri tasiyan 8 tâne küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval Şekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir.

Sam çörekotu (Nigella damascena)

Yaprakları parçalıdır. Çiçekleri tek ve üst yapraklar tarafindan örtülmüs durumdadır. Parlak mâvi çiçeklidir.

Kir çörek otu (Nigella arvensis)

10-30 cm yüksekliginde mâvi çiçeklidir. Yaprakları sivri parçalıdır. Tohumları kurt düşürücü olarak da kullanılır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Trakya ve Anadolu.

Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısımları tohumlarıdır. Tohumları tamâmen olgunlaştıktan sonra toplanır ve güneşte kurutulur. Çörekotu tohumlarında uçucu ve sabit yağ, tanen, şekerler, glikozit bünyeli bir saponin ve alkaloitler bulunmustur. Tohumları gaz söktürücü, uyarici ve idrar söktürücü olarak kullanılmaktadır. Güzel kokusu sebebiyle müshil ilâçlarının içine ilâve edilen iyi bir lezzet ve koku degistiricidir.

Resulullah Efendimiz (s.a.v) bir keresinde çörek otunun ölümden başka her derde deva olduğunu buyurduğu rivayet edilmiştir. Yararları bir hayli çok olan çörek otunun özelliklerini hemen sıralayalım. Çünkü belki tam bu esnada çörek otu kullanmanız gereken bir yemek yapıyor olabilirsiniz.

Enfiye Gibi veya Bal Şerbeti İle

Çörek otu enfiye gibi buruna çekildiğinde ( tabi toz olarak ) baş ağrısını geçirdiği rivayet edilir. Ayrıca çörek otu bal şerbetiyle beraber kaynatıp içilirse böbrek ve mesanedeki kumları eriterek çıkartır.

Diş Ağrıları İçin de Çörek Otu

Çörek otunun sirke ile beraber kaynatıp ılık bir duruma geldikten sonra bu su ile gargara yaparsanız diş ağrılarına fayda verir.

Sivilceler İçin

Çörek otunun suyu ile sivilcelere bir pamuk yardımı ile tampon yapılırsa sivilcelerin iyileşmesi için faydalıdır.

Hanımlara

Çörek otu bal ile birlikte tüketildiğinde anne sütünü artırır. Ayrıca çörek otu hanımların hayızlarını söktürür.

Çörek otu Yağı

Çörek otu yağını nezle olduğunuzda burnunuza birer damla damlatırsanız hem nezlenizi hem de burundan nefes alıp vermeyi sağlıklı hale kavuşturacaktır. Soğuktan kaynaklanan baş ağrılarında çörek otu yağı ile başınıza masaj yaparak ağrıyı dindirebilirsiniz. Saçlara sürülen çörek otu yağı hem kepeklenmeyi önler hem de saçları sağlıklı yapar. Çörek otu yağı buruna çekildiğinde yüz felcine karşı faydalıdır. Çörek otu yağı sedef hastalığı, sivilceler ve siğillere karşı da oldukça yararlıdır.

Ayrıca Çörek otu ; kulunç ve siyatik ağrılarına karşı etkilidir. Ağrı ve sızıyı giderir. Sabahları kuru üzümle beraber alınan bir miktar çörek otu kan yapar. Mide ve bağırsak gazlarını çözer ve hazım için fayda verir. Sirke ile kaynatılıp basura sürüldüğünde iyi gelir.

Bir miktar çörek otunu balla karıştırıp sabahları düzenli olarak bir çay kaşığı yutarsanız unutkanlığı giderir ve zihni açar.

İştah açıcı, uyarıcı, tansiyon düzenleyici ve bakteri öldürücü özellikleri de vardır.

Dikkat

Hamileler bu bitkiyi fazla kullanmamalıdırlar.

Çöven

( Gipskrau / Gypsophile / Gypsophila / Sabunotu / Helvacikökü / Saponaia officinalis )

Haziran-temmuz aylarında beyaz çiçekler açan, 50-60 cm yüksekliginde çok dalli, çok senelik, kazık köklü, otsu bir bitki. Yaprakları sapsız, soluk yeşil renklidir. Çiçekler küçük pembe ve beyaz renklidir. Tohumlar küçük, hemen hemen böbrek şeklinde esmer renkli ve üzeri pürtüklüdür. Köklerinin dövülmesinden çöven elde edilir. Memleketimizde 27 kadar türü bulunur.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Orta ve Dogu Anadolu

Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısımları kökleridir. Konya ve Beysehir havâlisinde bu bitkiye Dişi çöven ismi verilmektedir. Idrar söktürür. Terletir. Vücuda rahatlık verir. Kusturur ve balgam söktürür. Çöven köklerinde saponin, reçine ve şeker vardır. Eskiden beri temizleyici olarak, lekeleri çıkarmak için kullanılır. Memleketimizde ve Yakın Dogu’da “tahin helvasi” yapımında da Kullanıldığı için buna, helvaci çöveni ismi de verilmektedir. Bâzı yörelerimizde ve Kibris’ta, pişirilerek salamura edilen hellim tipi peynirin bozulmamasi için suyuna çöven kökü birakilir. Trakya bölgesinde çöven otundan “köpük helvasi” ismiyle beyaz, köpüksü helva yapılır.

Dalakotu

( Gemeiner / Gamander / Germander / Kurtluca / Duvarsedefi / Teucrium chamaedrys / Yermeşesi )

Haziran-eylül ayları arasında pembe veya beyazımsı renkli çiçekler açan, 10-30 cm boyunda, çok senelik, otsu bir bitki. Kısamahmuz, yer mesesi ve yer palamudu gibi adlarla da tanınır. Orman altlari ile kurak çayirlarda rastlanir. Gövdeleri yatik, gövdeden çıkan dallar ise dik, alt kısımları yuvarlak üst kısımları ise dört köşeli ve tüylüdür. Çiçekler yaprakların tabaninda gruplar teşkil ederler. Pembemsi renkteki çiçekler tüp şeklindedir. Dalakotunun tüylü olani ”Teucrium polium” mayasil otu olarak tanınmaktadır. Bitki, üzerini tamâmen kaplamis olan tüylerden dolayı beyaz-gri renktedir. Yaprakların kenarları bilhassa uca doğru disli ve içe doğru kıvrıktir. Çiçekleri beyaz renkli olup oval durumlarda toplanmıştır. Anadolu’da çogu yerde yaygındır. Aynı dalak otu gibi kullanılmaktadır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Marmara, Karadeniz, Orta Anadolu ve Akdeniz bölgesi.

Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısmı, toprak üstü kısımları, yâni çiçekli bitkidir. Çiçek açma mevsiminde çiçekli dallar toplanır, demet yapilip havadar bir yerde kurutulur. Istah açici, uyarici, yaralari iyi edici ve ateş düşürücü olarak kullanılır. Bitki uçucu yağ, aci maddeler, tanen, glikozit ve saponinler taşır.

Damkoruğu

( Dach-Hauwurz / Orpin / brûlant / Joubarbe / Des toits / Wallpepper / creeping jack / Kulokotu / Saksigüzeli / Sedum / Sempervium )

Etli yaprakları olan, bir veya çok çiçekli bir bitkidir. Beyaz-Sarı-pembe renkli olan çiçekleri, kürevi veya salkım durumunda bulunurlar. Çoğunluğu kuzey yarimkürede bulunan 600 türü vardır. Türkiye’de 35 türü bulunur. Tek veya çok yıllık bitkilerdir. Yaprakları tabanda rozetler meydana getirirler.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Trakya ve Anadolu.

Kullanıldığı yerler: Basur memelerini gidermek ve nasir tedavisi için kullanılır.

Defne

( Lorbeer / Laurier / Sweet bay laurel / Laurus nobilis )

6-18 m yüksekliginde, yuvarlak tepeli ve sik dalli bir ağaç veya ağaççiktir. Almasik sapın iki yaninda karşılıklı degil de aralikli olarak bir sagda, bir solda bitmis yapraklar şeklinde dizilmis, 7.5-10 cm uzunlugundaki yapraklar oval biçimli, donuk renkli derimsi ve sert kenarları da genellikle dalgalıdır. Bitkinin sarımsı veya yeşilimsi beyaz renkte küçük çiçekleri, olgunlastiginda rengi koyu mora dönen tek tohumlu, etli meyveleri vardır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Bütün Akdeniz çevresi, özellikle nemli boğazlar. Vatanı Anadolu’dur.

Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısmı yaprak ve meyveleridir. Yaprakları uçucu yağ yönünden zengindir. Baharat olarak kullanılır. Defne meyvelerinde de uçucu yağ ve Diğer yağlar, acı maddeler bulunur. Meyveleri midevî ve sinir ağrılarına karşı kullanılır. Meyve yapraklarından elde edilen yağ cildi tahris edici merhemlerin içine konur. Aynı maksat için veteriner hekimlikte de, bundan başka sabun ve sampuanlara koku vermek için de kullanılır. Ayrıca, ateş düşürücü, terletici, istah açici, ve hazmi kolaylaştırıcı özellikleri bilinmektedir.

Dikkat

Hamilelerin kullanmasi tavsiye edilmemistir.

Bitkinin yaprak ve meyveleri kullanılır. Yaprakları uçucu yağ yönünden zengindir. Baharat olarak kullanılır. Defne meyvelerinde de uçucu yağ ve diğer yağlar, acı maddeler bulunur. Meyveleri midevî ve sinir ağrılarına karsı kullanılır. Meyve yapraklarından elde edilen yağ cildi tahriş edici merhemlerin içine konur. Aynı maksat için veteriner hekimlikte de, bundan başka sabun ve şampuanlara koku vermek için de kullanılır. Ayrıca, ateş düşürücü, terletici, iştah açıcı, ve hazmı kolaylaştırıcı özellikleri bilinmektedir.
Marmara ve Ege’nin bu güzel bitKışıni hepimiz biliriz ama ona mutfaklarımızda gereken yeri vermeyerek ihanet ederiz. Defne ağacı, yapraklarını hiç dökmez ve defne yaprağı yeşilliğini hemen hiç kaybetmez ve kokusunu o güzelim kokusunu hemen hemen hiç yitirmez.

Kimi zaman et ve balık yemeklerinde yemeğin ağırlığını alması için kimi zamanda yaşadığımız kapalı mekanların havasını değiştirip hoş bir koku versin diye kullanılır defne

Diş Ağrılarına

Defne yaprağını sirke ile kaynatıp gargara yaparsanız diş ağrılarınızın ilk aşamasında ağrı kesici vazifesi görür.

Baş Ağrılarında

Defnenin suyu kaynatılıp içildiğinde şiddetli de olsa baş ağrılarına iyi geldiği rivayet olunur.

Yemeklerinizde

Çorba ve yemekleriniz için kaynatacağınız kemiklerin içine bir kaç defne yaprağı atın, et yemeklerinizde de defne yapraklarını hoş bir lezzet için eklerseniz çok memnun kalacaksınız.

Çünkü defnenin, yemeklerde kullanıldığında iyi bir iştah açıcı özelliği vardır. Ayrıca hazmı kolaylaştırdığı biliniyor.

Gaz Söktürücü

Defne yaprakları nane ile birlikte kaynatılarak yemek aralarında içildiğinde gaz söktürücüdür. Tatlandırmak için daima şeker yerine bal tercih edin. Hem çocuğunuzun rahatsızlığı gidecek hem de vücudu balla beslenmiş olacaktır.

Güç Doğumlarda

Defne tohumu öğütülüp balla macun yapılırsa ve bu macun hamileler tarafından doğuma bir hafta kala günde üç çay kaşığı yenilirse hem doğumu kolaylaştırdığı hem de sancıyı oldukça azalttığı rivayet olunmaktadır. Bu uygulama halen defnenin yetiştiği köylerde kullanılmaktadır.

Sakın Unutmayın

Defnenin hamilelikte sürekli kullanımı sakıncalıdır . Yalnızca hamileliğin son haftasında tohumu bahsedildiği üzere kullanılmaktadır. Buna dikkat edin.

Defne Yağı

Defne yağının ağrıyan yerlere bir pamuk yardımı ile hafifçe sürülmesi ve bu surette bir nevi masaj yapılması ağrılarınıza şifa olur.

Demirhindi

(Tamarindearinde / Tamarinier / Tamarind / Tamarin / Tamarindus indica / Pulpa tamarindorum cruda )

Hindistan ve tropikal bölgelerde yetişen, yayık dallı boyu 20-25 metreye ulaşan Sıcak iklim ağacıdır. Anayurdunun Habesistan olduğu tahmin edilmekte ise de bugün bütün tropikal bölgelerde yetişmektedir. Çiçek açtigi zaman çok güzel bir görünümü olduğundan yetiştiği bölgelerde, yol kenarlarına park ve bahçelere dikilir. Çiçekleri Sarı veya kırmızı renkte olup, dalların ucunda salkım şeklinde bulunurlar. Meyveleri 20 cm civarinda, kahverengi, çok tohumlu olup, olgunlaşınca açılmazlar. Gövde kısmı tahta işleri ve oymacılıkta kullanılır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Güney bölgelerde yetişir.

Kullanıldığı yerler: Yaprakları kaynatılarak elde edilen suyu solucan düsürmede ilâç olarak kullanılır. Meyvelerinden ise ilâç yapımında istifâde edilir. Meyvenin Bileşiminde elma asidi, sitrik asit, asetik asit, şeker ve pektin bulunur. Tibbî kullanılmasının Dışında şeker ve tatlıcilikta ve vücuda serinlik ve rahatlık verdigi için serbet olarak kullanılır. Ayrıca, susuzluğu giderici, ve müshil etkileri de bilinmektedir.

Deniz kadayifi

( Alaria esculenta / Carrageen )

Esmer su yosunlarindan bir çeşit deniz bitkisidir.

Kullanıldığı yerler: Solunum ve hazim sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak kullanılır.

Deniz üzümü

( Meerträrubchen / Ephédre / Sand Cherry / Sea Grape / Ephedra campylopoda )

Dünyanın kurak yerlerinde yetişen bir bitkidir. Yeşil ve çok dalli olan sürgünlerinde pul şeklinde karşılıklı iki yaprak bulunur. Yapraklar terlemeyi azaltmak maksadıyla çok küçülmüs ve pul şeklini almistir. Bu sebeple dallar özümleme vazifesini üzerine almis ve yeşillenmistir. Bu dallar dügüm ve dügümler arasi kisimlara ayrilmislardir. Ephedralar normal olarak iki evciklidir. Fakat bir evcikli hatta erDişi çiçekli olanlar da vardır. Ephedra cinsinin orta Asya’dan Akdeniz çevresi memleketlerine kadar olan bölgede, Orta Avrupa’da KuzeyBatı Amerika, Meksika ve G.Amerika And Dağlarında yetişen 40 kadar türü, memleketimizde yetişen üç türü vardır.

Ephedra campylopoda (Sarkik denizüzümü)

Akdeniz ikliminin bulundugu kiyi bölgelerimizde, mese ve ardıç türleri üzerinde Sarılici olarak yetişir. Dalları 1-4 mm çapinda, silindir şeklinde, çiplak, boyuna hafif çizgilidir. Meyveleri ekim ayinda olgunlasan, ates kırmızısi renkli, iki tohumlu, 8-10 mm çapinda yalanci üzümsü bir meyvedir.

Ephedra major (Dik denizüzümü, dagburugu): Iç Anadolu’da özellikle taşlı ve çakıllı yamaçlarda yetişir. 0.3-2 m boyunda, çalı görünüşünde, odunlu bir bitki. Dallar sik, 1-1.5 mm çapinda, koyu yeşil renkli ve çıplaktır. Yapraklar derimsi ve küçük, meyve kırmızı, nâdiren sarı renkli, küre şeklinde ve üzümsüdür.

Ephedra distachya: Vatanı Akdeniz çevresi memleketleridir. Memleketimizde Kars, Kayseri, Çanakkale çevresinde yetişmektedir.

Ephedra sinica: Çin’de 5000 yildan beri taninan ve halk tibbinda kullanılan önemli bir bitkidir. Bu bitki özellikle Güney Çin’de deniz kenarina yakın yerlerde yetişir. Bugün Kuzey-Batı Hindistan ve Batı Pakistan’da yetişmektedir. Bitki 60-90 cm yüksekliktedir.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Marmara, Ege, Akdeniz ve Iç Anadolu.

Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısmı kuru dallarıdir. Bileşiminde, Ephedrin alkaolidi ve tanen vardır. Ephedrin Astıma karşı kullanılır. Eski devirlerden beri Çin’de ve Orta Asya’da terletici, ateş düşürücü, romatizma ağrılarını ve Astım nöbetlerini dindirici olarak kullanilmistir. Fakat bugün çogunlukla Astım nöbetlerini dindirici ve yüksek atese karşı kullanılmaktadır.

Dereotu

( Dill / Aneth / Anet / Tereotu / Anethum / Anethum graveolens / Peucedanum graveolens )

Nisan-haziran ayları arasında, Sarımtrak renkli çiçekler açan 30-70 cm boyunda, güzel kokulu, bir senelik otsu bir bitkidir. Dereotu, durakotu olarak da bilinir. Rutubetli, sulak ve gölgeli yerleri sever. Gövdesi dik, dalli, tüysüz, üstü çizgili ve içi bostur. Yapraklar ince ve dar parçalı, koyu yeşil renkli ve etlidir. Yaprak sapınin alt kısmında gövdeyi saran geniş bir yaprakçık bulunur. Alt yaprakları saplı, üst yapraklar sapsızdir. Çiçekler bileik şemsiye durumunda toplanmışlardır.

Türkiye’de yetiştiği yerler: Marmara, Ege, Akdeniz bölgelerinde bahçelerde yetiştirilir.

Yetistirilmesi: Dereotu ekilecek yer, ilkbaharda bellenir ve yanmis gübre ile gübrelenir. Hazirlanan yere serpmek sûretiyle tohum ekilir. Bir tahta yardımıyla bastirilarak, tohumların toprakla temasi saglanir. Ekilen tohumlar, 3-4 hafta geçtikten sonra çimlenir. Yabanci otlar görüldügü zamanlarda elle yolunarak temizlenir, sulamalar yapılır. Hasadı, yaprakları kesmek suretiyle olur ve yikanip demet hâline getirilerek pazara sevk edilir.

Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısmı meyveleridir. Meyveler eylül sonunda toplanır ve gölgede kurutulur. Meyvelerinde sâbit ve uçucu yağ, pektin ve azotlu bileşikler vardır. Meyveler yatıştırıcı, mide ve bağırsak gazlarını önleyici olarak kullanılır. Hazımsızlık ve hıçkırığa da tesiri iyidir. Yaprakları da yemek ve salatalarda kullanılır.

Gözünüz İçin

Evet dereotu ( şayet göz iltihabınız varsa ) bir miktar su ile kaynatılıp göze kompres yapılırsa iltihabın çabuk iyileşmesini sağlayacaktır.

Gaz Söktürür

Dereotu yemeklere, salatalara ilave edilerek veya tek başına yenildiğinde bağırsak gazlarını harekete geçirerek gaz söktürür. Böylelikle hazım problemlerine iyi gelir.

En Önemli Özellikleri

Dereotu düzensiz regl kanamalarından şikayetçi olan hanımlar için çok yararlıdır.

Damarları açma özelliği vardır. Kan deveranının da kolay olmasını sağlar.

Dereotu tohumlarının kaynatılıp balla içilmesinde strese karşı şifa vardır.

Dereotundan demleyeceğiniz çay basur sancılarına iyi gelir.

Dereotu çayı mide bulantılarında da kullanılır.

Emziren anneler dereotunu düzenli olarak kullandıklarında sütlerinin artacağını bilmelidirler.

Devedikeni

( Circium arvense / Chardon / Yabani enginar )

Bileşikgillerden, tarlada yetişen 1 metre kadar boyunda bir bitkidir. Ince ve çengelli bir yapıya sahiptir. Yaşken güzel koku verir. Kuruyunca kokusunu kaybeder.

Kullanıldığı yerler: Ateşdüşürücü, terletici ve vücuda rahatlık verici olarak kullanılır.

Bileşikgillerden, tarlada yetişen 1 metre kadar boyunda bir bitkidir. İnce ve çengelli bir yapıya sahiptir. Yaşken güzel koku verir. Kuruyunca kokusunu kaybeder.

Eğer hala tanışmadıysanız hemen bir aktara gidin ya da şehrin biraz dışına çıkıp boyu 90 santimle 3 metre arasında değişen üst çiçeği rozet şeklinde olan ancak yaprakları, çiçekleri ve her yeri dikenlerle kaplı bu bitki ile tanışın. Eğer ona bilmeden dokunduysanız bile devedikeni size kendisini hemen fark ettirir.

Kutsal Diken, Okunmuş Diken

Evet Kızılderililer deve dikenini böyle adlandırıyorlarmış. Deve dikeninin kökleri ve sapını çiğ ya da pişmiş olarak yiyebilirsiniz. Yapraklarını taze iken çay olarak kaynatabilirsiniz. Bitkinin her tarafı madensel besin açısından çok zengindir. Egzamayı da iyileştirdiği rivayet olunur.

Başka Ne İşe Yarar?

Eski Kızılderili hekimler deve dikenini karın ağrılarında, hazımsızlıkta, ateş düşürmek ve ayrıca bağırsak parazit ve kurtlarını düşürmek için, birde sütü olmayan annelerin tedavisinde kullanıyorlardı. Ayrıca bu bitkilerin iç organları güçlendirdiği ve her türlü ağrıyı kestiği de bilinmektedir.

Gitmişken Sığırkuyruğuna da Bakın

Eğer bilmiyorsanız deve dikeni almak için aktara gittiğinizde bir de sığırkuyruğu isteyin. Faydalarını öğrendiğinizde deve dikeniyle birlikte onu da alıp öyle çıkacaksınız aktardan.

Sığırkuyruğu Çayı

Bulunduğu her ülkede şifalı ot olarak kullanılan bu bitkinin yapraklarından kaynatılan çay mesane, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir. Sinirleri yatıştırır. Akciğer ve kalp hastalıklarında yardımcı olarak kullanıldığı bilinir.

Antibiyotik Özelliği

Sığırkuyruğu çiçeğinin yağı ise kulak ağrılarında, siğil, ezik, burkulmalar ve sıyrıklarda kullanılır. Yine dıştan kullanıldığında hemoroite, tümöre, boğaz şişliklerine ve adale yorgunluklarına iyi gelir.

Anne Sütünü Çoğaltır ve Kuvvet Verir

Bir miktar deve dikeni kaynatılıp balla tatlandırıldıktan sonra çay gibi içilirse anne sütünü artırır ve bünyeye kuvvet verir.

Karaciğer Kifayetsizliği

Deve dikeninin içinde bulunan silymarin, karaciğer için iyi bir ilaçtır. Bunun için deve dikeni tohumlarını kaynatıp balla tatlandırdıktan sonra içmelisiniz.

Ayrıca Deve Dikeni

Çay şeklinde demlenip içildiğinde;mideyi kuvvetlendirir,hazmı kolaylaştırır,iştah açıcıdır.

Deve dili

Deve dilinin balgam söktürücü, iltihap kurutucu özellikleri olduğu gibi, mide , bağırsak rahatsızlıkları ve solunum yolu enfeksiyonlarında da iyileştirici etkisi vardır.

Bir bardak kaynamış suya iki çay kaşığı deve dili çiçeği koyup on dakika demleyin ve balla tatlandırdıktan sonra için.

Dolamaotu

( Pronychia serpilifolia )

Karanfilgiller familyasından, yeşil ve beyaz renkte küçük çiçekleri bulunan bir bitkidir. Yaprakları beyazimtirak yeşil renklidir. Köklerinden faydalanılır.

Kullanıldığı yerler: Dolama ve çiban tedavisinde kullanılır.

Dulaptalotu

( Daphne mezereum )

Çiçekleri güzel kokulu olaün bir ağaççiktır. Yüksek yerlerde yetişir. Meyveleri kırmızımtırak, yaprakları açık yeşildir. Kabukları kullanılır.

Kullanıldığı yerler: Zona (arpacik) tedavisinde kullanılır.

Dügünçiçegi

( Hahnenfuss / Rénoncule / Buttercup ranunculus / Giritlalesi / Sekayiklalesi / Turnaayağı / Kurbagaotu / Sütlüceotu )

Nisan-temmuz ayları arasında, ekseriya parlak Sarı, nâdiren beyaz renkli çiçekler açan bir veya çok senelik otsu bitkilerdir. Çiçekleri ekseriya tek baslarina 5 veya daha çok parçalıdırlar. Taç yaprakları genellikle parlak Sarı renktedir. Yapraklar elsi dilimli veya tam kenarlidir. Memleketimizde 78 türü bulunmaktadır.

Kullanıldığı yerler: Dügünçiçegi (Ranunculus) türleri yakıcı, tahris edici, kizartici ve zehirli bitkiler olarak tanınmışlardir. Tedâvi sahasinda nâdiren kullanılır. Tedâvi maksadıyla kullanilmakta olan türler şunlardır:

Yakıcı dügünçiçegi (R. acer), yumrulu dügünçiçegi (R. bulbosus), bâsurotu (R.icaria) bataklik dügünçiçegi (R. scelerotus).

Bâsurotu ortaçagdan beri bâsura karşı kullanılmaktadır. Saponin, glikozit ve yakıcı bir uçucu yağ taşır. Kavak merhemi ile birlikte hâricen basura karşı verilmektedir.

Bataklik dügünçiçegi ise zehirli olarak tanınmış bir türdür. Hâricen kizartici ve kan toplayici olarak kullanılır.

Domates

Aslen Amerikalıdır. Perulu veya Meksikalı olduğuna dair rivayetler vardır. Dünya mutfaklarında yaygın kullanımı oldukça geç zamanlardadır. 18. yüz yıldan itibaren bütün dünyada bilinmeye ve kullanılmaya başlanmıştır. Şu andaki kullanımı dikkate alınırsa kısa zamanda kendisini epeyce sevdirmişe benzer. Hani bunda da karlı çıkan biziz, çünkü domates tam bir vitamin deposudur. Başındaki taç ile o, mutfağımızın kraliçesidir.

Bakın İçinde Neler Var

A, B1, B2, B3, B6, C, E vitaminleri ile protein, karbonhidrat, selüloz, fosfor, kalsiyum, demir, sodyum ve potasyum.

Damla Hastalığı Ve Romatizma

Bu rahatsızlıklardan yakınmalarınız varsa yaz mevsiminde domAteşin olgun zamanlarında her sabah büyük bir bardak domates suyu içmelisiniz. Tek başına içmek size zor gelirse içine biraz kereviz suyu ekleyebilirsiniz.

Koruyucu

Artık hormonsuz domates bulmak imkansız hale geldiyse de gün içinde alacağınız dört beş tane hormonsuz domAteşin kansere karşı koruyucu olduğu bilinmektedir. Aynı sayılardaki elma da aynı işlevi görür.

Cildinizi Tazeleyin

DomAteşi ister çiğ ister yemeklerde kullanın cildinize tazelik ve canlılık verecektir unutmayın.

Kurumuş Domates Yaprakları

Evinizi haşerelerden korumak için pratik bir öneri: Odalarınızın muhtelif yerlerine koyacağınız birer demet kurutulmuş domates yaprakları sizi bu dertten kurtaracaktır.

Eğer her hangi bir yerinizi böcek ısırdıysa taze domates yaprağı ile o yeri ovun, etkisini hemen göreceksiniz. Eğer domates yaprağı bulamazsanız maydanozun da aynı işte kullanılabileceğini unutmayın.

Diğer Özellikleri

Domates aynı zamanda kabızlık giderici, hazım kolaylaştırıcı, kan inceltici ve çıbanlar için ilaç olma özellikleriyle de tanınır. Dikkat

Basur, mayasıl ve yoğun karaciğer şikayeti olanlara domates zararlıdır. Bunun için karaciğer kuvvetlendirici yiyeceklerle beraber yenilmelidir.

Bir Öneri

Üç hafta düzenli olarak günde bir bardak olmak üzere tüketilen domates suyunun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini unutmayın.

Dulaptalotu
( Daphne mezereum )

Çiçekleri güzel kokulu olan bir ağaççıktır. Yüksek yerlerde yetişir. Meyveleri kırmızımtırak, yaprakları açık yeşildir. Zona (arpacık) tedavisinde kabukları kullanılır.

Dut

Ağacı gibi kendisi de çok sağlam ve sağlıklı olan dut bir çok şekilde istifade edebileceğimiz bir meyvedir. Pekmezi, pestili, sucuğu, sirkesi ve bulaması yapılır. Karadeniz taraflarında nardek denir ki, pekmeze su katılmak sureti ile yapılır; harika bir içecektir. Hamur işi yemeklerin yanında ya ayran verilir ya da nardek.

Taze veya kuru olarak da tüketilen dutun içinde çeşitli organik asitler, pektin ve şeker vardır. Beyaz ve kara dut olmak üzere iki güzel cins meyvesi vardır ki kara dut aynı zamanda şarkılara geçmiştir şairin mısralarından.

İdrar Söktürücü

Evet beyaz dutun 15-20 gram yaprağı üç su bardağı su ile kaynatıp içilirse iyi bir idrar söktürücü olduğu görülür. Bu terkip aynı zamanda ateş düşürücü olarak da kullanılmaktadır.

Tampon

Dutun taze yapraklarıyla derideki yaralara ve burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanamaları durdurur.

Kan Yapıcı

Dut hangi şekilde tüketilirse tüketilsin iyi bir kan yapıcıdır. Kişinin kilo almasını sağlar ve iştah açar. Sabahları bir su bardağına koyduğunuz 1/4 oranındaki pekmezi sulandırıp (nardek denilen şey bu işte) içmeyi alışkanlık haline getirirseniz bu hususta çok faydasını göreceksiniz.

Kara Dut

Şiirlere konu olan kara dutun yaprakları ve kabukları kaynatılıp elde edilen sıvı ile gargara yapılırsa boğaz, ağız ve diş eti iltihaplarına iyi gelir. Ancak kara dut kabız yapabilir.

Bağırsaklarda Tembelliğe Son

Böyle bir şikayeti olanlar sabah aç karnına olgunlaşmış beyaz dut yer ve üzerine su içerlerse bağırsaklarının çalışmasını sağlamış olurlar. Ancak bu durum abartılırsa bu kez de ishale sebebiyet verebileceği bilinmelidir.

Dutun anjine iyi geldiği rivayet edilmektedir.

Ebegümeci

( Hubbaz / Malva silvestris / Feuille de mauve / Mallow )

Çiçekleri şifalı olan, yaprakları da sebze olarak yenilen, kendi kendine yetişen bir ottur. 20-70 cm boyundadır. Yaprakları sarmaldir. Mayıs-Ağustos ayları arasında çiçek açar. Yaprak ve çiçeklerinde fazla miktarda “müsilaj” vardır. Yaprak ve çiçekleri taze iken kullanılır.

Hemen bir bahçe kenarında kolayca bulabileceğiniz yaprakları geniş ve parçalı, çiçekleri kırmızıya çalan pembe renkli bu bitkiyi yaz aylarında toplayıp kurutun. Kış için bir kutuda muhafaza edin. Eğer bu zahmete katlanmak istemiyorsanız, aktarlar başvuracağınız son mekanlar olmalı.

Yüzyıllardır Şifa

Bilinen en eski metinlerde bile göğüs hastalıklarının tedavisi için kullanılan bir bitkidir ebegümeci.Göğsünüzü yumuşatmak için kolayca yapabileceğiniz şu tarifi deneyin; 1 litre suda 40 gr. kadar ebegümecini haşlayın yalnızca 10 dakika dinlendirip aralarda birer çay bardağı için, mutlaka tatlandırmanız gerekiyorsa lütfen balla tatlandırın.

Hazır Yemek

Vakti çabuk tükettiğimiz, yinede her şeye birden yetişemediğimiz günümüzde hazır gıdalara da rağbet arttı elbette. İşte size basit ancak çok şifalı hazır bir yemek; taze ebegümecini iyice temizleninceye kadar yıkayın, çok az yağ, çok az su ve pirinçle ıspanak gibi pişirin, sarımsak yoğurtla servis yapın . Eğer bu şekilde tüketmek istemiyorsanız yapacağınız herhangi bir sebze çorbasının içine taze veya ufalanmış kuru ebegümeci katıp çorbanızı daha lezzetli ve daha yararlı hale getirebilirsiniz.

Ateş Düşürücü

Ebegümeci ateşli hastalıklarda ateşi düşürür ve vücuda rahatlık verir.

Boğaz Ağrılarına

Boğazınızda ağrı başladığını hissettiğinizde bir tutam ebegümecini bir cezvede haşlayın (üzerine kaynamış su ekleyin). Beş dakika kadar dinlendirdikten sonra cezveden süzerek çıkardığınız ebegümeci yaprak ve varsa köklerini de temiz bir tülbend6in üzerine sıcak sıcak yayıp hemen boğazınıza bağlayın.. Bu lapa soğuduktan sonra aynı işlemi birkaç defa tekrarlayın.. Bu arada geride kalan suyuna bal ekleyip gargara yapın, hem de için.

Midenizin Dostu

Yaklaşık 10 gr. kadar ebegümeci kökünü 1 lt. suda kaynatıp kullanın, midenizi düzeltir, bulantı ve kusmaları önler. Bağırsaklara yumuşaklık verir, idrar söktürüp göğsü yumuşatır.

Böcek Sokmalarında

Eğer ebegümeci yapraklarını yakı şeklinde arı ve böceklerin soktuğu kısımlara koyarsanız faydasını göreceksiniz. Zehirli örümcek sokmalarına karşı lapası iyi gelir. Ayrıca mesane ve böbrek yaralarında çiçeğinin suyu kaynatılıp içilirse şifa bulunur

Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır, öksürügü keser. Mide ve barsakların düzenli çalışmasını saglar, Kabızlığı giderir. Ateşi düsürüp, vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihablarini giderir. Lapasi, çibanrlarin Olgunlaşmasini saglar. Burun kanamasini durdurur. Dis eti hastalıklarını tedavi eder, mide Ağrısini keser.

Eğir kökü
( Acarus calamus / Sweet sedge )

Azak eğeri , hazan bel ve hazam bel olarak da bilinen bu su bitkisi , genellikle göllerin, su birikintilerinin ve durgun suların kıyılarında yetişir . Kıyı çamurunda yatay olarak gelişen kökten çıkan kılıç biçimindeki yapraklar 1 metreye kadar yükselir. Yassı bir yapıya sahip olan sapın ortasında, konik biçiminde yeşilden kahverengi- sarıya kadar değişebilen bir koçan vardır. Çok yıllık, otsu bir bitkidir . Yaprakları şerit biçiminde , kenarları kıvırcıklı, kokulu ve boyuna çizgilidir. Çiçekler 5-9 cm uzunlukta bir başak durumunda toplanmışlardır. 1550 yıllarında Türkiye’den Avrupa’ya tıbbi bitki olarak götürülmüş ve bu şekilde Avrupa’ya yayılmıştır . Anadolu’da Sapanca, Yeniçağa ve Beyşehir göllerinin kenarlarında yetişmektedir . Başparmak kalınlığında ve 1 metre kadar uzun olabilen kökü, tazeyken kokulu bir acılığa sahiptir . Kurutulduğunda bu etkinlikleri azalır . İlkbahar başlangıcında veya sonbahar sonunda toplanır . Dış kabuğu soyulduktan sonra veya soyulmadan güneşte kurutulur. %1,5-3,5 arasında uçucu yağ taşır . Bu yağda asamil alkol, ögenol ve asaron bulunmaktadır.
Metabolizma ve bağırsak tembelliklerinde olduğu kadar, kansızlık solgunluklarında ve ödemlerde de önerilir.

Kilolarını iyi beslenmemekten ötürü yitirmemiş olan çok zayıf kişiler, eğir kökü çayı içmeli ve arada sırada , eğir kökü katkılı banyolar almalıdırlar .

Bitki, iştahsızlığı giderir, böbrek rahatsızlıklarında yardım eder ve tüm bedenin temizlenmesini sağlar . Hatta çocuklarda sıkça görülmeye başlayan tahıl alerjilerinde bile, eğir çayı yardım eder.

Sigarayı bırakmak için
Kurutulmuş kök yavaş yavaş çiğnendiğinde, kişiyi sigara alışkanlığından kurtarabilir .
Taze eğir kökünün özsuyu kapalı gözkapaklarına sürüldüğünde, zayıf gözler güçlenir . Gözkapakları birkaç dakika kapalı tutulduktan sonra , soğuk suyla yıkanmalıdır.

Donuk kabarcıklarında ve her tür donuklarda, soğuk ellerde ve ayaklarda
Pek çok kereler, donuk kabarcıklarında ve her tür donuklarda, sıcak eğir kökü banyoları yardımcı olabilir.. Kökler akşamdan soğuk suya koyulup, ertesi gün kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 5 dakika beklenir. Biraz soğuması beklendikten sonra, çok soğuk olmayan bu suyun içinde organlar 20 dakika banyo edilir. Bu su, yeniden ısıtılarak, 3-4 kere daha kullanılabilir . Soğuk ellerde ve ayaklarda da bu banyolar yardımcı olur . Ama bu gibi durumlarda, banyo suyu mümkün olduğu kadar sıcak olmalıdır .

Mide, bağırsak, karaciğer , safrakesesi , dalak ve pankreas rahatsızlıklarında, ishal ve kanlı ishalde

Yarım tatlı kaşığı eğir kökünü bir bardak soğuk suya ekleyin, gece boyunca demlenmeye bırakın , sabahleyin hafifçe ısıttıktan sonra birer yudum olmak üzere , günde 6 yudum , için . İçilen çay beden ısısına eşit olmalı ve önerilen miktardan daha fazla içilmemelidir . Özellikle , eğir kökü her zaman şaşırtıcı başarılar sağlar . Kimde , Mide asidi eksik veya fazlaysa , eğir kökü mide asidini normal düzeye indirir veya çıkarır .

Eğir kökü çayı:
Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış veye öğütülmüş kök , orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya akşamdan eklenir , gece boyunca demlenmeye bırakılır , sabahleyin ılıklaştırılır ve süzülür . Çay içilirken ılık olmalıdır .

Eğir kökü banyosu:
200 gr kadar ince kıyılmış eğir kökü , akşamdan 5 litre soğuk suya eklenir , sabahleyin kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için kısaca beklendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir.

Eğir otu

( Azakyeri / Acarus calamus / Sweet sedge / Hazenbel )

Yılanyastığı giller familyasından, akarsu kıyıları ve bataklıklarda yetişen 60-70 cm boyunda otsu bir bitkidir. Meyveleri yeşilimsi, çiçekleri, sihaya yakın erguvani rektedir. Tadı mayhoştur.

Kullanıldığı yerler: Istah açar, Mide ve barsak gazlarını giderir. Mide eksimesini geçirir. Idrar ve adet söktürür. Dis etlerini kuvvetlendirir. Ter söktürür, Ateşi düşürür ve Ağrıları dindirir. Sinirleri yatıştırır. Sarılık tedavisinde de Kullanıldığı bilinmektedir.

Eğrelti otu

( Farn / Farnkraut / Fougére / Fern Nepkrodium filixmas / Dryopteris filis mas / Fougere male / Filicis rhizoma )

Bu sınıfta bulunan 170 cins, 9000 tür bitki yaklasik olarak dünyanin her tarafina yayılmıştır. Türlerinin çoğunluğu tropik bölgelerde yetişmektedir. Egreltiotlarinin birkaç santimetre büyüklükte olanlardan, ağaç sekline kadar çeşitleri vardır. Bugün yasayanlarin çoğunluğu, çok yıllık otsu bitkilerdir. Bunlarin topragin yüzeyine yakın, ona paralel büyüyen sürünücü veya yukarı yönelen kökçükleri vardır. Hemen bütün egreltiotlarinda, yapraklar tomurcuktayken içe doğru kivrilmistir. Kartal egreltisi, Venüs saçi, erkek egreltiotu, geyik dili, kaya egreltisi memleketimizde bulunan egrelti çeşitleridir. Bu egrelti çeşitlerinden erkek egreltiotu Tıpta kullanılır.

Erkek Egrelti otu (Dryopteris filixmas): Mutedil bölgelerin rutubetli yerlerinde, orman altlarinda, kayalar arasında yetişen 50-70 cm boylarında, çok senelik, otsu zehirli bir bitkidir. Toprak alti gövdesi 10-40 cm uzunlugunda olup, dis kısmı eski yaprak izleri veya kâideleri ile kaplidir. Alt tarafinda siyah renkli, ince kökler taşır. Ilkbaharda rizom gövdesinin ucundan kendi üzerine Sarılmış olan genç yapraklar çıkar. Yapraklar gelisince açılır. Yapraklar uzun saplı olup sapın kâidesi siskindir. Yaprakların alt yüzlerinde spor keseleri vardır. Mutedil bölgelerin rutubetli yerlerinde, orman altlarinda, kayalar arasında yetişen 50-70 cm boylarında, çok senelik, otsu zehirli bir bitkidir. Toprak alti gövdesi 10-40 cm uzunlugunda olup, dis kısmı eski yaprak izleri veya kâideleri ile kaplidir. Alt tarafinda siyah renkli, ince kökler taşır. Ilkbaharda rizom gövdesinin ucundan kendi üzerine Sarılmış olan genç yapraklar çıkar. Yapraklar gelisince açılır. Yapraklar uzun saplı olup sapın kâidesi siskindir. Yaprakların alt yüzlerinde spor keseleri vardır.

Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısmı kökleri ve yapraklarıdır. Kökleri sonbaharda toplanıp, birkaç gün, havada sonra hafif ısıda kurutulur. Kökleri kalın, dışı siyah, içi beyazdır. Özel bir kokusu, tatlımsı ve kekremsi bir tadı vardır. Bileşiminde uçucu ve sâbit yağlarla, reçine, nişasta ve etkin madde filisin vardır. Barsak parazitlerine karşı çok eski târihlerden beri kullanılmaktadır. Toz veya hulasa hâlinde alınır.

Dikkat
Müshil olarak yağı ilâçlarla verilmemelidir. Zîrâ yağlar, ilâçtaki toksin maddelerin yayılmasını kolaylaştırarak şiddetli zehirlenmelere sebebe olabilir. Tavsiye edilen miktarın dışına çıkmamalıdır.

Ekmek ağacı

( Brotfruchtbaum / Bread tree / breadfruit tree / Artocarpus incisia / Jaquier )

Kalın gövdeli, 15-20 m boyunda, büyük meyveli, tek evcikli bir ağaçtır. Tropik, Asya adalarinda (Sunda adalarinda) yetişir. Ana vatanı da Pasifik adalaridir. Yaprakları küçük ve düz kenarlidir. Ananasa benzeyen meyveleri 1-2 kg agirlikta olabilir. Yenen kisim, çiçek ekseni ve çiçek örtü yapraklarıdır. Münferit meyveler findıksidir. Fakat çekirdek teşekkül etmez. Üremeleri vegetatiftir. Tohumla üreme olmaz. Her mevsimde mahsul verir.

Kullanıldığı yerler: Ekmek ağacı meyvesi nişasta bakımından zengindir. Meyveleri beyaz etli ve biraz unludur. Haslanarak ve pişirilerek yenilebildigi gibi ekmek yapmak için de kullanılır. Bu bakimdan tropik bölgeler için önemli bir bitkidir.

Elma

Fukara dostu her şeyden önce. Hiç bir meyveyi almaya gücümüz yetmese de elmasız yapamaz en fukaramız bile. Hem ucuzdur, hem bol bulunur. Kokusu, rengi, çeşiti bir çırpıda akla gelmeyecek kadar çoktur. İnsanların bildiği en eski meyvelerden birisidir o. Belki de sebze ve meyve cinsinden her ne kadar ürün varsa, içlerinden yan tesiri olmayan tek şifa kaynağı dostumuz elmadır dersek abartmış olmayız.

Çağımızın en iyi şifalı bitkiler mütehassısı olan M. Messegue “eğer bir tek ağacınız olacaksa , onun elma ağacı olmasını tercih edin ” diyerek elmayı yanımızdan ayırmamamız gereken dostlar zümresine dahil etmemizi öğütlemektedir.

Çürük Elma mı? Evet!

Evet herhangi bir yanlış okuma veya yanlış yazılmış bir cümle yok ortalıkta. Elma alırken küçük bir değişiklik yapıp, her şeyin görünüşünün güzel olması tercih sebebiyken elmayı bundan muaf tutalım. Her şeyi ile mükemmel, dolgun, düzgün bir elma bilin ki tarım ilaçları ile kirletilmiş veya hormon ihtiva eden gübreler ile beslenmiştir. Yani bir elmanın üzerindeki küçük bir çürük ya da şeklinin eğri büğrü olması onun kötü bir elma olduğu anlamına gelmediği gibi bilakis daha sağlıklı olduğunun belgesidir adeta.

En lezzetli elma, dalından koparıldıktan sonra bir müddet saman veya otların, hadı olmadı elbise selelerinde elbiselerin arasında sararıp kokusu etrafı sarıncaya kadar bekletilendir. Tadına doyum olmaz, kokusu sizi mest eder.

Bir ingiliz atasözünde bizim güneşe atfettiğimiz sağlık membaı olma halini güneşe değil de elmaya atfederek “elma giren eve doktor girmez ” denilmektedir.

İçinde Ne Var Bunun?

Elmada fosfor, kalsiyum, demir, sodyum, potasyum ve magnezyum mineralleri, protein, karbonhidrat, seliloz, pektin, ayrıca A, B1, B2, B3, B6, E ve C vitaminleri bulunmaktadır.

Uyumadan Önce Mutlaka

Yatıştırıcı ve uyku verici olarak elma baş ağrısına da iyi geldiği gibi yatmadan önce yediğinizde dişlerinizin beyaz kalmasını sağlayacak bununla birlikte dişlerinizin arasına yerleşen kireçler ve mikroplar da yok olacaktır.

Sihirli Elma

Gece yatmadan hemen önce iki elma yerseniz sabahleyin yüzünüzün berraklaştığını göreceksiniz. Ayrıca cildinizi sık sık elma suyu ile temizlemeyi öneririz.

Kan Yapıcı

Günde en az bir elma yiyerek belli bir süre elma kürüne devam ederseniz elmanın kan yapıcı özelliğinden de faydalanmış olacaksınız.

Bulantıya

Elma herkeste olduğundan daha fazla hamile hanımlarda bulantıyı kesip, susuzluğu giderir. Kolay doğum yapılmasına da faydası olduğu rivayet edilmektedir.

Çekirdekleri mi?

Evet çekirdekleri. Elma çekirdekleri aç karnına yutulursa bağırsak kurtlarının dökülmesine yardımcı olur.

Besleyici Elma Peltesi

Dört kişi için dört elmanın kabuklarını incecik soyun. Çekirdeklerini çıkarın ve tencereye az su ekleyip 6-7 dakika kadar yumuşayıncaya kadar pişirin. Daha sonra tahta kaşıkla ezin. Pişirirken katılaşması için içine mısır veya yulaf unu ilave edin. ( bir çay bardağı kadar) Kaynayıncaya kadar altı tutmaması için sürekli karıştırın. Daha sonra üç çorba kaşığı kadar marmelat veya bal ekleyin. En son ihtimal esmer şeker de olabilir. Mevcudu ateşten alıp üzerine mevsimin meyveleri, kaymak veya cevizle süsleyin. Hem tabi hem de besleyici olan bu enfes besinden vazgeçemeyeceksiniz.

Kolesterol Düşmanı

Elmada hatırı sayılır oranda pektin bulunur. Bu nedenle elma kolesterolün düşmesine sebep olmaktadır.

Koçanı, Kabukları

Elmanın koçanlarını ve kabuklarını asla atmayın. Vitamin bu kısımlarda çok daha fazladır. Bu kısımları kurutun. Kış mevsiminde bu kurutulmuş kısımları kaynatarak çay yaparsınız ve balla tatlandırıp içersiniz.

Bronşit Nezle

Yukarıda zikredilen şekliyle elma çayı içebilirsiniz veya elma çekirdeklerini ezip kaynattıktan sonra süzerek balla tatlandırıp için. Tercih sizin, çok faydasını göreceksiniz.

Kalbe Takviye

Elma yenmeye devam edilirse kalbe kuvvet vereceğini ve kalbin direncinin artacağını bilmelisiniz. Ancak bu elma yeme işini düzenli hale getirmeniz gerekir. Mesela her gece yemekle yatmak arası ortalama bir zamanda güzel bir elma yemeye ne dersiniz?

Karaciğer

Elma kürü karaciğerimiz için de aynı derecede değerlidir. Aynı zamanda içinde bulunan vitaminler gözlerimiz için de kuvvetlendirici etki yapar. Hepsinden güzel olan yanı bütün bunlar için ayrı ayrı elma yemenize gerek olmadan yediğiniz bir veya iki elmanın bütün bu hususta işimize yaramasıdır.

Siz Galiba Biraz Halsizsiniz

Mümkün olan kısa zamanda üç dört elmayla bir o kadar su ilave ederek kendinize şurup yapın ve için. Kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Hatta şurubu biraz fazla yaparak evde bulunan diğer aile efradına da ikram ederseniz bilin ki pek makbule geçer.

Hazmı Kolaylaştırıcı

Elmayı kabuğunu soymadan yemenizi tavsiye ederiz. Bu durum hem hazmı kolaylaştırır hem de elma, vitamin değerinden bir şey kaybetmediği için daha fazla besleyici olur.

Sabah Kahvaltınız İçin Çok Kolay Elma Marmeladı

Kabukları ince soyulmuş dört elmaya yarım bardak su ekleyin. Soyduğunuz kabukları da suyun içine atıp düdüklü tencerede 8 dakika kadar pişirin. Pişince kabuklarını çıkartın. İçine iki bardak şeker ekleyip hafif ateşte az tarçın ve karanfil ile iki dakika karıştırın.

Elma aynı zamanda çok iyi bir böbrek çalıştırıcıdır.

Kalp Damar İçin

Elmanın yeni çıkan filizlerini oğulotuyla beraber kaynatıp balla tatlandırın, soğuk için. Bu şurubu içmeye devam ederseniz elmanın kalp ve damar açıcı özelliğinden istifade etmiş olacaksınız.

Aç Karnına da

Elmayı aç karnına yemeye devam ederseniz hem uçuk, hem de ağız içi iltihaplarının oluşmasını engelleyecektir. Bunun yanı sıra müzmin romatizma ağrısı olanlar, dizanteri ve ishali olanlar için elma çok iyi bir şifadır.

Yaprağı

Elma yaprağının suyu zehir içen ya da akrep, yılan gibi zehirli hayvan sokmalarına da iyi gelir.

Bir Dakika

Eğer saçlarınızda oluşan kepeklerden şikayetçi iseniz saçınızın son durulama suyuna elma sirkesi katın. Daha sonra bol su ile durulayın. Sonuçtan çok memnun kalacaksınız. Siz de başkalarına tavsiye edin.

ELMA ve SİRKESİ M. Uzman – İ. Deniz

Her bir elma çekirdeğine koskoca kimya fabrikalarının 10 mikrona küçültülen şifreleri yerleştirilmiştir.

Elmanın terkibindeki maddeleri eksiksiz yapabilmek için gerekli olan bu fabrikalar ağaç olduktan sonra demiri terkibine alır, kemik iliği ve kanın temel maddesi olan +2 değerlikli demiri korumak için özel elma asidi hazırlar ve bu terkibin hassas mideleri rahatsız etmemesi için yine terkibine karbonat iyonları ekler. Tabiî bunların hiçbirisi elmanın kendi kendine almış olduğu kararlar ve uygulamalar değildir.. Elmanın terkibinde varolan harika iksirlerin en önemlilerini şöyle sıralamak mümkündür:

Kansızlara müjde!

Terkibindeki hususî meyve şekeri ile doğrudan doğruya karaciğer hücrelerini korur. İçindeki meyve asitleri, bir yandan +2 değerli demiri ve C vitaminini bozulmaktan korurken, diğer yandan karaciğerdeki kimyevî faaliyetlerde yapıtaşı rolü oynar. İki değerli demir iyonları alyuvarların yapısı için gerekli olan kanın temel elemanlarındandır. Kansızlık hastalarına ilâç şeklinde verilen demiri +2 değerinde tutmak çok zor olduğundan ayrıca C vitamini de verilir, bağırsaklardaki +3 değerlikli demir bağırsaklara zarar vermekten öteye geçmez. Elma, terkibinde taşıdığı bikarbonat iyonları sayesinde sindirimi kolaylaştıran tek meyvedir. Elmada suda eriyen vitaminlerin tamamı mevcuttur. Yüksek miktardaki C vitamini bir insanın günlük C vitamini ihtiyacına denktir. Elmanın kökleri vasıtası ile topraktan aldığı Fe iyonunu indirgeyerek +2 değerli Fe haline getirmesi başlı başına bir mucizedir. Zira; böyle bir faaliyetin elmaya, uzaktan-yakından bir faydası yoktur. Üstelik +3 değerli demiri, +2 değerli demir haline indirgemek fevkalâde zor bir kimyevî işlemdir ve bir elmada bulunan iki değerli demir, milimi milimine bir insanın günlük demir ihtiyacı kadardır.

Mucizevî bir içecek: elma sirkesi

Sık sık üşütür müsünüz? Veya kendinizi yorgun ve bitkin hisseder misiniz?

Bir de elma sirkesi tedavisini deneyiniz!

Peygamber Efendimiz (sas) birkaç hadîs-i şeriflerinde sirke hakkında (üzüm veya elma ayrımı yapmadan) oldukça iltifatkâr ifadelerde bulunarak, sirkeye dikkatleri çekmiş ve; “Sirke ne güzel katıktır. Allahım! Sirkeyi bereketlendir. Çünkü sirke benden önceki peygamberlerin katığı idi. İçinde sirke bulunan ev fakirleşmez.” buyurmuşlardır. Nitekim daha sonra gelişen İslâm tıbbına dev eserler veren başta İbn-i Sînâ olmak üzere, birçok ilim adamı sirkenin özelliklerinden bahsederler.

Ancak, modern tıbbın ve eczacılığın abartılı baskısı sebebiyle uzun süre elma sirkesi ile yapılan tedavi unutulmaya yüz tutmuştu. Şifa kaynağı olarak tekrar keşfedilmesini öncelikle Amerikalı tabib Dr. De Forest Clinton Jorvis’e (1881-1945) borçluyuz. Bu işe gönül vermiş olan Amerikalı doktor, hastalarının yaptığı sirke mayalama işlemlerini notlarına kaydetmiştir. Eseri ancak ölümünden sonra yayınlanmış ve yüksek miktarda satılmıştır.

Günümüzde elma sirkesi, şifa kaynağı olarak gerçek bir rönesans devri geçirmektedir. İster dahilî, isterse haricî kullanımda, vücudumuzun her bir parçası, sirkenin içindeki değerli maddelerden, hayatımız için önem arz eden çok sayıda mineral ve vitaminlerden yararlanmaktadır.

Akut ve kronik sağlık problemlerin elma sirkesiyle tedavisinde püf noktası sayılabilecek hususlar üzerinde durmak gerekir. Cilt rahatsızlıkları, yaralanma ve güneş yanığında olduğu kadar baş ağrısı, mide rahatsızlığı ve kadın hastalıklarında kişiye hem güç-kuvvet verir, hem de kişiyi dinlendirebilir. Mucizevî tesirini soğuk algınlığı ve ateşli durumlarda da gösterir.

Günümüzde yürütülen araştırmalar sonunda elma sirkesinde; vitaminler, mineraller ve tabiî asitler başta olmak üzere birtakım değerli maddelerin bulunduğu keşfedilmiştir.

Böylelikle eski devirlere ait, elmadan elde edilen sirkenin sadece yemeklerin hazırlanması ve konserve yapımında kullanılmadığına dair bilgiler teyit edilmiş oluyor. Eski Mısır’da kadınlar, elma sirkesini güzellik bakımında kullanırlardı. Asurluların kulak ağrılarını, sirkeli bandajlarla tedavi ettikleri rivayet edilmektedir. Antik devirde tıbbî ilâç olarak kullanılmış ve hararet kesici içecek olarak kabul edilmiştir. Orta Çağ’da Hildegard von Bingen (1098-1179) elma sirkesinin şifalı tesirine dayanan ve bugün tekrar keşfedilen birçok reçete ve tedavi metotları hazırlamıştı.

Elma sirkesi nasıl yapılıyor?

Gözümüzle görmediğimiz sirke bakterileri, Allah’ın kendilerine verdiği mükemmel fermantasyon mekânizması ve enzimleriyle, tatlı olan her meyveyi sirkeye dönüştürme hususiyetine sahip kimya fabrikalarıdır. Her tatlı meyve, sirkeye dönüşebileceği halde en çok kullanılanlar üzüm ve elmadır. Elma, ne zaman mayalanırsa, o zaman sirke meydana gelir. Mayalanma esnasında şekerli sıvı oksijensiz durumda alkole dönüşür. Eğer sıvının üstü örtülüp kapatılmaz, açık hava ile teması sağlanırsa elma sirkesi oluşur. Sıvı az miktarda alkol kalırsa da havalandırma yapılarak bu süreç hızlandırılabilir. Sirkenin mayalanması kendi haline bırakılırsa haftalar, hattâ aylar sürebilir. Bu işlemi hızlandırmak için profesyonel sirke üreticileri sıvı haldeki meyveye, özel sirke bakteri kültürü enjekte ederler.

Satın alırken dikkat etmeli

Hakiki elma sirkesi bütün haldeki meyvelerden üretilmektedir. Buna meyvenin leziz etli kısmı ile pek çok kıymetli maddeleri ihtiva eden kabuğu ve çekirdek yuvası da dahildir. Dibinde posası olan ve bulanık gözüken bir şişe sirke ilk anda itici olabilir, ancak esas faydalı olan maddeler tabiî haldeki bu bulanık sirkede kalabilmektedir. Sirke istenirse filtreleme ve buharlaştırma suretiyle berraklaşır. Ne var ki bu işlemlerde birçok vitamin, mineral ve iz elementler yok olmaktadır; yüksek ısıda çok sayıda biyolojik maddeler kaybolmaktadır. Bu sebeple sürekli tabiî halde bulanık olan elma sirkesini tercih ediniz. Hafifçe çalkaladıktan sonra üzerinde köpük meydana geliyor veya dibinde koyu posası varsa, bu sirkenin kaliteli olduğuna işarettir.

Elmaların kaynağı

Sirkenin kalitesi bunun için kullanılan elmaların kalitesine bağlıdır. Meyve ne kadar çok kimyevî maddelere maruz kalırsa, bu meyveden üretilmiş sirkede o kadar çok zararlı madde görülür. Şişedeki etiket elmanın kaynağı üzerine bilgi verebilir. Ziraî ilâç, sunî gübre, hormon vs kullanmadan üretilen elmalardan yapılan sirke en kaliteli sirkedir. Tamamen eski usul ziraatle üretilmiş temiz elmalardan yapılan sirkede daha az çevre zehiri görülecektir.

İhtiva ettiği birçok maddeler elma sirkesini sağlıklı kılıyor

Elma sirkesinin ihtiva ettiği çok sayıda maddelerden, meselâ, sirke asidi veya pektinin vücudumuzdaki tesirleri tam olarak bilinmektedir.

Asitler genelde, yakan ve dağlayan sıvılar olarak bilinir. Temizlik ilâcı ve lâboratuar asiti için doğru olan bu bilgiler, elma sirkesindeki asetik asit için geçerli değildir. Vücudumuzun metabolizması için bu meyve asitleri (malikasit, pirüvikasit, sitrikasit) enerji ve yapıtaşı sağlamaktadır. Bağırsaklarda emilen bu asitler, hücrelerde yakılmakta veya diğer maddelere dönüştürülmektedir.

1.Sirke asidi: Metabolizmanın çalışmasını sağlayan yakıt olan sirke asidi, metabolizmada bir yan ürün olarak meydana gelir. Gıdalarla bünyemize aldığımız yağ ve karbonhidratların, sirke asidinin yardımı olmaksızın sindirilmesi hemen hemen mümkün olmayacaktı denilebilir. İnsan metabolizmasının mükemmel çalışabilmesi için yaklaşık 100 gram gereklidir. Kim muntazaman elma sirkesi tüketirse, sindirimi kolaylaştırmış ve metabolizmasını harekete geçirmiş demektir.

2. Kanser ve yaşlanmaya karşı radıkaller avcısı

Solunum ve gıda vasıtasıyla bünyemize sürekli “serbest radıkaller” almaktayız. Bunlar hücreye zarar verici maddeler olup, metabolizmayı bozarak kansere bile yol açabilirler. A vitaminin ön maddesi olan beta-karoten ve E-vitamini, elma sirkesinde bulunan çok önemli maddeler olup, bu zararlı serbest radıkalleri yok etmektedirler.

3. Pektin, kan damarların kireçlenmesinden korur

Elma gibi birçok meyvenin sindirilmeyen selülozlu posa kısmında bulunan pektin maddesi, vücudumuzda bulunan kolesterolden meydana gelen safra asidini bağlar. Ne kadar çok safra asidi pektin vasıtasıyla yok edilirse, o kadar çok kolesterolü kandan çekilerek safra asidine dönüştürülür. Böylece kandaki zararlı olabilecek kolesterol azaltıldığından kalb ve damar hastalıklarına karşı korunmuş olursunuz.

4. Osteoporoza karşı kalsiyum kaynağı

Elma sirkesi yüksek miktarda kalsiyum, yani insan vücudunun (kemik ve dişler başta olmak üzere) en temel mineralinden birini ihtiva etmektedir. Organizmamız, gıdalarımızda kalsiyum azaldığı takdirde metabolik reaksiyonlar için gerekli kalsiyumu sahip olduğu kaynaklardan çekmeye başlar. Bu yüzden kemikler mineral bakımından fakirleşir ve osteoporoz (kemik erimesi) ortaya çıkabilir.

Bundan başka elma sirkesi, bağırsak cidarından kalsiyumun geçişini kolaylaştıran sitrik asit (limon asidi) de ihtiva eder.

Günlük sirke tedavisi

Elma sirkesinin şifalı gücünden gerektiği şekilde istifade etmek ve vücudunuzu zehirlerden arındırmak istiyorsanız, bu süre içinde ek olarak sigara, kahve veya alkol gibi zevk veren maddelerden uzak kalırsanız, birden kendinizi iyi hissettiğinizi göreceksiniz. Bir gün boyunca sadece hafif, ama kıymetli gıdalar alınız. Buna ilâveten su, bitki çayı ve meyve suyu içiniz. Kalan iki günde sadece sıvı gıdalar alınız. Günde üç kez elma sirkesi, bal karışımı, ek olarak maden suyu, bitki, meyve çayı ve sebze püresi olarak; üç günlük perhizden sonra tekrar normal hayatınıza devam edebilirsiniz.

Cilt ve saç bakımı

Elma sirkesi bilhassa kozmetik sahasında tesirini ciddi şekilde göstermektedir. Çünkü pH değeri cildimizle aynı değerdedir. Tabiî sirke asidiyle cildimizin tabiî asit tabakası dengelenir ve cildimizin en dış tabakası altındaki kan dolaşımı harekete geçirilir. Böylece cildimiz nazik ve yumuşak kalır. Ayrıca elma sirkesi mantar ve bakterilerin gelişmesini engeller.

Duş veya banyodan sonra vücudumuzu, elma sirkesi karıştırılmış su ile ovunuz veya banyo suyuna bir bardak sirke ilâve ediniz.

Cildinizin pürüzsüz ve yumuşak kalması ve tırnaklarınızın kırılmaması için 4-6 haftalık, elma sirkesi-bal karışımı temel tedavi tavsiye edilmektedir. Kuru cilt ve çatlak tırnaklara aynı nispette elma sirkesi ve zeytinyağı sürülürse iyi gelir.

Cilt problemlerine dair püf noktaları

Döküntülü kısımları olan cildin üzerine inceltilmiş sirke ihtiva eden tampon sürülürse derhal döküntü kaybolur. Diğer cilt problemleri ise daha inatçıdır. Güvenilir ev reçetesi olarak özel bir sirke macunu geliştirilmiştir. Cildinizde oluşan siğil ve nasırları elma sirkesi-tuz hulâsası ile kontrol altına alınabilirler.

Elma sirkesi tuz hulâsası

Birçok kez kullanıldığında elma sirkesi-tuz hulâsası cilt değişimlerine karşı tesirli olmakta; bereler, şişmeler iyileşmektedir. Ayrıca hemoraji (kanama)’nın yayılması önlenmekte, iltihabî süreçler de gerilemektedir. Bir ölçek mutfak tuzunu dört ölçek elma sirkesinde erittikten sonra günde birkaç kere ilgili yerlere tamponla sürüldüğü takdirde kısa sürede tesiri görülecektir.

Elma sirkesi macunu

Elma sirkesine ek olarak çörekotu tohumu ve yağı, ayrıca nar kabuğu ile hazırlanmaktadır.

1. İki bardak elma sirkesini bir bardak öğütülmüş çörekotu tohumuyla karıştırınız.

2. Altı-yedi saat bu karışım bekletilir ve bir kompres veya benzer bir şeyle süzülür. Daha sonra 24 saatliğine çökelmeye bırakılır.

3. Arta kalan sıvı kısmını dökünüz, elde edilen çökeltiyi öğütülmüş nar kabuğu ve elma sirkesiyle 4; 2; 1 nisbetlerinde karıştırıp, fırında kısa bir süre ısıtınız.

Bu macunun altına aynı miktarda saf çörekotu yağı sürünüz. Geceleyin hastalıklı bölgeye sürülen bu macun; sivilce, egzama, sedef hastalığı, ayaklarda mantar ve diğer ciltte oluşan acı veren rahatsızlıklara iyi gelmektedir.

Saç bakımı için

Parlak ve yumuşak saçlar için, saçları yıkadıktan sonra içinde ¼ ölçeğinde elma sirkesi bulunan sıcak su ile saçlarınızı durulayın. Aşırı saç dökülmesi genelde metabolizmanın düzgün işlememesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda da belirtilen elma sirkesi-bal karışımı iyi gelmektedir.

Her gün sağlıklı olabilmek için

Yorucu bir haftadan sonra, üzerindeki gerilimi ve bitkinliği kim gidermeyi istemez. Ne kadar yaşlanırsak, o kadar çok tahammül sınırını zorladığımızı hissederiz. Böyle bir durumda birtakım tesirli şifa kaynakları bize bahşedilmiştir. Mükemmel beslenme ve egzersizin yanı sıra elma sirkesinin günlük doğru kullanımı da önemlidir.

Enerji kaynağı olarak elma sirkesi

Ölçülü dozda alındığında elma sirkesi-bal karışımı yan tesiri göstermeyen bir hayat iksiri olup, bütün organizmamıza iyi gelmektedir. Sadece fizyolojik metabolizmaları değil, aynı zamanda bağışıklık sistemini de uyarmaktadır.

Elma sirkesi bal karışımı

Bir bardak suyu birer çay kaşığı elma sirkesi ve balla karıştırınız. Bu karışımı her öğün içiniz. Mide ekşimesi, gaz ve kabızlığa karşı sindirim üzerine teskin edici özelliği gösterirken, birçok tedavi süresince hızlandırıcı özelliği görülür. Meselâ sık sık burun kanamalarına karşı kanın pıhtılaşmasını sağlar.

Ameliyat olmanız icab ediyorsa bundan dört hafta önce bu karışımı almaya başlayınız.

Akşamleyin rahatlatıcı bir banyo

Haricen kullanıldığında elma sirkesi yorgun kasları tekrar zinde kılmaktadır. Bir küvet suya iki bardak sirke ilâve edildiğinde gergin kasları gevşetmektedir. Bütün gün ayakta kaldıktan sonra bazen ayaklarımızın şiştiğinden ve ağrıdığından şikâyet ederiz. Bu durumda, inceltilmiş elma sirkesiyle hazırlanan suda ayaklarımızın ağrılardan kurtulmasını ve dinlenmesini sağlayabilirsiniz. Banyo yapmanız müsait değilse, küvet veya bir leğene, ayak bilekleri suyun içinde kalacak şekilde, isteğe göre sıcak veya soğuk su doldurunuz.